1. HABERLER

  2. İLAN

  3. VEFAT

  4. Davut Özgül Vefat Etti
Davut Özgül Vefat Etti

Davut Özgül Vefat Etti

İstanbul'un meşhur Çınaraltı çay bahçesindeki camiinin sevilen imamı Davut Özgül, vefat etti.

A+A-

HAKSÖZ-HABER

İnna lillahi ve inna ileyhi raci'un...

Yaklaşık iki yıla yakındır akciğer kanseri tedavisi gören ve bir süredir de Süreyyapaşa Hastanesi'nde tedavi görmekte olan Davut Özgül, bu sabaha karşı vefat etti.

Marmara Üniversitesi İlahiyat fakültesi mezunu olan Özgül, imamlık yapmaktaydı. Merhum hoca, vefatından bir süre önce hatıralarını bir kitapta toplamış ve “Bir İnsan Biriktirdim” adıyla Okur Kitaplığı'ndan yayınlanmıştı.

Merhumun cenazesi bugün öğle namazını müteakiben Üsküdar Yıldırım Beyazıd Camii'nden kaldırıldı.

Kendisine Rabbimizden rahmet diliyor; ailesine ve Müslümanlara başsağlığı sabır niyaz ediyoruz.

***

Yıldız Ramazanoğlu, Dünya Bizim için kendisiyle yaptığı röportajda şunları yazmıştı:

davut-ozgul-hoca1.jpgDavut Özgül Hocamız hakkında her zaman güzel şeyler duyardım, tanışmak Özgün Duruş gazetesinin bir toplantısında nasip oldu. Hastalığı dolayısıyla ressam Hülya Yazıcı ile birlikte ziyaretine gittik ve neredeyse o bizi teselli etti, güzel bir sohbetimiz oldu, ardından söyleşimiz zihnimde şekillendi.

Yıllarca imamlık yaptığı Çengelköy’deki Hamdullah Paşa Camii’ni yaptıran zat bir Osmanlı sadrazamı. Kaptan-ı Derya Abdullah adıyla da biliniyor. Çengelköyü iskelesi kayıkçılarından Safranbolulu Yalnızkürek Ali Dayı’nın oğlu olarak dünyaya gelmiş, babasının yanında kayıkçılık etmiş, yıllarca denize kürek sallamış, ocaklardan geçerek kademe kademe yükselerek 2.Mahmut’un cülusunda 1808-1809 yılları arasında Bostancı başı olmuş. Camiyi ise 1818’de yaptırmış.

İstanbul’un en meşhur ve ulu çınarlarından birinin kanatları altında duran bu güzide ahşap caminin imamı Davut Hoca 1966 Urfa doğumlu. Gaziantep Nizip’te okudu, sonra İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Odasına girer girmez eski Urfa’nın yüreklere hitabeden mahzun silueti bizi karşılıyor. Muhteşem bir panorama. Hocamızın şehrine sadakatinin, sevgisinin dışavurumu.

Elinde çok kıymetli tarihî fotoğraflar var. Bunlardan birinde Şeyh Said, arkadaşlarıyla açık arazide bir yerde oturuyor. Hepsi de tezkiye olmuş inançlı, kararlı yüzlere, eski ama onurla taşınan elbiselere sahip. Dönemin acılarla yoğrulan ruhu, Anadolu’nun yoksunlukları siyah beyaz resme olduğu gibi aksetmiş. Resim sanatına sevgisiyle de bilinen hocamız Ankara’dan aldığı Eşref Ören tablosunu tanıtıyor ilkin. Sonra bir Van Gogh üretimi ve sayısız kıymetli tablo. Açıkçası şehre gelene kadar bir tek fotoğrafı bile çekilmemiş, çocukluk fotoğrafı olmayan biri o. Bunu, “Bozova’da büyüdüm, bozkırda böyle teknolojilerden uzaktaydık” diye açıklıyor. Nasıl resme merak sardı acaba?

 

HABERE YORUM KAT

9 Yorum