1. HABERLER

  2. HABER

  3. Davutoğlu'dan Suriye'ye Uçak Yalanlaması
Davutoğludan Suriyeye Uçak Yalanlaması

Davutoğlu'dan Suriye'ye Uçak Yalanlaması

Davutoğlu, Suriye’nin düşürdüğü askeri uçakla ilgili merakla beklenen açıklamayı TRT Haber ekranlarında yaptı.

A+A-

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu; Düşürülen uçağın kendi radar kapasitemizi test etmek için eğitim uçuşu yapan bir uçak olduğunu kaydeden Davutoğlu, Suriye’ye yönelik bir gözlemin söz konusu olmadığını söyledi. Uçağın uluslararası hava sahasında vurulduğunu kaydeden Davutoğlu, Suriye’nin uçağı vurmadan önce ne pilotlara ne de Türkiye Dışişleri’ne herhangi bir uyarıda bulunmadığını belirtti. Suriye’nin başından beri “Tanımlanamayan uçan bir cisim” olarak nitelendirdiği uçağın Türkiye’ye ait olduğunu bildiğini dile getiren Davutoğlu, ortada bir kasıt olduğuna dikkat çekti. Davutoğlu, Türkiye’nin NATO nezdinde girişimde bulunacağını ifade ederek, gerekli adımların kararlılıkla atılacağını vurguladı. Davutoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“ÖNCELİKLİ HEDEF PİLOTLARIN BULUNMASI”

“Öncelikli hedefimiz pilotların bulunması. Suriye karasuları içinde yürütülen çalışmalar olduğundan Suriye ile koordineli gidiyoruz, fakat biz yürütüyoruz. Ancak Suriye de kendi çalışmasını yapıyor. Tabii bizim de bu çalışmaları yürütmemiz için koordinasyon gerekiyor. BM Güvenlik Konseyi, uluslararası kamuoyu, hepsi tek tek elimizdeki veriler ışığında bilgilendirilecek.”

“Her şeyden önce şunun açıklığa kavuşması lazım. Uçağımızın orada bulunma sebebi test ve eğitim amaçlı bir uçuştur. Herhangi bir görev tanımı yoktur. Profil de bu şekilde belirlenmemiştir. Bütün hava sahamızda ulusal güvenliğimizi ilgilendiren durumlarla ilgili sürekli uçuşlar yapılır. Radarlarla ilgili bir test uçuşudur, Suriye ile ilgili hiçbir unsur söz konusu değildir.”

“SURİYE’Yİ GÖZETLEMİYORDU”

“Uçağımız solo uçuş yaptı. Tek başınaydı. Eğer herhangi başka bir gündem olsaydı tek başına gönderilmez. Bu tamamıyla test uçuşudur, eğitim uçuşudur. Sürekli de yapıldığı için risk unsuru gözetilmediğinden, tek başına uçak göndermezdik. İki uçağımız silahsızdır. Yine riskli bir göreve gönderilen uçağımızı silah donanımdan arındırmazdık. Uçağın bu tür uçuşlardaki kimliği açık, kimliği kamufle değildi. Herkes tarafından gözlemlenebilen bir kimliği vardı. Bu görevi yaptığını dünyaya ilan etmiş uçaktır. Şimdi buradan böyle bir uçuştan tehdit çıkarmak ya ard niyettir ya amatörcedir. Silahsız, tek başına uçan, kimliğini gizlememiş... Görev tanımı Türkiye’nin radar kapasitesini test etmekti. Herhangi bir biçimde Suriye’ye yönelik bir gözlem yapma niyeti yoktu.”

“ULUSLARARASI HAVA SAHASINDA VURULDU”

“Uçağımızın güzergahı İskenderun üzerinden Akdeniz’e kadar gidip gelmiştir. Alçak uçuş yapmasının nedeni budur. Fakat Suriye’nin iddiası açısından söylüyorum uzun çalışmalarımız sonucundan uçağımız uluslararası hava sahasında vuruldu. Suriye hava sahasına 12-13 mil uzakta vuruldu. Radar verileri pilot kontrolü ortaya çıktığı anda düzensiz hareket başladığından, kontrolü kaybettiği için vurulduğu andan sonra Suriye karasularına düştü ve 8 mil açıkta denize düşer. Bizim gördüğümüz tablo bu. Bütün radar görüntüleri, Suriye yetkililerinin ve Türkiye’nin hem radar hem telsiz kayıtlarını gözden geçirerek bir sonuca ulaştık. Elimizde Suriye içindeki görüşmeler de mevcut.”

