Davutoğlu: Esed'in Olacağı Bir Çözüm Mümkün Değil

28.09.2015 23:40
Davutoğlu: Esed'in Olacağı Bir Çözüm Mümkün Değil
Başbakan Ahmet Davutoğlu New York'ta basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu, mülteci sorununun küresel bir kriz olduğu ifade ederken, 'Suriye'de Esed'in olacağı bir çözüm mümkün değil' dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, BM'de düzenlediği basın toplantısında, bu hafta birkaç önemli üst düzey toplantıya katıldığını, bu toplantılarda hem uluslararası toplumun geleceği hem de herkesi ilgilendiren konuların görüşüldüğünü belirtti.

Bu haftaya sürdürülebilir kalkınma zirvesiyle başladıklarını ve burada bir konuşma yaptığını hatırlatan Davutoğlu, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile eş başkanlık yaptıkları toplantıda, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik Türkiye'nin bakış açısını anlattığını kaydetti.

Türkiye için bu senenin önemli olduğunu, Türkiye'nin G-20'ye dönem başkanlığı yaptığını anımsatan Davutoğlu, şunları anlattı

 "Sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve diğer konulardan bahsettiğim zaman yaptığım konuşmalarda sadece Türkiye'nin başbakanı olarak değil, aynı zamanda G-20'nin Dönem Başkanı olarak da konuşuyorum. Çünkü sürdürülebilir kalkınma hedefleri G-20'nin de gündemiyle doğrudan ilgili. Bizim G-20 gündemimizde en önemli konulardan bir tanesi kapsayıcılık. Ayrıca biz, en az gelişmiş ülkelerin dostluk grubunun da eş başkanlığını yapıyoruz. Bu grubun çalışmaları da çok önemli ve gelecek yaz bir üst düzey toplantıya ev sahipliği yapacağız İstanbul'da. En az gelişmiş ülkelerle ilgili olarak, yürütülen süreçle ilgili bir gözden geçirme toplantısı olacak bu."

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun'un "iklim değişiklikleri" ile ilgili düzenlediği bir yemeğe de katıldığını ifade eden Davutoğlu, bu toplantıda da süreçle ilgili fikirlerini paylaştıklarını, özellikle aralık ayında Paris'te yapılacak toplantı çerçevesinde bu konunun ele alındığını söyledi.

Bu yıl Ekim ayında Ankara'da "çölleşmenin önlenmesi" toplantısı yapılacağını belirten Davutoğlu, Antalya'da yapılacak G-20 toplantısında da "iklim değişikliği" toplantısına yönelik mesajların verileceğini, iklim değişikleri konusunda atılacak adımlar ve alınacak tedbirlerle ilgili dünya liderleri olarak neler yapılacağından bahsedeceklerini söyledi.

Çok ciddi sayıda mültecinin Avrupa'ya geldiğini, bu konuyla ilgili görüşlerini de meslektaşlarıyla paylaştığını anlatan Davutoğlu, göç ve mülteci hareketleri konusunda, yeni kalkınma gündemi çerçevesinde iş birliğinin güçlendirilmesi konulu bir toplantıda da konuşma yapacağını söyledi.

Bu yıl 14-16 Ekim tarihlerinde Türkiye'nin bir toplantıya ev sahipliği yapacağını hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bu, göç ve kalkınmayla ilgili küresel formu toplantısı, sekizinci toplantı. O toplantıda da yine bu konuyla ilgili görüşmelerimizi devam ettireceğiz. Bunun yanı sıra düzensiz göç ve özellikle de Akdeniz havzasında, özellikle Suriyeli sığınmacıların karşı karşıya kaldığı durumla ilgili olarak da bir gündem maddesi önerimiz olmuştu ve 70. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gündeminde bu konu ele alınıyor."

Filistin bayrağının Çarşamba günü göndere çekilmesi törenine de katılacağını belirten Davutoğlu, "Bu sembolik ama çok önemli bir gelişme. Çünkü Filistin üye olmayan gözlemci statüsünü kazandığı zaman Kasım 2012'de, ben o günkü konuşmamda, 'Filistin devletinin bayrağı bir gün Birleşmiş Milletler'de göndere çekilecek' demiştim. Bunun gerçekleştiriliyor olmasından da büyük bir memnuniyet duyuyorum" diye konuştu.

Genel Kurula 30 Eylül'de hitap edeceğini kaydeden Davutoğlu, uluslararası konulara ilişkin konuları burada dile getireceğini söyledi.

Davutoğlu, New York'taki temasları kapsamında ikili görüşmeler yaptığını, gelecek üç gün zarfında da görüşmelerinin olacağını vurguladı

Davutoğlu, BM'de düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin mülteci krizinin Türkiye'yi etkilediğini, Avrupa'daki liderlerin de sorumluluklarını yerine getirmediklerini ve mülteci yerine göçmen tanımlaması yaptıklarını hatırlatarak, "Siz Suriye'deki mültecilerle ilgili dünyanın elinden geleni yaptığına inanıyor musunuz ve bu çerçevede Esad'ın geleceğini nasıl görüyorsunuz?" sorusuna Davutoğlu, mülteci konusunun ilk etapta sadece Suriye daha sonra Türkiye ve komşu ülkelerin içinde olduğu bir krizmiş gibi görülüp algılandığını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, "Bunun küresel bir kriz olduğu konusunda sanırım hepimiz çok netiz şu anda. Çünkü bu krizi hiçbir şekilde gözardı edemeyiz, unutamayız. Çünkü binlerce milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kaldı, kendileri için aileleri için daha iyi bir gelecek arıyorlar. Hiç kimse Aylan'ın resmini unutamaz. Bu resim ve Avrupa'ya doğru giden, yürüyen mültecilerin hali ya da botlarla denizi aşarak Avrupa'ya varmaya çalışan insanların durumu sorunun ne kadar alarm verici boyutlara geldiğini gösteriyor" diye konuştu.

Son bir kaç haftadır Avrupalı liderlerle görüşmeler yaptıklarını ve dışişleri bakanlarının da kendi görüşmelerini sürdürdüğünü aktaran Davutoğlu, toplantılarda da mülteciler konusundaki endişelerini ifade ettiklerini söyledi.

New York'a gelmeden önce ilgili ülkelerin cumhurbaşkanlarına ve başbakanlarına birer mektup yazdığını anımsatan Davutoğlu, bu konulardaki görüşmelerinin de devam ettiğini vurguladı.

İkinci meselenin mevcut mültecilerin durumunun ne şekilde yönetileceği olduğunu anlatan Davutoğlu, Türkiye'de 2 milyon Suriyeli ve 200 bin Iraklı, başka ülkelerde de yüzbinlerce mültecinin bulunduğuna dikkati çekti.

Başbakan Davutoğlu, "Bugüne kadar bu durum daha çok komşu ülkeler tarafından yürütülen bir konuydu. Türkiye şu ana kadar 7,6 milyar dolar harcadı ve uluslararası toplumun katkısı çok askeri düzeydeydi" ifadesini kullandı.

ESED'Lİ BİR ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL

"Üçüncü mesele ise kendimizi geleceğe hazırlamak" diyen Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yarın bir gün Suriye'de barış olursa o zaman mültecilerin Suriye'ye geri dönmeleri için nasıl bir plan yapılması gerekir. Stratejimizin üçüncü boyutu da bu. Bütün bu konuları meslektaşlarımızla, muhataplarımızla görüşüyoruz. Umarım bu Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısından sonra da daha çok farkındalık olacak, uluslararası toplum da bu konuda daha da aktif olacak.

Esad'ın geleceğine gelince; Esad, bu insani trajedinin, Suriye'de ve etrafındaki trajedinin asli sorumlusudur. Varil bombaları kullandı, kimyasal silahlar kullandı, bunların hepsi insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Dolayısıyla onun mevcudiyetiyle bir çözüm bulmak mümkün değil. Şu anda ülkenin yüzde 14'ünü aşağı yukarı kontrol ediyor, oluşturduğu çok kırılgan bir devlet var. Bir geçişe ihtiyaç var. Dolayısıyla bu çerçevede ve ilgili bütün tarafların da süreçte olması önemli. Terörist grupların varlığının herhangi bir meşruiyetinin olması tabii ki mümkün değil ama aynı şekilde savaş suçu işleyen rejimin de bu süreçte mevcudiyetinin meşruiyeti söz konusu olamaz. Cenevre II görüşmelerinin yeniden gözden geçirilmesi ve canlandırılması, bir Esad'sız geçiş sürecinin ve terörist örgütler olmaksızın bir geçiş sürecinin yürütülmesi gerekiyor."

Başbakan Davutoğlu, bir başka gazetecinin Gazze'deki durumu, Mısır'ın hendekleri suyla doldurmasını ve Harem-i Şerif'teki olayları hatırlatarak, "Dünya sürekli barış sürecinden bahsediyor, nerede bu barış süreci, buradan sonra nereye gidebiliriz? Türkiye nasıl daha proaktif rol oynayarak, Filistinliler'in haklarını tesis edebilir, gözlemci devlet olmak, bayrağın göndere çekilmesi bunlar yeterli değil, gerçekten özgür olabileceği bir ülkeye ihtiyaçları var Filistinliler'in" şeklindeki soru üzerine de dün Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile görüştüğünü söyledi.

"TÜRKİYE'NİN POZİSYONU ÇOK NETTİR"

Görüşmelerdeki ana konunun Harem-i Şerif'teki durum olduğunu söyleyen Davutoğlu, bu süreçte İsrail'in işgali ve burada yürütülen adımları yakından takip ettiklerini vurguladı.

Davutoğlu, "Türkiye'nin pozisyonu çok nettir, Doğu Kudüs Filistin'in başkentidir ve Harem-i Şerif bütün Müslümanlar için kutsal bir mekandır. Biz İsrail'in, Kudüs'ün statükosunu değiştirecek, Harem-i Şerif'in statükosunu değiştirecek herhangi bir adımına karşıyız. Bu çerçevede uluslararası toplum ve liderlerin İsrail'in Harem-i Şerif'e yönelik saldırganlığı durdurmak görevidir" dedi.

Konuyla ilgili görüşlerini Abbas ve Abdullah'la paylaştığını anlatan Davutoğlu, "Türkiye bu konuda her türlü girişimde, her türlü adımı atmakta. Mescid-i Aksa ve Harem-i Şerif'in korunması ve Kudüs'ün tarihi karakterinin muhafaza edilmesi konusunda ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır. Bu Müslüman ülkeler olarak hepimizin mutabık olduğu bir konudur. Ayrıca Filistin Devleti'ni destekleyenler açısından da çok önemli bir konudur" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin Gazze'deki insanların haklarını nasıl savunduğunun bilindiğini söyleyen Davutoğlu, "Onların tecrit edilmesine, izole edilmesine karşı görüşlerimiz bellidir. İsrail kuvvetlerinin işlediği suçlar havadan, tanklarla, güç kullanarak sivil halka yönelik İsrail saldırılarının ne olduğuna dair Türkiye'nin görüşleri çok nettir" diye konuştu.

Davutoğlu, Gazze'de kalkınma çalışmalarına da destek vermeye çalıştıklarını dile getirerek, geçen yıl 75 milyon dolarlık destek sağladıklarını, Gazze'deki halka destek olmaya devam edeceklerini kaydetti.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim