1. YAZARLAR

  2. Dr. Sivilay Genç (Abla)

  3. Davulcu Erdoğan, zurnacı Gülen
Dr. Sivilay Genç (Abla)

Dr. Sivilay Genç (Abla)

Yazarın Tüm Yazıları >

Davulcu Erdoğan, zurnacı Gülen

A+A-

Soru: Sevgili Sivilay Abla, “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nı TSK’nın hazırladığı konusunda gazete ve şahsınız olarak nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz? Adamlar biz yapmadık diyor. (Pelin Dolunay)

Cevap:
Sevgili Pelin, Cumhuriyetimizin kurucu kurumlarının iki temel felsefesi vardır. Birincisi, “Bu halkı başıboş bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya.” Davulcu ve zurnacı dönem dönem değişir. Söz konusu belgeye göre de bu dönemin davulcusunun Tayyip Erdoğan, zurnacısının Fethullah Gülen olduğu anlaşılmaktadır.

İkincisi, “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.” Bu enikonu üç-dört kelimeden oluşan kısa bir cümledir ama insana çook geniş bir hareket alanı sağlar. Vatan söz konusu olduğunda her türlü film çevrilebilir denilmek istenmektedir. 28 Şubat’ı hatırlayalım. Bir zamanların Ogün Samast’ı, gazeteci katili Hüseyin Üzmez’in evinde, bir tarikat lideri ile şeyh fetişisti bir kadının yatakta basılması filmini Nuri Bilge Ceylan ya da Kutluğ Ataman çekmemiştir. Başarının şehvetine kapılmış bir emekli subay, olan bitenin bir post modern darbe olduğunu kendi ağzıyla itiraf etmiştir.

O nedenle, değil “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”, elime “Marslılarla işbirliği yapılarak irticanın başının ezilmesi” belgesi bile geçse, hakikatinden çok fazla tereddüt etmem.



Az kalk da biraz da biz azınlık olalım

Soru:
Sevgili Sivilay Abla, geçen hafta Kültür Bakanı’nın davetlisi olarak, çalıştığım gazeteyi temsilen Türkiye tanıtımı etkinliklerinin açılışına katılmak üzere Paris’teydim. Paris’in en müstesna semtinde bulunan Türk Büyükelçiliği’nin bahçesinde şarap içerken önemli bir gazetemizin temsilcisi bir kadın meslektaşımızın “22 Temmuz’dan sonra kendimi azınlık gibi hissediyorum” dediğine şahit oldum. Doğrusu içim burkuldu ve size yazmaya karar verdim. Bu meslektaşımıza kendini azınlık hissetmemesi için ne tavsiye edersiniz? (Yıldırım Onur)

Cevap:
Sevgili Yıldırım, yıllar önce TRT tek kanal iken bir klip izlemiştim. Samime Sanay ya da Safiye Soyman çok net hatırlamıyorum, Abant Gölü kıyısında üstü açık bir Mercedes sürüyor. Sarı fönlü saçlar, inci kolye ve küpeler her şey yerli yerinde. Boynundaki vizon kürk rüzgârda dalgalanıyor. Şarkısı ise “Gücüme gidiyor, böyle yaşamak.” Nedense bu klip aklıma geldi.

Kültür Bakanı ile Paris Büyükelçiliği’nin bahçesinde oturup şarap içebilen bir azınlıktan olan sevgili meslektaşıma diyeceğim, az biraz kalk da birazcık da biz azınlık olalım.



Sürdürülebilir AB Projesi

Soru:
Sevgili Sivilay Abla, Türkiye’nin en popüler sivil toplum örgütlerinden olan Genç Siviller olarak başvurduğumuz üçüncü AB projesinden de ret cevabı aldık. Sadece Türkiye’de değil beş kıtada gazete ve televizyonların ilgisini çekecek işler yapabilen bizler neden AB’nin ilgisini çekebilen bir proje yazamıyoruz. Gündelik hayatımızda bile Kopenhag kriterlerine uyan insanlar olarak nasıl olur da bir türlü AB proje kriterlerine uyamıyoruz? (Şadiye Çitil)

Cevap:
Sevgili Şadiye, AB projelerinde altın kuralı bilmiyorsunuz: “Gönül Kaçanı Kovalar.” Siz zaten ceptesiniz. Biraz euroseptik, biraz AB muhalifi olun.

Diğer taraftan; anladığım kadarıyla projeyi kendi başınıza yazmışsınız. Gelecek sefere; AB Komisyonu önünde şemsiyelerini açmış bekleyen arzuhalcilere belli bir kâr payı karşılığında yazdırmayı deneyin.

Az daha unutuyordum. Projenin sürdürülebilir ve yabancı ortaklı olması çok önemli. Projenin sonunda; İtalyan Slovaka, Slovak İrlandalıya, İrlandalı İspanyola, İspanyol Polonyalıya sonra hepsi İtalyana şeklinde sarmal ve girift tensel uyum deneyimlerinin yaşanacağı interaktif sosyal kaynaşım ortamı sağlanması sürdürülebilirlik açısından çok önemli. Bu kriterleri uygularsanız projeniz kesin geçer, ben de 5000 avronuzu alırım. Şaka şaka.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT