“Darbeleri Planlama Enstitüsü”

30.01.2010 00:00

D. Mehmet Doğan

Büyük yazarımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın vefatından bir sene önce, 1961 yılında yayınlanan romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsü, yalnızca bir Türk klasiği değil dünya edebiyatının da kıymeti bilinmemiş büyük bir değeridir.

Yayınlandığı sırada ülkemizde çok fazla ilgi görmediği gibi, o zamanlar Türkiye’nin dünyadaki etkisizliğinden ötürü dünya edebiyatına da mal olamamıştır.

“Saatleri Ayarlama Enstitüsü en büyük Türk romanıdır” desek, hata etmiş olmayız.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, saatlerin ayarsızlığı yüzünden kaybedilen zamanı kazanmak maksadıyla kurulmuştur! Bunun için devasa bir bürokratik mekanizma oluşturulmuştur. Enstitü ve vücut verdiği kurumlar saatleri ayarlamamış, parçalamış; bürokratik saçmalıkları temsil eden bir yapıdır.

Bana son zamanlarda arka arkaya kamuoyuna mal olan darbe planları, projeleri, üniformalı bir Saatleri Ayarlama Enstitüsü intibaı uyandırdı. Cumhuriyetin kaybolmuş zamanını kazanmak için her rütbeden üniformalı “nasıl darbe yaparız”ın peşine düşmüşler!

Poyrazköy İddianamesi’nin “değerlendirme” bölümünde belirtildiğine göre, 2005’ten günümüze 14 kanlı eylem planlanmakla kalınmamış, hükümeti yıkmak ve Meclis’i devre dışı bırakmak için çok sayıda darbe projesi de yapılmış.

Poyrazköy İddianamesi’nin hukuki değerlendirme kısmında yer alan şu ifadeler dehşet verici değil mi? “Soruşturma kapsamında bu güne kadar elde edilen delillerden, Ergenekon silahlı terör örgütünün ülkede darbe zemini oluşturmak için üç ayrı yol izlediği görülmüştür. Birincisi Danıştay saldırısı gibi toplumda infial uyandıracak eylemler, ikincisi toplantı, gösteri ve yürüyüşlerde çıkartılan olaylar, üçüncüsü de partilere müdahale ederek yaptığı faaliyetler.”

Başlangıç noktası ilginç. Mahalli seçimler yapılmış, büyükşehirlerin çoğunda dini atıfları olan bir parti seçimleri kazanmıştır. Halk iradesinin bu yönelişi belli olduktan sonra, bunu etkisizleştirmek için kollar sıvanmış, 28 Şubat nâkıs darbesi ile de ilk sonuç alınmıştır.

28 Şubatı sürekli kılmak için yapılanlar yanında, 28 Şubat’ın siyaseten tasfiyesinden sonra Türkiye’yi yöneten siyasi akımın yok edilmesi maksadıyla tasarlananlar gerçekten dehşet verici:

“Bir yandan Yargıtay’da görevli yüksek yargıçlara yapılacak bir suikast girişimi ile ülkede laik-antilaik çatışması oluşturmayı hedeflerken, bir yandan NATO tesislerine saldırı ile de Türkiye’nin uluslararası çevrelerde zor duruma düşürülmesi hedeflenmektedir. (...) Yaşar Büyükanıt’a yönelik gerçekleştirmeyi plânladıkları eylemle silahlı kuvvetler mensuplarını darbe yönünde tahrik ederken, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ve bölge milletvekillerine yönelik eylemlerle de Kürt-Türk çatışması çıkarılması amaçlanmaktadır.”

Nihai amaç, bir an evvel darbe yapmak olduğundan benzer eylemlerden vazgeçilmemiş, deşifre olan her eylem planından sonra yeni eylem planları hazırlanarak uygulamaya konulmuş. “Eylem planları deşifre edilip failleri yakalandıktan sonra, dışarıda kalan uzantılarına yönelik yapılan teknik takip çalışmalarında, örgütün bu ve benzer eylem planlarından vazgeçmediği, ülkede darbe zemini oluşturmak amacıyla yeni ve daha tehlikeli eylem planlarını hazırladığı anlaşılmaktadır...”

Bir ülkenin güvenliği için en gerekli kurumunun en azından bazı unsurları Darbeleri Ayarlama Enstitüsü gibi çalışmış!

İddia cumhuriyete ve değerlerine hizmet! Öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı, kaos çıkarmayı hedeflemek nasıl cumhuriyete hizmet olabilir?

Bu saçmalıktır! Abestir!

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim