1. YAZARLAR

  2. M. Nedim Hazar

  3. Değişen ne?
M. Nedim Hazar

M. Nedim Hazar

Yazarın Tüm Yazıları >

Değişen ne?

A+A-

Noel Godin ismini duydunuz mu hiç?Bu amcanın en büyük özelliği siyasilere yaptığı eylemlerdir. Lakin kendi kültürünün ifadesi olarak pasta fırlatır, tramisu fırlatır, kek filan fırlatır siyasi ikonlara.

Belçikalı bu 'Pasta Teröristi' hareketini zaman içinde bir siyasi akıma dönüştürmeyi başardı. Özellikle Avrupalı siyasiler için çok ciddi anlamda tedirginlik kaynağı oldu Godin ve kankaları. Öyle ki, her siyasi toplantı öncesi medya Godin'e ulaşıp görüş alır oldu. '35 metreden pasta fırlatan ve hedefe ulaştıran bir sistem oluşturduklarını' ifade eden Godin, 'sponsorların katkısıyla' balonlardan veya uzaktan kumandalı oyuncak uçaklardan saldırı düzenleyebileceklerini söyledi. Belçika güvenlik birimleri, 'teröristin', Belçika'nın AB Dönem Başkanlığı sırasında rahatsız edici eylemlerinin engellenmesi için önlemler alındığını ve özel bir ekip oluşturulduğunu belirttiler.

Nesneler ile onların ihtiva ettiği anlamlar kültürlere göre değişken olabiliyor. Hele hele bu nesneler ile yapılan eylemlerin zaman zaman birbirine taban tabana zıt mana içerdiğini Doğu-Batı sosyolojik farklılığının temel parametreleri olarak görmek de mümkün. Misal Anadolu'da tülbent, yazma, örtü saflığın ve kirlenmemişliğin simgesi olarak hâlâ anılabiliyor. Siz bakmayın örtünmeye temelden karşı olanların 'türban başka-başörtüsü başka' diye kıvırtmalarına. Anadolu geleneğinde bir kadının beyaz örtüsü orta yere atılıyorsa ortada çok ciddi bir ahlaki sorunsal var demektir. Tıpkı -zıt anlam içerse de- bir boks maçında orta yere atılan havlu gibi!

Sonra ayakkabı mesela... Evin içine alınmaz ayakkabı bizim kültürümüzde. Zira tabanından dolayı necistir. Batı hayranı köksüz zihinler evin içinde ayakkabı ile gezinmeyi bir Batılılaşma işareti olarak algılarlar; lakin ayakkabı evin içine alınmaz, kapıda bırakılır. Zira ayakkabı dışarıya aittir, kirlidir ve yabancıdır. O nedenle düşmanın baktığı yerdir ayaklar.

Amerika'nın Irak'ı işgal ettiği zamanki görüntülerden en çok akılda kalanı 'terlik eylemi'ydi. Bir Iraklı terliğiyle Saddam'ın heykelinden intikam alıyordu! Bu bir semboldü; zira aynı şeyi ayakkabılarıyla yapan insan sayısı da hiç az değildi. Ayağa giyilen şeylerin tabanı Doğu kültüründe çok farklı anlamlara gelir. Ayakkabının altı görünecek şekilde oturmak büyük ayıptır misal olarak. Batı'da ise çürük yumurta benzer anlama gelmiştir hep. 'Ekmek bulamayınca' yedikleri şeyi atmak da bir protesto şeklidir Batı kültürü için. Doğu kültüründe bir tür taşlama olarak bilinen protesto yöntemi Batı ortaçağında yumurta ve bozuk gıdaya karşılık gelir. Avrupa ortaçağda adi suçluları meydanlarda çürük yumurta yağmuru için teşhir ederdi.

Daha önce de yazmıştım; Amerika'nın Irak'ı işgali 'bir zalimi başka bir zalimin cezalandırmasıydı' bana göre. Bu nedenle Saddam'a atılan terlik ile Bush'a fırlatılan ayakkabı arasında muhteva olarak çok bir farklılık yok. Tıpkı zalim bir diktatör olan Saddam Hüseyin ile emperyalist zalim George W. Bush arasında çok fazla fark olmadığı gibi...

Yanlış anlaşılmasın, birtakım Arap şeyhleri gibi gazeteciyi ve ayakkabısını kutsamıyorum. Hatta aksine 'neyseniz ona göre idare edilirsiniz' İlahi düsturundan dolayı Iraklıların biraz da tüm bu olup bitenleri hak ettiklerine inanıyorum. Elbette dökülen kanları, ölen masum insanları konu dışında bırakarak. Ama bir toplumun hak ettiği şekilde idare edileceğine inandım hep. Kılıçdaroğlu-Gökçek tartışmasını izlerken de benzer şeyi hissettim. Biz buyduk işte; toplumun bir kesimi Gökçek'i hak ediyordu, bir kesimi Kılıçdaroğlu'nu. Ve elbette bir kısmı da Uğur Dündar modelinin kahraman olduğu bir medyayı!

Toparlıyorum.

Atanın acziyeti kadar, atılanın karizmasındaki yırtığın büyüklüğü doğru orantılıdır bu tür eylemlerde. Yani eylemi yapan kişi ne kadar garibansa etkisi o kadar büyür eylemin. Ve aslında işgalin başından beri yaşanan her şeyin özeti gibidir gazetecinin attığı ayakkabılar. Ha Bush ha Saddam, yok aslında birbirinden farkları!

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT