Davutoğlu: Musul'da Doğrudan Çatışmayız

05.03.2015 05:36
Davutoğlu: Musul'da Doğrudan Çatışmayız
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Musul'un IŞİD'den geri alınması için Türkiye'nin destek vereceğini ancak sıcak çatışma içinde olmayacağını söyledi. Davutoğlu, Musul'a Şii milislerin de gelmemesi gerektiği görüşünde.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Portekiz temaslarının ardından ABD’ye geçti. Davutoğlu, New York’a giderken uçakta gazetecilere Suriye’den Musul’a, çözüm sürecinden muhalefetin tutumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Musul’da doğrudan çatışmayız"

Irak ordusunun IŞİD’in elindeki Musul’u almak için başlatacağı bir operasyonda Türkiye’nin tutumunu "Doğrudan çatışmayız" diye özetleyen Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Türkiye doğrudan Irak ya da Suriye’de sıcak bir çatışmanın tarafı olmaz. Musul’a desteğimiz olur ama doğrudan çatışmayız. Ama Türkiye’ye doğrudan saldırı olursa anında cevap veririz, buna potansiyelimiz de kudretimiz de var. Halktan güç alan yapılara desteğimiz olur. Seçilmiş Musul Valisi Nuceyfi bizim için hala Musul’un valisidir."

"Şii milisler gelmemeli"

Musul Valisi’nin en büyük kaygısının, DEAŞ’ın (IŞİD) çekilmesinin ardından Şii milislerin gelmesi olduğunu kaydeden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Şii milisler gelmemeli. Musul’da böyle bir tehlike var. Buraya Sünni ulusal muhafız güçlerinin girmesi lazım. Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin kaygıları koalisyondan farklı. Koalisyon, DEAŞ Musul’dan çıkarsa bunu başarı görüyor. Doğru, bu şart ama bizim için DEAŞ çıkınca ne olacak sorusu önemli. DEAŞ’ın boşalttığı yere Suriye rejimi girmemeli. Veya Irak’ta Şii milisler girmemeli. Sonra Koalisyon bunları bir öncelik olarak görmüyor, biz ise bir adım ötesini görecek şekilde koalisyona destek vermek durumundayız. Koalisyon “DEAŞ’i temizleyelim, sonrasına bakarız” diyor. Bu yanlış bir strateji. Ateş bizim sınırımızda yanıyor ve en çok da bizi yakıyor. Biz sınırımızda risk azalsın istiyoruz. Bazı istihbarat örgütleri de bu çatışma ve kaos ortamının devamını istiyor. Onları da takip ediyoruz. Bir tarafta Rusya’dan silah destekli rejim var diğer tarafta ise yani DEAŞ’ın elinde Musul’dan ele geçirdiği ABD silahları var. Ilımlı muhalefetin elinde sadece hafif silahlar var."

Süleyman Şah Operasyonu'nda B planı 

Süleyman Şah Operasyonu’nun B planını açıklayan Başbakan Davutoğlu, “Eğer bir zayiat verseydik, bir saldırı ile karşılaşsaydık, karakola kadar olan alanı tümüyle kontrol altına alacaktık” dedi. Davutoğlu şunları söyledi:

"Karakolu başka bir yere taşımayacaktık. Türkiye ile karakol arasındaki alan askeri olarak kontrol altına alınacaktı. Kimseden izin almadık, şurası dedik yeni yer. Orayı kontrol ettik, 5-6 saat iki yerde Türk bayrağı oldu. Bu arada saldırıya uğrasaydık, Karakozak’ta ya da başka bir yerde. O zaman girip, saldırıyı kim yaptıysa tasfiye edip, o bölgenin tümünü kontrol altına alacaktık. B planımız buydu. Orada tek bir kurşun atılsaydı, o kurşunu atabilecek tüm hedefler belliydi, nereden gelebileceği, o hedeflerin olduğu her yer kontrol altına alınacaktı. Çünkü o ana kadar Karakozak bizim toprağımız, oraya saldırı Türkiye’ye saldırı anlamına gelecekti. Karakozak’ı Eşme’ye taşıdığımızdan itibaren Eşme bizim toprağımız. Önemli olan karakol değil, Süleyman Şah’ın üzerinde bulunduğu toprak."

"Saldıran hedef olacaktı"

Operasyon gecesi kapsamlı bir harekat için bütün planlamaların yapıldığını kaydeden Davutoğlu, "Bize saldıran kim olursa olsun, hedef olacaktı, bütün saldırı unsurları yok edilecek, orası kontrol altına alınacaktı. Suriye rejimi ilerleyen Türk birliğine saldırıda bulunsa bütünüyle ilgili tedbir alınırdı. Düşünün 15 km’lik bir konvoydan bahsediyoruz. Biri bir füze atsa, o andan itibaren nereden gelmişse o saldırı, nereden gelirse, saldırının geldiği bütün odaklar hedef haline gelecekti" diye konuştu.

"Dediğimize 3 yıl sonra geldiler"

Davutoğlu, Suriye’de rejimle Özgür Suriye Ordusu arasındaki mücadelede son durumun sorulması üzerine "Suriye’de olup bitenler ulusal güvenliğimizi tehdit ediyor. Biz ‘eğit-donat’ı 3 yıl önce söyledik, uluslarası toplum dediğimize 3 yıl sonra geldi. Bu 3 yıl içinde DEAŞ bölgede yerleşti. 3 yıl önce Suriyeli ılımlı muhalifleri eğit-donat ile destekleseydik DEAŞ bugün bu noktaya gelemezdi" yanıtını verdi.

"Ilımlı muhalifler ile Suriye yeniden inşa edilmeli"

Suriye halkının rejim barbarlığı ile IŞİD barbarlığı arasında bir seçim yapmaya zorlanmaması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, "Ilımlı muhalifler ile Suriye yeniden inşa edilmeli’ tezini savunuyoruz. Örneğin Halep, ne DEAŞ’ın ne rejimin eline düşsün. Her iki durumda da Türkiye’ye yeni bir mülteci akını olur. Sınıra yakın yerlerde istikrar unsurlarının varlığını önemsiyoruz. Halep gibi Erbil düşseydi, bizim için ulusal güvenlik sorunu çıkardı. Sınırımızda terörist unsurlar istemiyoruz" dedi.

"Ekonomide faiz tek parametre değil"

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı’na yönelik eleştirilerinin ve faiz indiriminde ısrar etmesinin sorulması üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Merkez Bankası’nın geçen yıl enflasyon hedefinin tutmamasının sebeplerinden biri tarım fiyatlarındaki artıştı. Neden, kuraklık vardı. Bu bize şunu gösteriyor; enflasyonu sadece Merkez Bankası’nın faiz ya da kur politikaları belirlemiyor. Burada işi kutuplaştırıp, iki kutup gibi değerlendirmek doğru değil. Yatırımlar için enflasyon ve faiz oranları kadar siyasi istikrar önemli. Geçen yıl Cumhurbaşkanı, Başbakan değişti, o dönemde Ak Parti içinde bir kriz olsaydı, bu faizleri yukarı çekerdi. Burada çok dikkatli bir şekilde para politikaları ile enflasyon arasındaki ilişkiyi yönetmek gerekiyor. Bu sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde de tartışılıyor. Bu doğal. Önemli olan bunun tek unsur, tek parametre olarak görülmemesi. Türkiye’nin ne doğalgazı, petrolü ne birikmiş sermayesi var. Dışarıdan sermaye çekmek zorundayız. Burada faizle enflasyon beklentisi arasında sağlıklı bir ilişki kurmazsak, dış yatırım düşmeye başlıyor."

"Silah bırakma çağrısı tarihi bir dönüm noktası"

Çözüm sürecinde gelinen son durumu da değerlendiren Davutoğlu, "Silah bırakma çağrısı tarihi bir dönüm noktası" dedi. Davutoğlu şöyle devam etti:

"Herşeyin demokratik siyaset içinde tartışılabileceğini ortaya koyuyor. Silahlı yöntemlerle bir yere ulaşılamayacağını herkes görüyor. Bizim içim ölçü, silahlı yöntemlerin tümünün terkedilmesi, tartışılacak konu neyse, bunların şiddetten uzak konuşulması. Bu ortam bazılarını rahatsız ediyor. Çatışma ortamı ekonomik sektör oluşturuyor. Sadece içeride değil yabancı istihbarat ve bazı dış odaklar da rahatsız oluyor. Elinde silah olanlar “Barış olursa ben ne yapacağım” diyor. Bundan başka Kürt ve Türk ulusalcılar rahatsız oluyor. Bu durumun düzelmesi bu Baasçılar’ın elindeki argümanları aldı."

"Bir tweet attın, halkı sokağa döktün"

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Neden 7 ay önce bu çağrı yapılmadı" diye sorduğunu hatırlatan Başbakan, "Çünkü sen bir tweet attın, halkı sokağa döktün. 6-7 Ekim’de provokasyon ile yapılan şey bu işin 7 ay önce yapılmasını engelledi. Ama halk artık bu olaylarda devlete döndü. Çünkü gördü ki artık eski devlet yok. ‘Senin hakların gaspediliyor’ denilince prim vermiyor. Tüm dünyada etnik, dil, mezhep temelli bölünmeler olurken, Türkiye 30 yıllık bir sorunu çözüyor. Hem de çevre istikrarsızken bu sorun çözülüyor. Bu çok büyük başarıdır. Irak, Suriye istikrarlı olsa daha kolay olurdu. Hem de seçime giderken yapıyorsunuz" dedi.

"Bir anne bizi oğlunun düğününe davet etti"

Diyarbakır’da oğlu dağdan inen bir annenin eşiyle birlikte kendisini oğlunun düğününe davet ettiğini belirten Davutoğlu, "Vaktim olsa katılmayı arzu ederdim. Ne zaman dağda öleceği belli olmayan bir çocuk dağdan indi ve evleniyor. Bu güzel bir şey. Geri dönüp aile kurması, sosyal hayata katılması... İnşallah bir dönem kapanır. Umutluyum. Artık şiddete tekrar başvuran kaybeder" diye konuştu.

"Perinçek CHP’nin liderliğine oynuyor"

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzde 35 oy oranı hedefliyorum dediğini belirten Davutoğlu, tepkisini, "Türk siyasi hayatında böyle zillet içeren ifade görmedim" sözleriyle dile getirdi. Davutoğlu, "Geçen yıl paralel çete 'AK Parti yüzde 35’e düşecek' diyordu, paralelcilerin bizi en fazla düşürdüğü yer CHP’nin nihai hedefi olmuş. CHP’nin 10 ilde aday adayı yok. Kimse milletvekili olmak için başvurmamış. Üç büyükşehirde (Erzurum, Van, Mardin) ise sadece birer aday çıkmış. Çünkü vatandaşların CHP’den umudu yok. Bakınız sadece iki parti gitti Esed’e; CHP ve Vatan Partisi. Belki de Doğu Perinçek CHP liderliğine oynuyor. İleride bir ad daha değiştirirler, Perinçek genel başkan olursa hiç şaşırmam. İşte o zaman taşlar yerine oturur, CHP gerçek anlamda Türk Baasçı rolünü üstlenebilir" dedi.

Kaynak: Milliyet ve Yeni Şafak 

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim