1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Demokrasiyi Niye İstemiyorlar?
Demokrasiyi Niye İstemiyorlar?

Demokrasiyi Niye İstemiyorlar?

Batılı küresel ifsat güçleri, İslami ülke halklarının özgürce iradesini ortaya koyduğu her durumda hep İslami değerlerden ve bu değerlerle özdeşleşmiş şahıs ve partilerden yana tercihini yaptığını artık adı gibi bilmektedir.

A+A-

Abdulhakim Beyazyüz, yeni yazısında Sisi yargısının son idam kararlarını ve Batı’nın tutumunun sebeplerini analiz ediyor.

***

Demokrasiyi Niye İstemiyorlar?

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’a hamd, Resul’üne salat u selam olsun.

Mısır’dan gelen yeni idam kararı haberleri, darbecilerin hukuksuzluğunu bilenleri bile şok etti. Zira zalimliği ve hukuk tanımazlığı tescilli olan darbecilerin adalet adına değilse bile, dünya kamuoyunun gözü önünde bu derece alçalacaklarını kimse beklemiyordu. Öyle ki; verilen kararlara mahkeme kararları demek için dahi bin şahide ihtiyaç duyulurdu. Zira verilen kararlar, mahkemenin/muhakemenin değil, ancak muhakemesizliğin delili olabilirdi. Darbecilerin sözde mahkemeleri, meşru cumhurbaşkanı Mursi’yi İran ve Hamas ajanlığı gibi gülünç bir iddia ile ölüme mahkûm ettiği gibi, Katar’da yaşayan Dünya Âlimler Birliği Başkanı Yusuf El-Karadavi’ye de şiddete teşvikten idam cezası veriyordu. Hızını alamayan darbecilerin kuklaları, 19 yıldır İsrail hapishanelerinde tutuklu olan Filistinli Hasan Selame’ye ve hatta ölülere de idam cezası vermekten utanmıyordu.  Nitekim 2014’teki İsrail saldırılarında şehit düşen İzzetin el-Kassam komutanlarından Raid el-Attar da bunlardan birisiydi. Ölülere ceza vermekten utanmayan darbecilerin iradesiz kuklacıları, elbette İhvan’ın genel başkanı Bedii‘ye de idam cezası vermeyi unutmayacaklardı.

 Aklın, vicdanın isyan ettiği bu duruma nasıl gelinebilmişti? Bunu Ortadoğu intifadalarının seyrini hatırlamadan anlamamız mümkün olmayacaktır. Bilindiği gibi Tunus’ta Muhammed Bouazizi’nin kendisini yakmasıyla başlayan ve başarıya ulaşan intifada, daha sonra diğer ülkelere sıçramış ve Mısır, Libya, Yemen’de ciddi değişimlere sebep olmuştu. Öyle ki; belli oranlarda olsa bile, intifada ve direnişlerden etkilenmeyen hiçbir ülke kalmamıştı. 

Batılı küresel güçler bu sürece gerek hazırlıksız yakalanmalarından ve gerekse bu değişimlerin kendileriyle işbirliğini sürdürecek batılılaşmış kesimlerin öncülüğünde sürme ihtimalinden dolayı, olumsuz anlamda çok açık müdahaleye girişmemişlerdi. (Bunun bir istisnası, Fransa’nın Tunus’taki tutumuydu ve süreç Tunus’ta başarıya ulaştığında, Fransa dışişleri bakanını görevden almak ve özür dilemek zorunda kalmış, Libya’daki direnişte de diktatör Kaddafi’ye karşı direnişçileri, en önce destekleyenlerden birisi olmak suretiyle, bu hatasını telafi etmeye çalışmıştı.)  

Fakat küresel istikbar güçlerinin bu tutumu çok uzun sürmedi. (...)

YAZININ DEVAMI >>>