Dekolte kapitalizmi...

13.05.2011 11:50

Atilla Özdür

Dekolteyi ferahlama, açılıp saçılma yoluyla rahatlama anlamında kullanabileceğimiz gibi, insanın hemcinslerini kıskandırmak için faydalanacağı bir gösteri unsuru olarak da düşünebiliriz...

Eski zaman Müslüman evleri tesettürlü idi. Kemalist rejim, özellikle ikinci harp yıllarında ulaşım araçlarının farlarına yaptığı gibi, tesettürlemeyi pencerelerimize de polis zoruyla uygulatmıştı... Devlet baba camlarımızdan ışık sızdığında mahalle bekçileri eliyle çok kez kapılarımızı tokmaklamıştır...
Kadınlar, başörtüsü, çarşaf, manto tayyör, ferace ya da çuval gibisinden çeşitli tesettür levazımatının dünyevi hazlarına verdiği ağırlığa tahammül edemeyen kadınlar, yavaştan yavaşa kafalarını gün yüzüne çıkarıp, kapitalizmin henüz tecavüzüne uğramamış atmosferinin bol oksijenli ferahlatıcı etkisinden faydalanmaya yönlendirildi...
Kapitalizm, kendinden önceki tüm üretim biçimlerini haklayıp da egemenliğini tesis etmeyi kafaya koyduğunda, Allah Azimüşşan tarafından dünyanın kurulu düzen ve ahengini değiştirmeye kalkıştı...
Fert topluma tabi iken, cemiyetin ferde boyun eğmesi kurallaştırıldı. Mahalle baskısı denilen kamuoyu denetiminin pabucu dama atıldı... Toplumun ihtiyacını karşılama amacıyla yapılagelen üretim planlamasına son verilerek; tüketimde sınır tanımaz bir başıboşluğa itilen toplum, devleti kontrol ve denetimine alan kolektif sermaye tarafından ekonominin hizmetine koşuldu...
Şimdi Dekolte, rotası ters yüz edilen toplumda tekil kişilerin kıskançlık ve hasetten hemcinslerini çatlatma kertesindeki ihtiraslarını tatmin aracı olarak, genellikle kadınlara bu maksatla kullandırılan bir chip olup çıktı...
Düşünebiliyor musunuz, köpüğü ve kalıntısı çevreye zarar vermeden çözülebilen zeytinyağlı sabunun terk edilerek, dekoltenin cazibesini arttıran palm yağlı kozmetiklerin derelere, göllere ve su kaynaklarına ettiklerini...
Hiçbir kadının dekoltesi, hiçbir erkeğe, kendisine saldırması için davetiye çıkarmaz... Çünkü dekolte,
israfçılığın meşruiyeti kendinden menkul bir soygun silahıdır, tacizciliğin değil...
¥
Günümüz ekonomik düzeni pazar ekonomisi adıyla anılıyor. Bunun birinci ikinci evreleri erken kapitalizm yılları olan 50’li 70’li yıllara rastlar. Üretimin pazar için yapıldığı demlerdir o demler ve rahmetli Erbakan’ın diliyle vahşi sömürge kapitalizmi denilir o günlerin sistemine...
İmalat sanayinin üretimiyle insan ihtiyaçları arasındaki mantıki, ahlaki ve vicdani bağ koparılmış ve üretim, insan ihtiyaçlarından bağımsızlaştırılmıştır...
Türkiyelinin, azınlıklardan devlet eliyle kendilerine sermaye transferi yapılan yerli kapitalistleri tarafından Duyun-u Umumiye’yi mumla aratıcı biçimde sömürülmeye başlandığı demler, ayni zamanda, devletin sistemine karşı cepheleşmenin de başladığı demlerdir...
Dekolte, ayağa düşürülür... Yer gök, dekoltedir...
Sık görülen yüzlerin çabuk eskimesi gibi, dekolte, üçüncü arz-ı endamından sonra eskidiği için yerini bir yenisine terk etmeye zorlanır... Ekranlardaki kadın programlarına, evlendirme seanslarına bakınız. Program çevirgenleri, saç tuvaletleriyle birlikte o gün giydiklerini ertesi gün çıkarıp atıyorlar...
Bayatlamış dekoltesiyle rüküş görünmesi istenmeyen bu çevirgenlerin ertesi günkü elbiseleriyle makyajları da, onları potansiyel müşterileri için yemleme zokası olarak kullanan üretici pazarlamacı şirketten...
Vicdansız kapitalizmin bu programcıların giyinip kuşandıklarını gün be gün hem de ücretsiz değiştirmesindeki amaç, model olarak kullanılan bu kişilerin taklit edilmesi yönünde, vatandaşı şartlamaktır...
Evladiyelik Arnavut kaldırımlarının yerlerine ikame edilen allı pullu modern kaldırımların da, dekoltelerinde meydana gelen hızlı yıpranmadan ötürü belediyelerce iki üç senede bir yenileştirilmesi, dekoltenin ne denli bir soygun silahı olduğunu gösterir...
¥
‘Hz.Allah, ihsan ettiği zenginlik nimetinin eserini kullarının üzerinde görmek ister’ biçiminde metne dökülen tükettirici telkin ve şartlamalar da ayrıca, şeytani israfçılığın muhafazakarca düzenlenmiş bir gerekçesidir...
Bu amaca yönelik giyim kuşam levazımatının kullanım ömrünü üç beş günle sınırlama görevi, kapitalizmin tanrılarınca, toplumun ahlakçılarına, yazar ve çizerlerine, ilim bilim adamlarıyla giyim kuşam sektörünün paraya boğduğu moda kreatörlerine havale edilir...
Hiç korkuya kapılınmasın. Erkeklerle her alanda eşitlenmiş ekonominin emekçi ve sosyetenin kumarcı bayanlarına kimsecikler dekoltelerinden etkilenerek saldırmaz...
Saldırganlar, Allah’ın baş belası kapitalistlerdir...
Hakimiyet de, sermayenindir, halkın değil...

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim