Demek eli kanlılar depremde yardım etti

24.10.2009 00:39

Hüseyin Öztürk

Türkiye’de İsrail askerlerine “eli kanlı katil” denilmiş.

 “Değil mi?” Çocukları uzaylılar mı öldürüyor? İsrail resmi mevkutesi gibi olan ama Türkiye topraklarında basılıp yayınlanan malum vergi kaçakçısı kişinin gazeteleri, İsrail ağzı ile haber yapıp; “Eli kanlılar dediğiniz İsrailli askerler size 1999 depreminde yardım ettiler” diyor.

Evet, o dönemde İsrailli askerler gelmişti, depremzedeler kendilerine yardım edenlerin İsrail askerleri olduğunu öğrenince reddetmişler; “Sizden gelecek hayır gelmez olsun” diye ölümü seçmişlerdi. Bunu malum medyanın görmesi mümkün değildi, çünkü o anda bile yine İsrail tapıcılığı yapıyorlardı. Eli kanlıların böbrek hırsızlığını da görmediler.

Eli kanlı teröristlerin ataları, yaşadıkları topraklardan kovulunca acaba ilk önce kim kucak açtı? Eli kanlı teröristlerin depremde bize yardım ettiklerini hatırlayan örümcek beyinliler, neden Osmanlı’nın yaptıklarını hatırlamak istemezler? Onu hatırlatmak da bize düşer. Daha önce yine hatırlatmıştık, bir daha hatırlatalım. Buyurun tarihe.

Orhan Bey döneminde Bursa’ya gelen Musevilere çalışma ve yerleşme hakları dâhil bütün imkânlar en geniş şekilde verilir. Museviler bir arada yaşamak için “Yahudi Mahallesi” kurar ve çoğaldıkça çoğalırlar.

I. Murat zamanı olan 1360-1389 yılları arasında Trakya’nın fethiyle yani 1365 yılında Edirne’ye giren Sultan, Museviler tarafından büyük bir coşkuyla karşılanır. Edirne’deki Musevi halk, fakir ve Bizans zulmünden çok çekmiş küçük bir cemaattir. Osmanlıların gelmesi onlar için bir kurtuluştur ve hatta sinagoglarını bile inşa ederler.

O zamanlar Edirne’de kurulan ve bir çeşit din akademisi konumunda olan “Yeşiva”, tüm Osmanlı şehirlerine açık bir eğitim merkezidir. Polonya, Macaristan ve Rusya’dan öğrenciler, Musevi dini eğitimi almaya gelirler.

Musevi Dr. İshak Paşa, saray hekimbaşısı olur. Bu ilk resmi tayindir ve artık imparatorluk süresince devam eder. Padişah ayrıca Sultan İshak Paşa ve ailesini vergiden muaf tutacak bir ferman çıkarır. Bundan sonra Musevilerin saray doktorluğu gelenek halini alır ve birçok Musevi tıp uzmanı, Bab-ı Ali’de görev yapar.

Osmanlı Musevileri, Avrupa’da yaşayan dindaşlarıyla kıyaslanmayacak derecede iyi bir hayat sürer. Her türlü ticareti yaptıkları gibi, istedikleri şekilde giyinip para harcamaktadırlar. Hatta bazen öyle ileri giderler ki, Osmanlı halkı arasına nifak bile sokarlar.

Bu iyi hayatı gören iki mülteci David Kohen ve Kalman, Avrupa’da kötü şartlarda yaşayan dindaşlarının, Osmanlı topraklarına gelmelerini isterler. Onların ısrarıyla Haham İsak Sarfati, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki hoşgörü ve iyi yaşam şartlarını içeren mektubuyla, Alman Musevilerini Osmanlı topraklarına davet eder. Bu davet ile Macaristan, Sırbistan, Bosna, Kırım ve Almanya’dan büyük gruplar gelir.

31 Mart 1492 yılında İspanya Kralı Katolik Ferdinand ve Kraliçe İsabele, Musevileri İspanya’dan kovan meşhur fermanı yayınlar. Kendilerine İspanya’yı terk için üç ay gibi kısa bir süre tanınır. İspanya’nın Musevileri kovmasıyla, 200 bin Musevi’den 90 bini Sultan II. Beyazıt’dan imdat ister. Beyazıt, topraklarının kapısını açar ve Musevilere kötü davrananların idam edileceğini duyurarak; gelenleri İstanbul, Selanik ve Edirne’ye yerleştirir.

1497-1498 yıllarında ise bu sefer de Portekiz Musevilerinin göçü başlar. Bu göç dalgasında gelenler, servetleriyle gelirler ve özellikle Edirne, Selanik ve İzmir’e yerleşerek hızla cemaatleşme yoluna giderler.

Yavuz Sultan Selim zamanında Kudüs’ün Osmanlı topraklarına dâhil edilmesiyle diğer şehirler de canlanır. Nüfus 350 aileden 2 bin ailenin üzerine çıkar. Bölgede mali işlerin tamamı Musevilerce yürütülür. Sarraf başı, para basanlar Museviler arasından seçilir.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kudüs imar edilir. Şehrin surları, ünlü Mimar Sinan tarafından restore edilerek şehre su getirilir. Kanuni devrinde kabul edilen kapitülasyonlar sayesinde Museviler bir hayli zenginleşir.

Musevilerin Osmanlı hoşgörüsünden elde ettikleri imkânlar elbet bu kadar değildir. Osmanlı’nın himayesinde büyüyen ve korunan İsrailliler, beslendikleri tekneye yavaş yavaş ihanet etmeye başlarlar ve halen ihanetleri devam etmektedir. Tarih böyle söylüyor.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim