1. YAZARLAR

  2. Hilal Kaplan

  3. Demirtaş Gülenci olsaydı, neyi farklı söylerdi?
Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Yazarın Tüm Yazıları >

Demirtaş Gülenci olsaydı, neyi farklı söylerdi?

A+A-

Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası boyunca Demirtaş, 30 Mart’ta tutmamış olsa da 17 Aralık’ın söylemlerini kullandı. Ağzını açarken ayakkabı kutusu, kaparken hırsız dedi. Nerdeyse sadece bölgeye gittiğinde demokratik özerklik ve anadil dedi. Gülencilerin bürokrasi kadrolarından ayıklanmasını büyük haksızlık olarak değerlendirdi. O zaman da sormuştuk: Demirtaş Gülenci olsaydı, neyi farklı söylerdi?

Seçim sonrası da aynı tutumunu sürdüren Demirtaş, sadece 6-8 Ekim Kıyımı sonrası, koltuğu sallantıda olduğundan söylemini yumuşatmak zorunda hissetmişti. Ancak geçen hafta ‘sahalara döndü’. Çözüm taslağının Kandil’e gideceği hafta, Meclis grubunda Ak Parti’yi IŞİD’cilikle suçlayarak yeni bir 6-8 Ekim Kıyımı’na davetiye çıkarmak ister gibi davranmaya devam etti. En son dün, Gülencilerin en Kürt düşmanı gazetesi olarak nitelenen Bugün’e röportaj verdi.

Bugün, KCK davalarının ve güvenlikçi politikaların önde gelen savunucusu olmasının yanı sıra, çözüm sürecini ‘ihanet süreci’ olarak tanımlayan yayın çizgisi ve yazar karosundaki eski savcı Gültekin Avcı’nın her HDP’li potansiyel terörist olarak etiketleyen yazılarıyla da biliniyor.

Dolayısıyla röportajda Demirtaş’ın, hükümetin çözüm sürecindeki tavrını ‘hiç’likle eşitlemesi ayrıca sırıtıyor. Kaldı ki Demirtaş, “Süreç başladığında talepler belliydi. Hükümet ne yaptı? Hiçbir şey. O yüzden süreç ilerlemiyor” dediği sıralarda, HDP İmralı heyeti Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’la toplantıdaydı. Görüşme sonrası Sırrı Süreyya Önder ‘Hükümetin oyalayıcı bir tutumu yok, İmralı heyeti genişleyecek, süreç ilerliyor’ açıklamasını yapmıştı. 

Demirtaş’ın çözüm süreci hususunda hükümeti Bugün’e şikâyet etmesi, İslâmcı bir aydının dindarların hakları hususunda hükümeti Sözcü’ye şikâyet etmesi gibi bir şey. Ancak röportajın bağlam olarak ironisinin yanı sıra, dikkatimi en çok Demirtaş’ın Bugün gazetesinin sahibi olan Akın İpek’in altın madenlerine sahip çıkması çekti. Röportajda şöyle geçiyor:

“Demirtaş, altın madenlerine geçici faaliyet belgesi verilmemesi ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Hükümet idari uygulamalarda eşit ve adil davranmalı, ideolojik, partizanca davranmamalı. Bir işverene sırf cemaate yakın olduğu için haksızlık yapılırsa bunu bizim vicdanımız kaldırmaz, kabul edemeyiz.”

Aynı Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında “Bergama köylülerinin siyanürlü altın madenlerine karşı direnmesinden bugüne doğa katliamları ülke gündeminden düşmüyor” diyerek İpek’in altın madenine karşı direnen işçileri övüyor; “Karnımızı doyuran toprak, kanımızı temizleyen hava, yaşamın kaynağı su ve bu dünyayı paylaştığımız diğer türler: Bugün bunların hepsi için direnmeyi göze alamayanların demokrasiden, adaletten ve insanlık için bir gelecekten bahsetmesine imkan yoktur” diyordu. Kimin neden bahsetmesine imkân yok, artık Demirtaş karar versin.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT