1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Davet-Der'de "Kur’ani Kavramlar" Semineri
Davet-Derde Kur’ani Kavramlar Semineri

Davet-Der'de "Kur’ani Kavramlar" Semineri

Davet Derneği'nin Kur’ani Kavramlara Giriş seminerine “İman, Küfr, Fısk ve Nifak” konularıyla devam edildi.

A+A-

Davet Derneği Seyrantepe Temsilciliği tarafından gerçekleştirilen Kur’ani Kavramlara Giriş  semineri bu hafta yazar Abdulhakim Beyazyüz’ün sunumuyla devam etti.

Seminer Eren Azaklı’nın Kur’an tilaveti ve Muharrem Altay’ın Meal-i şerifi ile başladı. Ardından Abdulhakim Beyazyüz’ün özgeçmişi ve İslami çalışmalara yaptığı katkılar Halil Coşgun tarafından katılımcılara aktarıldı.

davetdernegi.jpg

Kavramların, meselelerinin anlaşılmasında anahtar göreve sahip olduğuyla ilgili konuşmasına başlayan Abdülhakim Beyazyüz Kur’ani kavramlarımızı iyi bilip kendi aramızda bu kavramlar doğrultusunda hareketlerimizi düzenlemek gerektiğiyle ilgili konuşmasına devam etti.

Daha sonrasında ise insanların çok büyük imkânlara sahip olduklarından, alemlerin rabbi olan Allah’ın hepimizin önüne birçok imkân sunduğunu ifade etti. Bu imkânların bizlerin kendi zaafları yüzünden değerlendirilemediğini aktardı.

Seminerden satır başlıkları:

İman edenler dünya hayatının oyun ve eğlenceden ibaret olmadığını bilirler. “İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?” İnsan Suresi 1. Ayette de geçtiği üzere insanlar kendisinin adının anılmaya değer bir varlık değilken Allah’ın keremi ve lütfuyla biz değerlendirildik. Yaklaşık 900 katrilyon yıldızın sahibi, bu yıldızlardan birkaç uydudan bir tanesinde yaşayan 7 milyardan 1 insanı muhatap alması onun lütfu ve keremindendir. Biz O'na 1 adım yaklaşırken O bize 10 adım yaklaşır. Bu yüzden biz önemli insanlarız, önemimizi kavramamız lazım. Bu Kur’an’a sarılmakla, hayatımızı Kur’anla düzeltmekle mümkün olur.

davetdernegi_abdulhakim-beyazyuz01.jpg

İmanın gerçekleşmesi için hayatımızda 3 şeye Kur’an’a göre müdahale etmeliyiz:

1- Tasavvur, bilgi, düşünce   2- Pratik amel, faaliyetler   3-Niyet, İhlas

Bu üç şeyi Kur’an’a göre düzenlemedikçe iman olayını gerçekleştirmiş olmayız. İlmi ve bilgiyi el-Alim, el-Hakim olan Allah’tan almalıyız, pratiğe dökmeliyiz, ihlaslı olmalıyız, hayata müdahale etmeliyiz.

Zihnimizdeki bilgileri Kur’anla düzeltmeliyiz. Bunun için âlemlerin rabbi olan Allah’ı doğru tanımalıyız. Eğer bir insan Allah’ı doğru şekilde tanımazsa o asla ahiretini beraatına sağlayacak bir imana sahip olmayacaktır.

Bizlere verilen her türlü nimetin emanet olduğunu bilmeliyiz. “Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.” Talak Suresi 4. Ayetinde geçtiği üzere Allah’ın bizlere yardım ettiğini asla aklımızdan çıkarmamalıyız.

Mümin imanın tümüyle hayata pratiği olduğunu bilir. İmanımızın Allah katında değerli olabilmesi için niyetlerimizi halis kılmalıyız.

Müminleri veli edinip cemaatleşmiyorsak, bu cemaatle insanlara bir toplumsal model, bir örneklilik oluşturamıyorsak ve buna davet etmiyorsak o zaman bilmeliyiz ki iman iddiamız ahirette yüzümüze çarptırılacaktır.

davetdernegi_abdulhakim-beyazyuz03.jpg

Bizler mümin olmanın neyi gerektirdiğini test etmeliyiz. Müminun Suresinde “Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;  Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler;  Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;  Onlar ki, zekatı verirler;  Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;  Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler; Ve onlar ki, namazlarına devam ederler. İşte, asıl bunlar varis olacaklardır; (Evet) Firdevs'e varis olan bu kimseler, orada ebedi kalıcıdırlar.” Kurtuluşa erecek olan müminler işte bunlardır.

Nifak bunun tersi bir durumu ifade eder. Mümin olmanın şartı ihlas, hüsnü zan, samimiyet ise nifak tam tersidir. Münafıklar sadece kötü niyetle gelen insanlar değillerdir. İnfak, namaz, tebliğ, itaat bize zor geliyorsa bizde nifak hastalığından parçalar vardır.

Zalimlik kavramsal manada müslümanlar için kullanılmaz. Ayetlerin %99’unda zalimler ancak kafirlerdir buyrulur. Peki, müminler hiç zulmetmezler mi? Burada akla gelen ilk şey Hz. Yunus’un kıssasında kendi nefsine zulmettiğidir.

Günah işleyip günahı kendisini kuşatan kişi kafirdir, zalimdir. Fasıklık küfrün yansımasıdır. Salih amel ise imanın yansımasıdır. Nifak gizli küfürdür. Münafıklık ise gizli fasıklıktır. Nifak bizler için ciddi bir tehlikedir.

Küfür kavramı iman kavramının zıddıdır. Her küfür kavramı şirki içeren bir boyuta sahiptir. Onlar ilahlarının hayata müdahale etmesini istemezler, onların taptıkları ilah kendi hevalarına uygun olarak uydurdukları ilahtır. Alemlerin Rabbi olan Allah semada olduğu gibi arzda da tek hakimdir. Allah’ın hükmü bizi karanlıklardan aydınlıklara çıkarır.

Tüm peygamberlerin temel manada gönderiliş amacı Allah’ın hükümlerinin hakim kılınmasıdır. Yani Tevhid’dir.

Kafirler Allah’a karşı emin değillerdir. Müminler eminlerdir. Mümin ahirete dayalı bir hal yaşarken, kafir dünyaya dayalı bir hayat yaşar. Müminler hükmü Allah’a has kılarken, kafirler hükmü Allah’a has kılmazlar.

davetdernegi_abdulhakim-beyazyuz04.jpg

Konuşmacı seminer sonunda Rabbimizden kalbimizi korumasını niyaz ederek yaptığı duayla konuşmasını sonlandırdı. Seminer soru-cevap faslının ardından yapılan ikramla sona erdi.

Eren Azaklı / Haksöz-Haber

 

HABERE YORUM KAT