“SURİYE HİÇBİR UYARIDA BULUNMADI”

“Uçağımıza yapılan hiçbir uyarı yok. Uçağın bir misyonu yapıp Türkiye’ye dönerken Suriye hava sahasına girmesi söz konusu. Ama bu vurmayla alakalı değil. Şimdi havadan bahsediyoruz. 2400 kilometreye kadar ulaşan hızdan bahsediyoruz. Hava şartlarına ve teknik arızalar nedeniyle ihlal olur, olaydan 15 dakika öncesinde ihlal oldu, aksine bizim radarımız uçağımıza giden bir uyarıyla ‘Yanlış bölgeye girdin’ uyarısı üzerine pilotlarımız süratle Suriye havasından çıkıyorlar. Bu vurma olayından 15 dakika önce. İhlal; istenilmeyen, kasıtlı olunmayan hava sahası ihlalleri bize de oluyor. Böyle bir ihlal olduysa uçağın iletişim kanalları açık, kimliği açık, onu uyaracaksınız. Bizim uçak Suriye hava sahasını terk ettikten sonra çok uzun bir süre uluslararası hava sahasında olduktan sonra düşürüldü. Suriye hava sahasında bütün bu olay bittikten sonra rutin görevine döndü. Bize dönük de dışişleri üzerinden, istihbarat üzerinden ‘Uçağınız bir ihlal yaptı’ mesajı da gelmedi Suriye’den. Bizim Cuma akşamı yaptığımız açıklamada, Suriye mahreçli haberlerin bir anlamı yoktur.”

“SURİYE TÜRKİYE UÇAĞI OLDUĞUNU BİLİYORDU”

“Uçağın TC’ye ait olduğu belli mi, evet belli. Ayrıca elimizde bazı telsiz kayıtları da var. Elimizdeki veriler, Suriye’nin ‘Uçağın Türkiye’nin olduğunu bilmiyorduk’ açıklaması gerçekle örtüşmüyor. İstihbari bazı çalışmalar da yapıldı. Dakika dakika tespitini yapabilecek haberlere de sahibiz. Bu tespitte bulunmadan açıklamada bulunmamamızın da nedeni bellidir.”

TÜRKİYE BUNDAN SONRA NE YAPACAK?

“Burada öyle bir denge var ki bir taraftan gereksiz riskleri almayacaksınız ama öbür taraftan da büyük devlet olmanın gereği olarak, iki pilotumuzun kayıp olması da göz önüne alınarak her türlü hakkı mahfuz tutarak her türlü hakkımızı arayacağız. Kimse Türkiye’nin bu kararlılığından şüphe etmemelidir. Özellikle kamuoyumuzun vakur bir tavır sergilemesi önemlidir. Kamuoyu tarafından son derece soğukkanlı yorumlar yapıldı. Bütün istişareler neticesinde nihai bir karar oluşacak. Gerekli gördüğümüz zamanlama ve yöntemlerle adımlar atılacak.”

“İSRAİL’İN SİLAHLI UÇAKLARINI NEDEN VURMADI?”

“Niyet ne olursa olsun, her şeyden önce hiçbir hasmane tutum sergilemeyen uluslararası hava sahasındaki bir uçağa dönük saldırı söz konusu. Suriye’ye daha önce de ihlaller oldu. O ülkelere gösterilmeyen tepki, bugün silahsız bir uçağa gösterilirse biz bunu sorgularız. Kimse Türkiye’nin kapasitesini test etme cüretini gösteremez. Hangi adımların atılacağı da Sayın Başbakan tarafından kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

“DÜNYAYLA İSTİŞARELERE DEVAM EDECEĞİZ”

“Olayın resmi bizim açımızdan görülüyor. Biz sorulabilecek her soruyu dünkü çalışmamızda Hava Kuvvetleri’ne, MİT Müsteşarlığı’na sorduk, detaylar ele alındı. Dün daha mikro detaylara inerek açıklama yaptık. Bundan sonraki aşama, bu net tablonun bölgesel ve uluslararası aktörlerle paylaşılmasıdır. Hepsi bir kere taziyelerini ilettiler. Türkiye’nin soğukkanlı tavrına teşekkür edildi, BM Genel Sekreteri’nden Rusya’ya kadar. Gerçek ortaya çıkması için, bazı ülkelerin orada gemisi olur, görüntü almış olur, ‘Elinizdeki verileri açıklayın’ dedik ama bizim perspektifimiz budur. Biz uçağımızla teması kaybettiğimiz an uluslararası hava sularındaydı. Bunu herkes takdir etti. TC uluslararası hukuk sistemi içinde kendi menfaatlerini koruyabilecek kapasiteye sahiptir.” 

HABERE YORUM KAT