1. HABERLER

  2. HABER

  3. 'Demirtaş'ın Samimiyetsizliğini Unutmam'
'Demirtaş'ın Samimiyetsizliğini Unutmam'

'Demirtaş'ın Samimiyetsizliğini Unutmam'

Başbakan Davutoğlu, Demirtaş'ı eleştirerek "Benim odama gelip, 1 Ekim’de Çözüm Süreci'ni konuşacaksınız, 6 Ekim’de milleti isyana teşvik edeceksiniz. Bu samimiyetsizliği unutmam" dedi.

A+A-

Başbakan Ahmet Davutoğlu İzmir'deki Başbakanlık Ofisi'nde, Show TV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Seçim vaatlerini anlatan Davutoğlu, "Son 5 ay içinde öyle bir psikolojik algı operasyonu yapılıyor ki Kılıçdaroğlu’nun hiçbir hesaba dayanmayan asgari ücret veya mazot açıklamalarını öne çıkararak sanki AK Parti’nin kitlesel taleplere duyarsız kaldığı gibi bir algı oluşturmaya çalışıyorlar” dedi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bir yarış da başladı yani Kılıçdaroğlu, 'bin 500' diyor, öbürü '2 bin' diyor, bir tanesi de çıkıp '5 bin' dedi. Ben buradan çağrıdan buluyorum; kimsenin elini tutan yok, asgari ücreti devlet tespit etmez. Asgari ücret, işveren ile işçi arasındaki sözleşmedir. Devlet, neredeyse sadece şahitlik yapar. Kılıçdaroğlu, bir banka var, yani CHP’nin ortak olduğu, o bankada kredi faizlerini silsin, kimse engellemiyor ki, şimdi ismini vermeyeyim bankanın, burada hiçbir bankayı şey yapmak istemem ama CHP’nin doğrudan ortak olduğu bir banka, silsinler kredi faizlerini. Bu kredilerden doğan borçları silsinler. Kimse engellemiyor. İşte İzmir’deyiz yerel yönetim, işçilere, asgari ücretin üzerinde veya başka yolla ödeme yapsın. Başlasınlar. Efendim, TÜSİAD’ı onun için çağırdım, eğer siz bu fikirleri destekliyorsanız, desteklediğinizi ifade edin. TOBB’da Kılıçdaroğlu’nun yüzüne bakarak söyledik; kaç işyerinin kapanacağını, kaç işçinin işsiz kalacağını. Türkiye’deki maliyet artışı dolayısıyla ne kadar yatırımın çok daha az asgari ücret  veren ülkelere özellikle Doğu Avrupa ülkelerine, ta Polonya’ya gideceğini hesaplasınlar.”

“Seçim güvenliği için her türlü tedbiri alıyoruz”

Davutoğlu, soru üzerine  devlet, seçim güvenliği için her türlü tedbir aldığını, sandıklarla ilgili de alacaklarını, bundan kimsenin tereddütü olmaması gerektiğini belirtti.

“Selahattin Demirtaş, önce insani ilişkilere dikkat edecek”

Gazetecinin, “Adana, Mersin konusunda, Selahattin Demirtaş’ın söylediğini duymuşsunuzdur; İçişleri Bakanı bombalamadan sonra beni aramıştı. Ben Başbakan'ın beni aramasını bekledim. Aramadığı gibi bir de failin bulunduğunu seçim mitinginde öğrendim gibi bir açıklaması var” sözleri üzerine de Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Selahattin Demirtaş, önce insani ilişkilere dikkat edecek. Nezaket bekleyen nezaket gösterir. Selahattin Demirtaş, Başbakan olduğum günlerde, ilk kabul ettiğim kişilerde biri. Benim odama gelip, 1 Ekim’de konuşacaksınız, 6 Ekim’de milleti savaşa, isyana teşvik edeceksiniz. Bu samimiyetsizliği, ben unutmam. 1 Ekim’de benim odamda çözüm süreci konuşacağız, 6 Ekim’de tweetlerle, ‘isyan edin’ diyeceksiniz. Şimdi de daha Adana, Mersin olayı çıkmış, sen tutup AK Parti’yi ve beni suçlayacaksın. Bizi herkes tanıyor. Herhangi bir şiddette şu ana kadar AK Parti yer aldı mı? Bizim partimize kapatma davası açıldı, Sayın Cumhurbaşkanımız Genel Başkan olarak, biliyorsunuz, bütün partilileri, sakin olmaya davet edip, Anayasa Mahkemesi’ne gidildi doğal olarak. Sen daha olay olur olmaz bu işin işin arkasında, ‘AK Parti var, bu işin arkasında Başbakan var’ diyeceksin, ‘bu işin arkasında Cumhurbaşkanı var’ diyeceksin. Sonra da benim aramamı bekleyeceksin."

"Dürüsütlük meselesi"

Başbakan Davutoğlu, "Erzurum Milletvekili adayı Abdurrahim Fırat’a açıkça saldırıldı. Kendisi beni aradı mı? Burada mesele arama meselesi değil sadece dürüstlük meselesi. Eğer, tutup bizi suçlamasaydı, yine de ben bütün onların bütün hatalarını gözardı edip, arayabilirdim. İlk anda, şiddetle telin ettim ve dayanışma ifade ettim. Peki şimdiye kadar AK Parti binalarına yapılan saldırı, AK Parti milletvekili adaylarına yapılan saldırı konusuna Demirtaş’ın herhangi bir kınamasını gören oldu mu?” diye konuştu.

Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran seçimiyle ilgili, "Bir kere şundan emin bir şekilde söyleyebilirim, AK Parti'nin net bir çoğunlukla iktidar olacağından bir şüphemiz yok. Önemli olan bu çıtayı, anayasayı değiştirecek çoğunluğa gelecek şekilde yukarı çekmek" dedi.

"Demirtaş tercihini yapmalı"

Kürt vatandaşlara seslenen Davutoğlu, "Sizin dedelerinizi bu anlamda itham eden birisinin sizin temsilciniz olması mümkün mü?  Eğer Kürtler ve Türkler bunu yaptılar gibi bir ifade kullanıyorsa Türkiyelileşmesi mümkün mü?" Ermeni soykırımı iddiasını gündeme getirenler Kandil, İmralı, HPD üçgeni içinde öyle unsurlar var ki, bu topraklar üzerine bir takım operasyon yapmak isteyenlerin sözcüsü bunlar Çözüm Süreci'ne karşı. Türkiye'de demokratik bir siyaset ortamının olduğunu düşünen bir kesim de var. Biz onlarla Çözüm Süreci'ni devam ettiririz. Ama Selahattin Demirtaş tercihini yapmalı, hangi kesimden olduğunun tercihini yapmalı" şeklinde konuştu.

Çözüm Süreci'ni bütün milletle birlikte yürüttüklerine dikkati çeken Davutoğlu, "Çözüm Süreci konusunda şu veya siyasi düşünceye sahip kim varsa hiçbir fark gözetmeden onlarla Çözüm Süreci'ni çalışmaya devam ederiz. Ama uluslararası irtibatlarla Türkiye'de ameliyat yapıp da Türkiye toprakları üzerinde hak iddia etmek isteyen birilerinin sözcülüğünü yapan Demirtaş gibi bir takım aktörler bu sözcülükten vazgeçmezlerse onlar kendi yoluna biz kendi yolumuza gideriz. Türkiye'nin demokratikleşmesi üzerine Çözüm Sürecini inşa etmeye devam ederiz" dedi.

Davutoğlu, DHKP-C'nin irtibatlı olduğu müzik grubu üyesi birisinin Hatay'da CHP'nin listesinin başında, Esed'e övgüler yazan biri olduğunu söyledi.

Başbakan Davutoğlu, "Öyle bir tablo var ki karşımızda, üç partiyle görünürde rekabet ediyoruz, onlar hiç birbirine bir şey yapmıyor. Bir de üç tane paralel illegal örgütle mücadele ediyoruz. Ama bunların hepsini, altısını demokrasinin tarihi çöplüğüne paketleyeceğiz" diye konuştu.

