“Değişen İçtihatlar, Değişmeyen Şeriat”

07.03.2015 03:48
“Değişen İçtihatlar, Değişmeyen Şeriat”
Özgür-Der Ereğli Şubesi’nde her ayın ilk haftası yapılan usul derslerinin bu ay ki konusu “Değişen İçtihatlar, Değişmeyen Şeriat” idi.

Özgür-Der Ereğli ” Şubesi’nde her ayın ilk haftası yapılan usul derslerinin bu ayki konusu “Değişen İçtihatlar, Değişmeyen Şeriat” idi. Sunum öncesi Suriye’de yaşanan olayları çarpıcı bir şekilde anlatan Haykırış Belgeseli sine vizyon olarak gelenlere izletildi. Daha sonrasında Hamza Türkmen’in sunumunu yaptığı konu; Geçmişten günümüze ve bundan sonraki yaşamımızda Rabbimizin belirlediği ölçüleri sosyal yaşamımız ile nasıl irtibatlandıracağımıza dair yaklaşımları ihtiva ediyordu. Kur’an ve sünnetin günümüz sorunlarına olan talep ve çözümlerine dair önemli açıklamalarda bulunulan Hamza Türkmen’in konuşmasının özeti;

İslam hukuku alanında değişenler nedir? Sabiteler nedir? Sorusu en temel meselelerimiz arasındadır. Bu anlamı ile üzerinde tefekkür edilerek sahih bir usuli bilinç edinmeliyiz. Her şey değişir demek kitabına uydurmak anlamı ile özdeşleşebileceği gibi, hiçbir şey değişmez demek de; her şey sabittir, belirlenmiştir manasına gelir ki bu da donukluğu, körelmeyi çağrıştırır. Her şeyin sahibi olan, bilginin de nihai kaynağı olandır ki, hükmü de orada ararız. Biz buna şeriat yani hukuk diyoruz. Şeriat Kur’an’da üç farklı manada kullanılmaktadır. Birincisi; Casiye Suresi 18. Ayette geçen “Sonra seni emirde Şeriat üzere kıldık. Öyleyse ona tabi ol…” Şeriat ifadesi; yol, cadde, açık ve doğru yol manasındadır. İkincisi; Şura suresi 13.ayetteki “ diğer Rasullere verdiğimizi size de şeriat yaptık…” ifadeden, dinin değişmeyen, neshe uğramayan ve itikadi ilkeleri kastediliyor. Üçüncü olarak; Maide Suresi 48. Ayette geçen “.. sizden her biriniz için bir şeriat bir yol(minhac) tayin ettik.” Şeriat’tan kastedilen hukuk, ibn Abbas’a göre “sırf Kur’an’ın getirdiği hükümler” dir. Ayette geçen minhac ise, Rasulullah’ın yöntemi, yolu anlamındaki hükümleri olarak anlaşılmaktadır. Rasulullah, Kur’an’da bahsi geçen bütün peygamberlerin kıssaları ile, mücadelenin her türlü çeşidine dair tefekkür ile kendisini eğitmiştir. Rasulullah’ın uygulaması bizler için asıldır. Çünkü O, en güzel örnekliktir. Fakat O’nun zamanla sınırlı olmayan uygulamaları olduğu gibi, zamana münhasır uygulamalarının da olduğunu görmekteyiz. Uhud savaşındaki okçulara verilen öğüt zamanla sınırlı olmakla beraber, Başörtüsü, Namazın uygulanması vs. gibi aslı Kur’an’da olan ve bizlere mütevatir olarak gelmiş örnekliklerin, zamanla sınırlı olmadığı görülür. Bunlar arasında ayrım yapabilmeliyiz. Ahzab Suresi 36. Ayette geçen “ Allah ve Rasulu bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına hiçbir muhayyerlik yoktur.” İfadesi bizlere kesinlik ifade eden bir kaynağı işaret etmektedir ki, o da Allah’ın kelamı olan Kur’an’dır. Aksi bir şekilde zanni, gaybi bir takım bilgilerin hüküm ifade edebileceğini düşünmek bizleri yanılgıya sürükler. Bu manada geleneğimiz içerisindeki akide kitapları olarak bizlere ulaşan birçok eser, içtihat yorum barındırması sebebi ile, akide kitabı olarak değil, kelam kitabı olarak görülebilir. Bu tarz kelam kitaplarının, günümüzde ifsat edici batı düşüncesi ve yaşam tarzına dair Müslümanlara önemli açılımlar, faydalar sağlayacak düşünceleri barındırması da bir güzellik olarak görülmelidir. Bizler hüküm ifade eden, herkesin anlayabileceği muhkem ayetlerin ve mütevatir uygulamaların ne olduğunu bilerek hareket etmeli, bunun dışındaki rivayetleri de bahsi geçen ölçülere göre tartabilmeliyiz. Bu manada Nahl Suresi/89 “ Her şeyi açıklamak için sana Kur’an’ı indirdik..” ayetini nasıl anlamamız gerekiyor sorusu gündeme gelebilir. Bu ayeti ile, Kur’an’da her şey mevcuttur, anlatılmıştır diyenler olduğu gibi, Kur’an ve Sünnet ile her şey ancak anlatılmıştır diyen bir yaklaşım da mevcuttur. Bu ayetle ilgili,  özellikle İslam hukuku alanında otoritesi ile ön plana çıkan Şatıbi’nin, “ Genel prensipler, Külli kaidelerle, ölçü ile alakalıdır.” İfadesi önemlidir. Bu manada Ahkam’ın değişmesi de genel maksatların, zamanın ve şartların farklılaşması ile gündeme gelmektedir. Şatıbi, “Adetlerin değişmesi durumunda hükümler de değişir. Bundan maksat hükmün delilinde bir değişiklik demek değildir. Çünkü asli hitap ‘şer’ ebedi olarak konulmuştur” demektedir. Eskiden bir ayda gidilen yolu şimdi bir günde gidebiliyoruz. Dolayısı ile bir aylık yol düşüncesine göre şekillendirilen bir çok hüküm bugün için ihtiyaçların değişmesine istinaden yeniden yorumlanabilir durumdadır. Genel manada Kur’an’da Ahkam ile ilgili Açık Ahkam, Müşgil Ahkam ve Genel İçtihat olarak sınıflandırılabilecek  üç yaklaşımın olduğu görülmektedir.

1-Açık Ahkam: Domuz eti yememek, Abdestin alınış şekli, Kabe’nin kıble oluşu, Borç alırken verirken akitlerin yazılması, zina olayında dört şahidin aranması, üç şahit durumunda onların 80 değnek ile cezalandırılması gibi durumlar açık ayetlerle ifade edilmiş hükümlerdir. Cariyeler zina ettiğinde O’nlara “Muhsan Kadınlar”a uygulananın yarısı kadar yani elli değnek had cezası uygulanması da bu istikamettedir. Çünkü Rabbimiz açık bir şekilde Muhsan Kadınlara zina etmeleri durumunda yüz değnek had cezası uygulanmasını belirtmiştir. Fakat geleneğin içerisinde zina eden kadınlara uygulanmasına hükmedilen recm cezasını nasıl ifade edeceğiz? Bu yaklaşım açık olan Ahkam ile çelişir. Belki örf olarak bu hüküm gelmeden önce uygulama zemini bulmuş olabilir, fakat açık ahkam geldikten sonra nesh edilmiş durumdadır, yerine Allah’ın açık ayeti uygulanır. Rivayetler bu anlamı ile açık ayetler ile ve uygulama ile çelişmemelidir.

2- Müşgil Ahkam: Mesela Davut a.s ile ilgili Sad Suresinin ilk ayetlerinden itibaren bahsi geçen kıssada, 99 koyunu olan ile 1 koyunu olan kişiler arasındaki davada, Davut a.s’ın vermiş olduğu hüküm sonrasında bunun bir imtihan olduğunu belirtip secde etmesi halini nasıl izah edeceğiz? Bu konuda Davut a.s’ın tek tarafı dinleyerek hüküm verdiği, ya da İsrailiyat kaynaklı olarak bir çok tefsire de girmiş olan, Uhriya adlı komutanının eşinde gözü olduğu ve onun ölümü sonrası evlendiği vs. gibi farklı hükümler verildiğini görebilmekteyiz. Bu konuda bizler de kendi durumumuz ile ilgili kendi halimizi gözden geçirerek nasıl bir mücadele yöntemi içindeyiz ve nasıl hareket etmeliyiz sorularına dair düşünmeliyiz. Bunlar Müşgil Ahkama dair konuşabileceğimiz mevzular kapsamında değerlendirilebilir.

3- Genel İçtihat: Müslümanların maslahatı ve merfu örf olarak ifade edebileceğimiz manayı ifade eder. Ehil Eşeğin kesilmesinin yasaklanması meselesi böyledir. Rabbimiz Şeriatında/Kur’an’da haram ve helalleri açıkça zikretmiştir. Bu sebeple Eşeğin kesilmesi meselesi zaruret ile ilgilidir. Yasağa sebebiyet veren illetin iyi tespit edilerek Ahkamın alanı, ona istinaden şekillendirilmelidir.

Hükümlerde içtihatların değişimi genel olarak bu ana ölçüler dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Hayat bir nehir gibidir. Akan suda iki defa yıkanılmaz. Dolayısı ile değişim kaçınılmaz durumdadır. Bizlere düşen Kur’an’daki açık hükümleri ölçü kabul ederek, Rasulullah’ın nesilden nesile mütevatiren uygulama ile gelen sünneti ile çelişmeyen içtihatları üretebilmektir. Mesela zenginlik fakirlik ölçütü ekonomik dengenin değişmesi ile farklılaşabilmektedir. Bu sebeple zekatın ölçütü de, tıpkı ilk nesil ashabın uygulama alanında olduğu gibi değişime uğraması kaçınılmaz olacaktır. Bazen kırkta bir olabileceği gibi, bazen Onda bir oranın da da alınabilir. Aynı şekilde Hz. Ömer’in Irak topraklarının fethi ile beraber ganimetin topraktan değil, taşınabilir olandan verilmesine hükmetmesi gibi maslahatı gözeten uygulamaların takipçisi olabilmeliyiz. Ahkamın değişmesi genel olarak üç başlık altında tartışılmıştır.

1-Ahkamda değişmeyi kabul etmeyenler

2-Ahkamda değişmeyi kabul eden evrensel tutum

3-Ahkamda değişmeyi kabul eden müfrit / aşırı tutum.

Ahkamda değişmeyi kabul etmeyenler: İslam hukukunu donuklaştıran, ideal hükmün değişmez ve tek olduğunu kabul edenler. Zaman ve mekan değişimini gözetmeyi ön planda tutmamış hatta içtihat kapısını kapatmışlardır. Hz. Ömer’in içtihat ile ortaya koyduğu hükmü dahi mutlaklaştırmıştır.

Ahkamda değişmeyi kabul eden evrensel tutum:  Şer’i hükümlere konu olan şeyleri maksatlar ve araçlar/vesileler olarak ikiye ayırırlar.

Maksat kaybolunca onu gerçekleştirmek için var olan vesile de düşer. Mesela iki kişi yolculuk ederken ezan okunmayabilir. Çünkü maksat namaz kılmaktır, ezan ise vesiledir. Yine tek bir maksat için birden fazla vesile olabilir. Mesela abdest için su, toprak, kiremit vs. gibi.. Yine aynı maksadı gerçekleştirmek için farklı vesileler olabildiği gibi, Vesile maksadı gerçekleştirmiyorsa itibardan da düşebilmektedir. Ahkama dair bu yaklaşım hem Kur’an’ın muhtevasına yakın hem de sosyal yaşamın sorunlarına dair önemli açılımlar sağlamaktadır.

Ahkamda değişmeyi kabul eden müfrit / aşırı tutum: Son dönemde maslahata dair hayli ileri giden yaklaşımları ifade edebileceğimiz durumdur. Bu konuda en meşhur örnek Necmettin ET-Tufi’dir. Tufi’ye göre iki tür şer’i hüküm vardır.

1-Aklın detaylı olarak manalarını kavrayamayacağı ibadetler ve miktarlarla ilgili hükümler. Namaz vakitleri, rekatlar, oruç vs. gibi ibadetler buna örnek verilebilir.

2-Aklın manalarını ve kendilerinden gözetilen maksatları kavrayabileceği hükümlerdir. Bu minvalde Nassın hükmü aklımızın kavrayabileceği hüküm ile çelişirse maslahat tercih edilir.

Birinci başlık daha önce bahsettiğimiz ilkeler ile uyum içinde görülürken ikinci başlık özellikle son dönemdeki tarihselcilik söylemlerinde ileri gidenler açısından münbit bir zemin olarak görülmüştür. Tarih, toplum, dil vs. ortamların değişimi ile beraber rivayetlerin yeniden tahkiki anlamında bir metod olarak geliştirilen tarihselci yaklaşımın Allah’ın kelamı için de kullanılabilir metod olarak düşünülmesi, bilginin hakiki manada Rabbimizden olan muhkem, sapasağlam olan zeminini tahrip eden muhtevayı barındırmaktadır. Bu yöntem önce Kur’an’ın kıssalarını, sonra hükümlerini, sonrasında da tamamını tarihsel olarak kabul eden yaklaşımları barındırabilmektedir ki, İslami sabiteleri de tamamen ortadan kaldırarak büyük bir ifsada sebebiyet verecek tehlikeleri barındırmaktadır.”

Ders, dinleyicilerden gelen soru ve cevaplar ile, geç vakte kadar devam ederek sonlandı.

eregli-20150307-02.jpg

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim