Davutoğlu'ndan İmralı Şartı: Önce Silah Bırakılacak

27.07.2015 16:52
Davutoğlu'ndan İmralı Şartı: Önce Silah Bırakılacak
Başbakan Ahmet Davutoğlu, HDP'nin Öcalan'la görüşme talebiyle ilgili olarak, "Önce silahlar bırakılacak" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, önceki akşam bir grup gazetenin genel yayın yönetmeniyle düzenlenen sohbet toplantısında, IŞİD ve PKK'ya yönelik operasyonlar ile koalisyon çalışmalarına ilişkin açıklamalar yaptı.

Davutoğlu, HDP'nin Öcalan'la görüşme talebiyle ilgili olarak da, "Önce silahlar bırakılacak... Açık ve net bir şekilde bütün silahların bırakılacağı ve silahlı grupların Türkiye'yi terk edeceği hususunda hem beyan hem de adımın atılması gerekir. Bunu görmeden sadece süreç devam ediyormuş gibi bir görüntü vermek için yapılacak ziyaretlerde bir fayda mülahaza etmiyoruz" dedi. 

Başbakan, son günlerdeki PKK operasyonlarının üç hedefi olduğunu açıkladı ve bunları "Demokrasi ve özgürlükleri korumak, kamu düzenini sağlamak ve Türkiye'ye açık şekilde savaş ilan edenlere kudretimizi ve caydırıcı gücümüzü göstermek" olarak sıraladı. 

Türkiye'nin sınır bölgesindeki en önemli hedefinin 'DEAŞ'ı görmemek' olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Nasıl yaparız, hangi aşamalarda yaparız, o bizde mahfuz ama görmek istemiyoruz. Yerine ne geçecek, ılımlı muhalefetin oraya yerleşmesini istiyoruz" diye konuştu.

"Kara gücü sokmayız"

"ABD ile bazı yaklaşım farklılıklarımız vardı. Biz kapsamlı bir strateji ihtiyacına dikkat çekiyorduk. İkincisi, mülteciler için güvenli bölgeler oluşturulsun; üçüncüsü, Suriye'nin geleceğinin belirlenmesinde ılımlı unsurlara yer verilsin. Ama görüş birliği içinde olduğumuz konular da vardı. Geldiğimiz noktada, yapılan anlaşma içinde bizim kaygılarımızı veya beklentilerimizi gideren unsurlar derç edildi belli ölçülerde. Bunun detayına girmem. Ama mesela air cover (hava koruma) önemli bir husus. Özgür Suriye Ordusu veya ılımlı unsurların havadan korunması..."

"Alana biz kara gücü sokmayacaksak –ki sokmayacağız- orada kara gücü olarak bizimle işbirliği yapan belli unsurların korunması. Bir de eğit-donat faaliyeti istenilen hızda olmasa da yapılır hale geldi. Burada nihayet şartların gerektirdiği, ihtiyaçların karşıladığı bir ortak zemin oluştu. Önümüzdeki günlerde gerekli adımlar atılacak." 

"23 Temmuz ile 25 Temmuz iki ayrı dönemdir"

Davutoğlu, Türkiye'nin son Irak ve Suriye harekâtlarıyla bölgede yeni şartların ortaya çıktığını belirterek, şöyle konuştu:

"Bir kere herkesin bu şartları bu çerçevede doğru okumasını bekliyoruz, herkes bunu anlasın ve kendi konumunu gözden geçirsin diye bekliyoruz. Gerek Türkiye içindeki siyasi aktörler, gerek bölgedeki aktörler, eminim 23 Temmuz ile 25 Temmuz'un ayrı iki dönem olduğunu fark etmişlerdir. Gücünü etkin bir şekilde kullanan bir Türkiye'nin mevcudiyeti Suriye'de, Irak'ta, bölgede denklemleri değiştirebilecek sonuçlar doğurur, bunu herkesin görmesi lazım."

Kılıçdaroğlu yorumu: Görmek istediğimiz bu

Davutoğlu, partisinin koalisyon görüşmeleri yürüttüğü CHP'nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun tavrıyla ilgili de konuştu:

"Mesela Sabah ile Yeni Şafak'a Kılıçdaroğlu'nun verdiği röportajdaki mesajlar, 8 Haziran'da Kılıçdaroğlu'nun verdiği mesajlardan çok farklı, bu güzel bir şey. Sabah ile Yeni Şafak'ta gördüğüm, kaygısını ifade eden ama hissiyattan daha uzak, bir bloklaşmadan, AK Parti karşıtlığından çok, bir şey bulmaya çalışan bir yöntem. Bizim de görmek istediğimiz bu. Bu olursa, koalisyon kursak da ülke kazanır, kuramayıp seçime gitsek de ülke kazanır. Çünkü hükümet kursanız hangi psikolojiyle kurduğunuz önemli. Hiçbir siyasi alternatif mutlak iyi ve mutlak kötü değildir."

