1. YAZARLAR

  2. Mehtap Yılmaz

  3. Darbecilerin içi rahat olsun!
Mehtap Yılmaz

Mehtap Yılmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Darbecilerin içi rahat olsun!

A+A-

Çok az kaldı. Yakında başınız musalla taşına “tak” diye değecek. Diri diri gömdüğünüz kızcağızlara yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz. Üstelik kaçacak yeriniz de olmayacak! Çamura yatamayacaksınız! Unutmayın ki başörtülü kadınlar, sizlerin elleriyle, dilleriyle gömüldü!

Siz, dindarlara uygulanan baskı sonucu paniğe kapılarak, onlar bedel öderlerken saklandınız! Sonra aşağılık kompleksi kapladı ruhunuzu. Hayatınızdan dışladınız!

Karşınızda başörtülü görmeye tahammülünüz kalmamıştı artık! Kendinize zarar gelmesinden, ellerinizdeki nimetleri kaybetmekten korktuğunuz için onlara sahip çıkmaktan kaçındınız!

Onlarla gözükmeyi zül saydınız sonrasında. Onları görünen dünyanızdan büsbütün çıkardınız. Adını “tedbir” koyarak, ipe sapa gelmez gerekçelere sığındınız!

Başörtülüler, “diri diri gömüldükleri” toplumun gerisinde can çekişirken, varlık mücadelesi veriyorlardı o sırada! Gözlerinizi, kulaklarınızı, kalplerinizi kapadınız!

İşte bu yüzden “... diri diri toprağa gömülen kızcağıza sorulduğu zaman”, o kızlar, sizleri işaret edecekler kupkuru elleriyle! Başörtülülerden gıcık kapan muhafazakâr erkekleri! Makam, mevki için eşlerinin başörtülerini çok yönlü baskı ve şiddet yöntemleriyle açtıran erkekleri! Eşlerinin başörtülerini çiğneyerek geldikleri mevkilerde, başörtülülere bakıp burun kıvıran erkekleri! Başörtülülerin, dâhili ve harici düşmanlarına rağmen, dişle tırnakla hayata tutunduklarını gördükçe irrite olan erkekleri! Her şeye rağmen başörtüsünü açmayan eşleri yüzünden yaşadıkları mesleki güçlükleri, sürekli olarak bu kadınların başlarına kakan, kadınların dünyalarını başlarına yıkan erkekleri!

Şimdi tesettürlü hanımları Türkan Saylan’a rahmet okutturacak derecede hedef gösteren ve yerden yere vuran bu muhafazakâr erkekler, darbe sonrası günlerde “tedbir” gerekçesiyle, “Başörtüsü, İslam’ın beş şartı içinde yoktur” diyen erkeklerin, eşlerine hayatı zindan etmelerini bir din istismarı olarak görmeyip “cemaat hassasiyeti” adına zulme seyirci kaldılar. Madem dini hassasiyetler konusunda bu kadar duyarlıydılar, neden o zulümlere seyirci kaldılar?

Neden kariyerlerine, statülerine zarar gelir korkusuyla sokak ortasında başörtüsünü başından çekerek karısını çıldırtan, aklını kaybettiren insafsızların “diri diri gömdüğü” kadın ruhları için çıtları çıkmadı hiçbirinin? Neden sustular? Madem bu kadar hakkaniyetli idiler, buluşan kadınlara karşı saldırdıklarının binde biri kadar eşlerinin başörtüsünü açtırtan muhafazakâr erkekleri kınamaktan neden kaçındılar? Neden biliyor musunuz? Bu muhafazakâr erkeklerin başörtülü eşlerine ettikleri zulümlere karşı, gizli bir onay vardı da ondan!

Bana göre 28 Şubat darbecilerinin içleri rahat olsun artık! Çünkü inanın bana fazlasıyla amacına ulaştı! İslami kesim erkekleri ciddi anlamda bir zihniyet erozyonu yaşadı! Artık darbeciler arkalarına yaslanıp, kendilerinin bile başörtüye karşı yapmayı hayal edemeyecekleri istismarı muhafazakâr erkeklerin yapmasını zevkle seyredebilirler!

Laik kesimin başörtüye saldırmak konusunda zahmete girmesine de gerek kalmadı artık! Dönemin iç çamaşır defilelerine çıkan mankenlerine, tomarla para ödeyerek podyuma çıkaran Mustafa Karaduman gibileri var artık! Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın eşlerini laik kesimin içini fazlasıyla rahatlatacak kadar tesettürden uzak göstererek, çekiştirebilir! “Hayrünnisa Gül’ün, başörtüsü ve kıyafetlerinin modernizasyonu yapılmış. Bundan ötesi açılmak anlamına gelir. Emine Hanım eskiden tesettüre daha yakındı” diyerek, popüler kültüre yaranmak için Emine Hanım’ın dedikodusunu ederek Hürriyet’te ücretsiz olarak reklamını yaptırtabilir!

İşte görüldüğü üzere Sayın Bulaç, tesettürlülerin sırtından para kazanan, statü elde eden, popüler kültüre yaranmaya çalışanlar bir kısım aşağılık kompleksli muhafazakâr erkeklermiş!

Dahası tesettürlü kadınları toplum dışına itmek, kamusal alanın dışına diri diri gömmek anlayışını içselleştiren bu muhafazakâr erkekler, sürekli olarak tesettürlü kadınları çekiştirip, dedikodularını etmekle kalmıyor, üzerlerine “iyi saatte olsunların” şaibesini çökerterek iftira da ediyor, hedef gösteriyorlar!

Başörtülülerin, şimdiye kadar yaşadıkları onca şey yetmezmiş gibi... Utanmadan, sıkılmadan bir de kendileri taarruz ediyorlar.

“Başörtüsünü dinî muhtevasından kopardılar, içini boşalttılar” diye iddia ediyor bir de “aynaya” bakmadan Ali Bulaç Efendi! Peygamber Efendimiz’in Üsame’ye (r.a) verdiği yanıtla cevap vereyim. “Kalplerini mi yarıp baktın” Buluşan Kadınlar’ın?

Başörtülüler din kardeşlerinizdir. Onları çekiştirmeyin. Haklarında fitne çıkarmayın.

Başörtülüleri ıslah ediciler bilmelidirler ki “Fitne, öldürmekten beterdir.” (Bakara-191)

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT