Demir Kız!

15.02.2008 19:10

Sibel Eraslan

Hey Sen! Zaman kargaşası. Dünü yarına taşıyan beklenmedik hatırlatıcı.

Evet sen! Mekansız. Herkesler sığdı da yeryüzüne, bir seni sığdıramadılar hiçbir yorgan altına...

Sana diyorum. Demir Kız!

Peryot Cetvelinin en ağır madeni: Demir! Demirden kız... Gökten indirilmiş ağır demirin kızı... Yüzündeki çocukluk çilleri demir tozundan üflenmiş. Zayıf ve kısa omuzlarına inat, sırtına demirden bir damga vurulmuş: Ah! Evet kaçmana imkan yok, damgandan tanıdık seni: İmran Kızı Meryem’in taşıdığı o demirden damga değil mi bu?

Biliyorum için sıkışık, kalbin kabarık, ruhun küsülü ve kırık, alnın ak, bağrın temiz ve dik. Biliyorum parmak uçlarını insanların, pek sevememiştin eskiden beri zaten, şimdi ise tüm seni gösteren işaret parmaklarından gözün kararıyor biliyorum...

Biliyorum içinde birikmiş lavlarının, dışarı taşacak damarlar aradığını. Biliyorum yüreğinin delik delik dağlandığını. Pompei’ye denk bir isyanla patlamaya hazır itirazlar biriktirdiğini... Ama hemen sonra yaşından beklenmeyen bir sabırla Tufan Gemisini sırtlayan Cudi Dağı’na dönüştüğünü... Kuruttuğun hiddetli lavlardan göz kamaştırıcı mercanlar ördüğünü... Kirlilikler ve kötülükler deryasındaki o Son Gemi’yi, kıyamet dalgaları arasından son bir umutla tutup karaya çıkaran bir selamet haberisin sen...

Sen, yazmasında kaderimizin yazıldığı, susarken bile konuşan Demir Kız!

Şeffaflık tozu mu döktün her birimizin üzerine? X ışınları gibi içimizden geçerek, ne varsa içimizde kötülük ve iyiliğe dair, her şeyin resmini gösteriyorsun bize. Her şey çok açık. Nefret ve tahammülsüzlük apaçık ortaya çıkıyor, sözkonusu Sen ve şu örtün olunca.

Başına taktığın örtü, acaip bir sihirle tüm maskeleri döküyor yüzlerden, bir bir. Doğrusunu istersen hep şikâyet ettiğim insanların şu maskelerini, geri takmalarını tercih ederdim ben. Zira, maskesiz hallerine dayanamıyorum onların... Orklar, Troller, Nazgullar, Yüvesvisler, Vesvasiller, Tepegözler, hepsi çıkıyor gazaplı deliklerinden bir bir... Korkunç ve vahşiler.

Hepsi hepsi birleşip üzerimize üzerimize geldiğinde... Sanma ki kavgadan kaçarım, hayır böyle değil sen de biliyorsun çok iyi dövüşürüm. Ama dövüşmek değil şimdi bahsettiğim, başka bir şey: Gözlerini kapa ve içinden 10’a kadar say! Sadece dur’makla ilgili bu yeni hareket.

Dur! Bir dağ gibi!

Sabırla dur!

Uhud’u terk etmeyen yeminlerine sadık okçular gibi DUR!

Göğü yere bağlayan, yeryüzüne çakılmış sağlam bir çivi gibi DUR!

İçinden 10’a ve O’na kadar say!

Kalbini Rabbine aç. İnşirah insin kalbine. Kalbini şerh eden dua defterlerini tut. Bir su bükücü gibi su damlalarından maharetle yaptığın o su zırhını giyin. Abdest al. Unutma su, senin sırdaşındır, suyun o ipeksi direnç dilini, bir sen kaldın konuşan, unutma!

Su ile dur, okumak ile dur, sevmek ile dur, aşk ile dur, sabır ile dur...

Kaderin örsüyle feleğin çekici arasında ateşle dövülen bir demirsin sen! Ateşine dökülen her su ile daha mahir bir kılıç olacağını sakın unutma...

Şimdi dövüyor hayat seni, benim Demirden güzel kızım!

Dayan, vazgeçme, aşkından dönme... Hepsi geçecek! İnan geçecek, bitecek, sönecek, batacak... Sen şimdi BATMAYAN’a çevir gözünü. Ve öylece DUR!

Vakit gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim