1. YAZARLAR

  2. MUSTAFA BULUR

  3. DARBEDER - Bir Başörtüsü Skeci
MUSTAFA BULUR

MUSTAFA BULUR

Yazarın Tüm Yazıları >

DARBEDER - Bir Başörtüsü Skeci

A+A-

Kur’an ayı Ramazan’a yine kavuştuk. Her Ramazan olduğu gibi bu sefer de Özgür-Der öncülüğünde, ülkenin farklı gündemleriyle ‘Başörtüsüne Özgürlük!’ şiarının birleştiği eylemliliklere şahit olmaktayız. Bu vesileyle, “Herkes İçin Adalet Başörtüye Özgürlük” sloganını tüm ülke sathında eylemlilikleriyle yıllardır dillendiren tüm müslümanlara atfen geçen yıl yazdığım bir skeci sizlerle paylaşmak istedim. (Böylelikle son birkaç yıla dönük yaşadıklarımıza ilişkin hafızalarımız da bir parça tazelenmiş olur, diye düşündüm)

Belki bu mütevazi ve amatör deneme genç kardeşlerimize ilham kaynağı da olabilir. Eli kalem tutan, gündemi takip eden, şiir, öykü, hikaye denemeleriyle mücadeleye katkı sağlayanlara görsel bir hitap malzemesi de sunmuş olur, kimbilir. Ufak rötuşlarla güncelleyip sergileyebilecekleri çalışmalara mütevazi bir katkı sağlaması dileklerimle...     

Giriş

Sunucu bir giriş konuşması yapar: Son 5 yıldır adeta bir darbeler enflasyonu yaşıyoruz. Bu enflasyon maalesef düşme eğilimi göstermiyor. Tek haneli rakamlardan çift haneliye doğru hızlı bir eğilim sergiliyor. Doğrusu, takip etmekte zorlanıyoruz. Her haber bülteni Ergecekonducuların icraatlarıyla dolu. Nerede boş bir gecekondu görseler orayı silah deposuna çeviriyolar. Gözünün üstünde kaşın var misali, bir bahaneyle o gözün üstüne darbeyi kondurmayı şiar ediniyorlar. Politikacılar boş durur mu? Onlar da “az zamanda çok iş” başarmaya, kıt kanaat imkanlarla  darbe yapmaya çalışan bu vatan evlatlarını korumaktan geri durmuyorlar. Apoletliler mi? Onlar hiç konuşmuyor; duymuyor; görmüyor. Konu darbeler oldu mu, onlar siyasete hiç karışmıyor. Ya da “mış” gibi yapıyorlar. Ama politikacıların “demokratik darbe” süreçlerine lojistik destek sağlamıyor da değiller. “Demokratik darbe”nin ne olduğunu mu merak ettiniz? Halkı, STK’ları, bilgisayarında darbe senaryosu unutanları ve eli o anda silah tutmayan çetecileri sokaklara dökerek, meydanları ajitasyon merkezleri haline getirerek, psikolojik harekat üretmeye “demokratik darbe” deniyor. Wikipedia’da böyle yazmıyor ama onların suçu yok. Geçen görüştük kendileriyle. Süreç o kadar hızlı ilerliyor ki o maddeyi henüz yazamadıklarını söylediler. Sağlık olsun.

Malum. Türkiye’deki darbecilerin iki bahanesi var. Biri laiklik, diğeri bununla bağlantılı olarak başörtüsü. İlkinin tanımı bugüne dek yapılmadığından nasıl anlaşılması gerektiğini sadece oligarşik müfessirler biliyorlar. Onlar laikliği istedikleri gibi yorumluyorlar. Onlara göre, ülkede çıkarlarına ters giden gelişmeler oluyorsa bu laikliğe aykırıdır. Laiklik onların zimmetlerinde bulunan bir olgu. Bunu anladık da başörtüsü konu olduğunda ağzı olanın konuşması ilginç durumları ortaya çıkarıyor. Herkes fetvacı, herkes müfessir, herkes allame kesiliyor. Hele bi bakalım da anlayalım, neymiş bu başörtüsü-darbe ilişkisi. Sözü ilk önce Deniz Baykal’a bırakalım:

(Deniz Baykal Meclis Grubunda konuşmaktadır.)

DB- Bu AK Parti başörtüsünü kızlarımıza adam gibi bağlamayı öğretemezse bu darbe sebebi olur! Başörtüsünü dosdoğru bağlayamayan milletler geri kalmaya mahkumdur. Memleketi geri bıraktırmayız. Darbe sebebi olur. (alkış) Bu ülke demokratik bir ülke ama başörtüsünü nasıl bağladığınız demokrasi kültürünüzü gösterir. Bu kültür gelişmemişse bilin ki darbe sebebi olur. (alkış) Darbe sebepleri kendi içinde 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 falan diye bir çok alana ayrılır. Darbe sebepleri elbette sadece başörtüsüne bağlanamaz. Daha doğrusu sadece başörtüsünün nasıl bağlandığına bağlanamaz. Oooo, sürüsüne bereket. Darbenin bir çok sebebi vardır ama başörtüsü en birincilerinden biridir. Ben bu konuda İlahiyat hocalarımızın en saygınlarıyla birifingleştim. Yani birbirimizi birifingleştirdik. Onlar bana, ben onlara. (alkış)

Mesela Ebu Hanife’nin eniştesinin kayınçosuna göre başörtüsü işte böyle bağlanır. Evet gösteriyorum, herkes dikkatle izlesin, yoksa darbe sebebi olur! İşte böyle (der ve çeneden başa doğru ters bağlar; başın üzerinde fiyonk olur- diş ağrısında tülbent takma esprisi gibi)

Başka bir örnek de İmam Ebu Ahmed bin abdülaziz bin ömer bin hanbelin teyzesinin oğlunun gösterdiği şekildir ki, bunu namazda, çarşıda, alışveriş merkezinde, balo ve resepsiyonlarda, hatta illegal olarak kılmaya teşebbüs ettiğiniz Cuma namazlarında uygulayabilirsiniz. İşte gösteriyorum, iyi izleyin yanlış olursa darbe sebebi olur. (Amerikan filmlerindeki gibi, güneş gözlüklü, rüzgardan korunmak için yarım baş bağlama şeklinde... boyunda fular da olabilir)

(sunucu devreye girer)

Sunucu- İlginç değil mi? Sadece o mu? Kimler konuşmadı ki? Asker, politikacı, bürokrat, laik, liberal, demokrat, kemalist, gazeteci, yazar. Sahi bunların hepsi bir tartışma programında olsalardı sizce o programda bir kapanış konuşması yapılabilir miydi? Bakalım görelim:

(Tartışma programı: bir (A)sker (önünde PAŞALARDAN BİR PAŞA yazacak), bir (R)ektör(ARKAİKUS REKTÖRİUS FAMİLİUS), bir (L)iberal (SONRADAN LİBERAL), bir (D)emokrat (ÇOK DEMOKRAT), bir (K)emalist(KÖKTEN KEMALİST), bir (YÖK’lüğü ile varlığı bir) mensubu bir de program (Y)öneticisi(MODERATÖR)

Liberal- Bence başörtüsü bireysel haktır.

Kemalist- Yok ya?! O bireyleri tek tek topla bakalım kaç milyon ediyo?

Liberal- Matematik bilimini resmi görüşlerinize alet etmeyin lütfen. Ne yani bir kişi olsa hakkı var ama 30 milyon olunca hak gaspı öyle mi?

Rektör- Öyle hanımefendi. Mesela bir Kipalı eşit değildir bin Kipalıya. Bakın matematik de bizi doğruluyor. Gerekirse Kipayı da, Haçı da yasaklarız. Çağdaş medeniyet seviyemize çomak sokulursa tabii.

Paşa- Bu tartışma kırmızı çizgileri zorluyor gibi geldi bana. (Elinde kalın bir kitap, şapka ve dini kisvelere ilişkin kanunu bulmaya çalışır ama kıyafet kanununu bulmaya çalıştığını iddia eder)

Durun bakiyim şuralarda bi yerde kıyafet kanunu olacaktı.

Liberal- O kıyafet kanunu değil paşam boşuna aramayın. (asker sürekli kitapta bir şeyler aramaktadır)

Demokrat- Bana göre sadece başörtüsü değil, 1578 hak daha gündeme gelmeli. Hepsi, topyekün, paket halinde yani.

Kemalist- Pışşıııık! Oldu, biz sizi tutmayalım. Bakın bakalım o pakette rejimi devirme hakkından da bahsediyo mu?

Paşa- Valla bu tartışma darbe ortamına doğru ilelebet yol alıyor. Resmen dağ başını duman almış vaziyeti yani.

Rektör- Siz merak etmeyin paşam. Üniversitelerin arka bahçesinde çiçek bile ektirmiyoruz. Bunlara pabuç bırakacak göz var mı bizde. Siz zahmet buyurmayın, biz meseleyi hallederiz.

YÖK- Ya bıraksaydınız da kızlar içeri girseydi bee...(yalvarır gibi)

Demokrat-  Hayvan hakları ne olacak? O da pakete dahil edilmeli.

YÖK- Yahu mızıkçılık yapmayın, önce bi şu başörtüsünü halletseydik. Zaten hizmet alan-veren falan, sınırlı yani. Vallahi korkacak bi şey yok...

Paşa- Yok yok, bu iş iyice zıvanadan çıktı. (cep telefonuyla birini arar.) Aloo Niyazi naaptınız o işi. Krokilerin fotokopisini çekip çocuklara dağıttınız mı? Nee günlükleri mi yakalattınız? Ulen kaç defa söyledik o zıpıra kurtul şu anılarını yazma hastalığından diye. Sizin eliniz armut mu topluyo, bi format atamadınız mı bilgisayara. Format atmayı bilmiyo musunuz? Ulan her yere bomba atmayı biliyosunuz, bi format atmayı öğrenemediniz be? Nee? Bombaları da mı yakalattınız? Kirayı vermediğiniz için gecekondunun sahibi ihbar mı etti? Yahu herşeyi yüzünüze gözünüze bulaştırdınız bee! Yıktırın o gecekonduyu da ibret olsun. Nee? Bizden diye rüşvetle tapu mu almıştınız herife? Aferin size, sizin bu kafasızlığınız yüzünden İlhan Selçuk kalp krizi geçirdi be. Adam dünya gözüyle memleketin karıştığını bi defacık olsun görmek istedi, onu da beceremediniz. Tamam, tamam halka karışın, mitinglere gidin, bayrak sallayın, onuncu yıl marşı söyleyin, ne halt ederseniz edin, sizden hayır yok. Allah’tan Kuvvetler Ayrılığı var.

Moderatör- Efendim paşam. (sözleri duymuştur, anlaşılsın diye sorar)

Paşa- Allah’tan diyorum. Kuvvetler ayrılığı var. Yargımız var.

Moderatör- Hee.(anladım anlamında)

Kemalist- Paşam Allah’tan dediniz. O Allah’tan değil, Rousseau’dan (Russo’dan) olacaktı.

Paşa- Ruslarla falan işimiz olmaz. Biz NATO’ya bağlıyız.

Rektör- Russo, Rus değil paşam, siyaset felsefecisi.

Paşa- Her ne haltsa.

Kemalist- Paşam şu aralar NATO-MATO falan kullanmasak.

Paşa- Neden?

Kemalist- Malum, şu aralar anti-Amerikancıyız ya.

Paşa- Haa, ulusal bağımsızlık falan

Rektör- Ha paşam, o dediğinizden. Şimdi çocuklar da seyrediyordur programı, yanlış manyel atmayalım.

Paşa- Kafaları karışır değil mi?

Kemalist- Öyle paşam.

Moderatör- Evet, konumuza dönersek. Başörtüsü ve laiklik ilişkisi...(sözü kesilir)

Demokrat- Ben diyorum ki sadece başörtüsünden bahsetmesek; maazallah 30 sene sonra memleketin hali...

Kemalist- Bak bu konuda hemfikiriz. Yaşam alanlarımızı korumak zorundayız.

Liberal- Yaşam alanları derken. Mesela park ve bahçeler falan da giriyo mu?

Kemalist- Yok yok, bağ, bahçe, tarlalarla işimiz olmaz.

Rektör- Rençber ve bağbozumu işçileri de yüzde 20’yi bulursa bence onları da yasaklamak lazım.

Demokrat- Neyi işçiliği mi?

Kemalist- Hayır hayır, işçilerin hakları kutsaldır. Sendikalarımız üstlerine düşen görevi bihakkın yerine getirmektedir. Biz 68 kuşağıyız.

Liberal- (Kemalistin belindeki kuşak yere düşmüştür, onu göstererek)

Hocam kuşağınız düşmüş.

Demokrat- O düşeli çok oldu da, bunlar hala o telden çalıyo.

Liberal- E “biz faşistiz”, ya da bilimsel açıdan “sosyal faşizmi” savunuyoruz diyecek halleri yok herhalde.

Moderatör- Yine aramızda konuşmaya başladık. Sormak istiyorum, ne düşünüyorsunuz iddianame hakkında. Hukuki mi, siyasi mi?

Paşa- Hukuk derken? (konuya yabancıymış gibi sorar)

Rektör- Paşam siz bize bırakın, yorulmayın. Biz gerekeni yapıcaz.

Liberal- Hukuk açıkça siyasallaşmış, araçsallaştırılmıştır.

Demokrat- Bu iddianameye hukuk metni demek resmen...

Paşa- Evet resmen ne? Ne söyle bakiyim

Kemalist- Paşam niçin zahmet buyuruyorsunuz. Bu tartışma sizi yorar. Üstelik gerek de yok.

Rektör- Mitinglerde meydanları dolduran halkımızın endişelerini dile getiren bir metin. Zaten parti kapatma davaları aynı zamanda siyasidir beyler. (asker gizlice başsavcıyı arayıp sorar)

Paşa- Aloo, başsavcı, sana fotokopisini verdikleri şu iddianame, içinde hukuk var değil mi? Ha tamam, yok bişey bi arkadaş sordu da... Tamam muvaffakiyetler diliyorum

Rektör- Paşam keşke ben de bi konuşsaydım... elimde bazı gazete küpürleri vardı eklerdik.

Kemalist- Bi de rektör olucan...herşeyin bi usulü var..karıştırma şimdi...

Demokrat- Beyler sizin başka planlarınız var herhalde, biz rahatsızlık verdiysek kalkabiliriz.

Kemalist- Yoo bizim için sakıncası yok. Sizden gelecek zarardan ne olur?

(dışarıdan sesler gelmektedir... başörtülüler eylem yapmaktadır)

Başörtüsü Onurumuz Koruyacağız!

Paşa- Ne diyolar?

Moderatör- Size programın başından beri sorduğum soruya cevap veriyorlar; Başörtüsü Allah’ın Emriymiş, Onurlarıymış, Koruyacaklarmış...

Kemalist- Başka?

Moderatör- Ona uzanan elleri gün gelip kıracaklarmış

Rektör- Bir şey daha söylediler

(ses yükselir) HERKES İÇİN ADALET BAŞÖRTÜYE ÖZGÜRLÜK!

3 kez tekrarlanıp selam verilir

BAŞÖRTÜYE ÖZGÜRLÜK HERKES İÇİN ADALET!

 

YAZIYA YORUM KAT

7 Yorum