"Bundan daha önemli bir projemiz yok"

Davutoğlu, bütün bu süreçte, İmralı-Kandil-HDP üçgeninde birçok farklı görüşlerin ifade edildiğini, sadece seçime nasıl gireceği hususu değil, Çözüm Süreci'nin seyri konusunda da farklı görüşler aktarıldığının aşikar olduğunu dile getirdi.

Karşıda tutarlı davranan bir muhatap bulunamadığında, sürecin idaresinde ve yönetiminde sıkıntılarla karşılaşıldığına vurgu yapan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Her ne surette olursa olsun, tekrar ifade ediyorum, Çözüm Süreci bizim için Türkiye'nin bütünlüğü, Türkiye'de yaşayan her vatandaşın etnik ve mezhep kimliğinin ötesinde, huzurlu bir hayat yaşaması için bir zaruret. Bundan daha önemli bir projemiz yok. Bu projeyi hayata geçirirsek, Türkiye'nin bütün her yerinde hem huzur olacak hem ekonomik kalkınma olacak hem de İzmir için zikrettiğim şey, Diyarbakır için geçerlidir. Nasıl ki İzmir, Akdeniz ekseninde bütün o kaos ortamı içinde, yükselen bir şehir olabilir, eğer Türkiye'de Çözüm Süreci olur, Türkiye özellikle de verdiğimiz teşviklerle doğuya, güneydoğuya doğru ciddi yatırım giderse Diyarbakır, Şanlıurfa, bütün Orta Doğu'nun önemli, ekonomi ve sanayinin üretim merkezi haline dönüşür. Birileri zaten bunun için silahların bırakılmasını istemiyor, bunu engellemek için."

"Kürt vatandaşlarımızın bu oyunu görmesi lazım"

Program sunucusunun, "Öcalan ve HDP hattında bir ayrım görmüyorsunuz" ifadesi üzerine Başbakan Davutoğlu, şöyle dedi:

"Hayır, gördüğümü ifade ettim. 'Birçok görüş ayrılıkları var ve bu süreci etkiliyor' dedim. Salı günü Sayın Cumhurbaşkanımızla Hakkari'de Yüksekova Havalimanı'nı açacağız. Biz o havalimanını bir şov için açmıyoruz. Hakkari'yi bütün Orta Doğu'da çıkmaz sokak gibi bir konumdan çıkartmak istiyoruz. Türkiye'nin, iki ayrı ülkeye, aynı anda sınırı olan birkaç şehrimizden biri. İsteriz ki İran'a, Irak'a doğru bütün ticaret oradan aksın. Ama bunun için barış lazım, bunun için Çözüm Süreci lazım. Biz bunu teklif ediyoruz. Diğer taraf ise şöyle davranıyor. 'Ben buradan alabileceğim şeyi alayım. Eğer oy alabileceksem parlamentoya girersem, silahı yine elimde tutar, parlamentodaki gücümü de kullanır, kendi zihnimdeki yol haritasını empoze ederim. Eğer parlamentoya giremezsem, silahla tehdit etmeye devam ederim.' Kürt vatandaşlarımızın bu oyunu görmesi lazım. Burada bir oyun var, bir tuzak var. Yoksa, bunların Kürt vatandaşlarımızı temsil diye bir hakları da iddiaları da olamaz."

CHP'yi de eleştiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

"CHP'nin 1930-40'lı yıllardaki tek parti zihniyeti neyse HDP'nin bugün bölgeye dönük zihniyeti de yaklaşımı da aynı. Tehdit, şantaj, baskı her yol var. Ama biz CHP değiliz, biz MHP de değiliz. Biz Türkiye'nin her yerinde siyaset yaparız, başımızı koyarız, gidemeyeceğimiz il yoktur, konuşmayacağımız vatandaş yoktur."

AA

HABERE YORUM KAT