"Cumhurbaşkanlığı makamıyla ilgili ifade edilen hususların bugün ifade edilmiyor olması önemlidir. 'Ben partilerle görüşmeye giderken hiçbir şekilde konuşmam' derken kastettiğim de bu. Hükümet ortaklığı ile ilgili olmayan konuları masaya getirmeyelim. Bir gerilimi arttıracak konuları masada tutmayalım. Seçime kadar siyasetin sosyolojisi önemliydi, şimdi siyasetin psikolojisi önemli. O psikolojiyi yönetmek lazım. Halk tek parti iktidarı demedi. 8 Haziran'dan sonra son derece ilkeli bir tutumla resmi doğru okumaya çalıştık. Halk tek parti iktidarı demedi, hükümet ortaklığı dedi. Bunun gereğini yapmaya çalışıyoruz. Hükümet kuruluşunu geciktirmeden yerine getirmeye çalışıyoruz. Olmayacağı zaman da yine meşruiyet sınırları içinde nelere yapılacağı da belli."

Öcalan'la görüşme koşulu

Davutoğlu, HDP'nin Öcalan'la görüşme talebiyle ilgili olarak da, "Önce silahlar bırakılacak. Öcalan normal bir mahkûm olarak Türkiye'de avukatıyla, yakınlarıyla görüşür ama bir siyasi heyetle görüşmesi için önce açık ve net bir şekilde o siyasi heyetin teröre karşı tutum almasını bekleriz; açık ve net bir şekilde bütün silahların bırakılacağı ve silahlı grupların Türkiye'yi terk edeceği hususunda hem beyan hem de adımın atılması gerekir. Bunu görmeden sadece süreç devam ediyormuş gibi bir görüntü vermek için yapılacak ziyaretlerde bir fayda mülahaza etmiyoruz" dedi.

"Taşımalı oy kullanma sistemi getirilmeli"

Davutoğlu seçimlerde özellikle Güneydoğu'da halkın üzerinde bir PKK baskısı olduğunu söyledi ve bunu ortadan kaldırmak için Seçim Kanunu'nda değişiklik önerdi:

"Gerek 2014 yerel seçiminde, gerek Cumhurbaşkanlığı seçiminde ve son seçimde çok ciddi baskı uygulandığı da bir vaka. Hukuk devleti kuralları içinde bu baskıları nasıl göğüsleyeceğinizin de sınırları var. Mesela bunları Seçim Kanunu'nda, Siyasi Partiler Kanunu'nda, koalisyon görüşmelerinde ele almayı planlıyoruz. Yani bir köye gelip biri tehdit ediyorsa, 'Buradan farklı bir oy çıkmayacak' diyorsa, o tehdit edilenler şikâyet etmiyorsa, yapabilecekleriniz sınırlı oluyor. Yapabileceğiniz şey, onları oy vermeye başka bir yere götürmek ama bunu da Yüksek Seçim Kurulu kabul etmedi, "Var olan Seçim Yasası buna izin vermiyor' dedi. Şimdi yeni bir hükümet kurulursa, kurulmazsa da bütün partilerle anlaşarak seçime gidilme ihtimalinde, böyle bir yasa değişikliğine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Mesela yine yasal düzenlemeye göre oy kullanırken polis, güvenlik görevlileri oy kullanılan yerin 100 metre yakınına yaklaşamıyor ama sivil giyimli bir militan gelip kimsenin fark etmediği bir baskıyı uygulayabiliyor. Bunlar Türkiye'de hep seçim normal şartlarda yapıldığı varsayılarak konulan ve doğru kurallar. Polisin, jandarmanın sandığın yanında olması da doğru değil ama görüyoruz ki bu da istismar ediliyor. O zaman yeni yollar, yeni yöntemler bulmak ihtiyacı var; önümüzdeki dönemde bu konuda da alınması gereken tedbirler yasal değişiklikler de dahil önümüzdeki dönemde alınmak durumunda. Seçim güvenliği meselesi hepimizin ortak meselesi."

"Türkiye Kürtlerin hamisi"

"Kürtlerin Suriye'deki kazanımlarından rahatsız olmadıklarını" söyleyen Davutoğlu, "Rahatsız olsak, Kürtlerin Irak'taki kazanımlarından rahatsız olurduk. Barzani'den rahatsız değilsek Kobani, Haseki'den neden rahatsız olalım. Ama Barzani de bizi rahatsız eden bir iş yapmıyor. Burada mesele kazanım değil, hangi politikaların izlendiğidir. Diyorlar ki Kürtlerin devleti yok; Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Türkiye Kürtlerin hamisidir. 'Anlayışla karşılıyoruz işbirliğine hazırız' " diye konuştu.

"Barzani ile görüşme"

"Mesud Barzani ile konuştuk; bana bir memnuniyetsizlik ifade etmediği gibi 'Hem anlayışla karşılıyoruz hem de işbirliğine hazırız' dedi. En ufak bir memnuniyetsizlik olmadığı gibi güzel iltifatlarla desteklenmiş son derece saygılı bir konuşma oldu."

Kaynak: Hürriyet, Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim