Demek dış güçlerin işi

31.08.2010 00:31

Hüseyin Öztürk

Öyleyse öyledir, ne diyelim. Dış güçlerin işi deniliyorsa, dış güçlerin işidir.

İnanmazsak da inanmış gibi yapmak öncelikli ahlaki davranışlarımızdandır. Şimdi dış güçler yaptı deniliyorsa, kalkıp da; “Doğru mu” diye sormak çok ayıp olur! Öyleyse öyledir.
Neden bahsediyorum, Saadet Partisi’nin olaylı iftarından. Kur’an-ı Kerim okunurken, dualar edilirken, insanlar orucunu açarken, devrilen masalardan, küfürleşmelerden ve devamında meydana gelen olaydan söz ediyorum.
Meğer bütün bunları yapanlar ve yaptıranlar dış güçlermiş. Vay anasına, şu namussuz dış güçler de ne kuvvetlilermiş meğer. Taa nerelere kadar sızmışlar, üstelik açık açık da bir hafta önceden iftarda protestolar yapılacağını söylemişler. Cesaretlerine hayranım.
Demek o kadar güçlüler ki bu kadar açık oynayabiliyorlar. Herhalde güçlü olunca böyle oynanıyormuş. Yalnız nedense bu tür olayların meydana geleceğini bile bile; ne Numan Kurtulmuş cephesi ne de diğer cephe kılını bile kıpırdatmamış. Hayret!.
Öyle ya madem partiye mensup gençler dış güçlerin oyununa gelmiş, madem protestolara dair duyumlar vardı, neden iki taraftan biri bu gençleri kenara çekip, “Ey arkadaşlar! Siz ne yapıyorsunuz, bakın dış güçlerin oyununa geliyorsunuz” dememişler.
Yanlış hatırlamıyorsam 1977 kongresiydi. Olaylı geçmişti. Korkut Özal ekibiyle Erbakan Hoca ekibinin arasındaki kargaşada kalmıştım. Arbede sırasında epeyce dayak yedim. Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Karahasanoğlu o günleri iyi hatırlar.
Arasat’taki dayaktan sonra elim yüzüm kan içindeydi, ayakkabılarım ayağımdan çıkmış, gömleğim yırtılmış, pantolonum zarar görmüş, küçük bir savaştan çıkmış gibiydim. İki taraftan da kimse gelip benimle ilgilenmedi, “Sana ne oldu” demedi.
Oysa Erbakan Hoca ekibinin öncü koruma güçleri olarak görevlendirilmiştik. Hadiseden sonra tavandakiler kucaklaştı, ben o halimle eve gittim, anam halimi görünce baygınlık geçirdi. Olup bitenleri anlatıncaya kadar kadıncağız, epey gözyaşı döktü.
Sonra ne oldu, ne denildi bilir misiniz? Olaylar yine dış güçlere yüklendi. O günlerde hiç aklıma gelmedi de bugünlerde biraz zoruma gitmeye başladı. Yahu ne var, kongrede sizlerin yüzünden dayak yemişim, gömlek istemem, ayakkabı istemem ama hiç olmazsa bir “Geçmiş olsun” denilmez miydi?
Meramım bunları anlatmak değildi aslında. Geldi geçti ama nasıl oldu bilmiyorum birden araya girdi işte. Belki de dış güçler bu sahneyi bana hatırlattı. Çünkü yaklaşık 40 yıldır meçhul dış güçler, bizim camianın iç işlerinden elini hiç çekmedi. Bir türlü de öğrenemedik kimler olduklarını fakat öyle zamanlarda imdada yetişiyorlar ki, ne kadar taşınamaz yük varsa, hepsini sırtlanıyor ve alıp götürüyorlar. Bilmem anlatabildim mi? Geçelim.
Numan Bey’in verdiği iftara gidemedim. Başka yere sözüm vardı. Numan Bey iftarda yaptığı konuşmada referandumda “Evet” diyecekleri ve miting yapacakları için önlerinin kesilmek istendiğine dair ifadeler kullanmış. Allah’tan “Dış güçler” dememiş.
Numan Kurtulmuş’un bu süreçte yaptığı en güzel hizmetlerden birisi, “Evet” desteğini hemen açıklaması olmuştur. Eğer biraz gecikseydi, dış güçler veya iç güçler, bu konuda kendisini epey zorlayabilirler, hatta “Ret” kararı bile çıkarttırabilirlerdi.
Sayın Numan Kurtulmuş ve değerli eşi Sevgi Kurtulmuş Hanımefendinin her zaman her yerde birtakım “vesayetçilerle” yolları hep kesişmiştir. Onların kimler olduğunu ve nasıl olduklarını hem öğretim üyelikleri sırasında hem de siyasete girdikten sonra çok iyi öğrenmişler ve bilmişlerdir. Bu yüzden kimse onları “Evet” yolundan çeviremez.
Öyle inanıyorum ki, bu sebeple devleti de milleti de çeşitli vesayetçilerden kurtarmak için yola çıktılar. Lakin şu dış güçler yok mu (!) her şeyi onlar planlıyor. Neyse geçelim ve soralım: “Peki; bu işi dış güçlere yüklemek, gençlere piyon demek olmuyor mu?”

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim