‘Darbecilerin Çoğu Hâlâ Dışarıda’

10.01.2013 06:07
‘Darbecilerin Çoğu Hâlâ Dışarıda’
Balyoz Darbe Planı davasına müdahil olan gazetemiz yazarı Abdurrahman Dilipak, Hukukçular Derneği ile Özgür-Der; İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, ‘’Balyoz Planı’’ davasına ilişkin gerekçeli kararını gazetemize değerlendirdi.

Haber: Kenan Kıran / Akit

Balyoz Darbe Planı’nda “gözaltına alınacak ve suikast yapılacak kişiler” arasında bulunan, dernekleri kapatılması istenen müdahiller; sanıkların darbe planları konusunda bilgi vermediklerini, darbe seminerlerinde söylenen “halkın üzerine çökmek”, “tepelemek”, “acımadan ezmek” sözlerinin hâlâ hafızlarında olduklarına söyledi. Avukat Cavit Tatlı, darbe girişimlerini önlenmesi için askeri okulların müfredatından başlayarak tüm noktaların sivil bir bakış açısı ile gözden geçirilmesi gerektiğini görüşünde…

Tatlı: Askeri Okulların Müfredatı Gözden Geçirilmeli

Hukukçular Derneği Genel Başkanı Avukat Cavit Tatlı, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının gereğinden daha fazla anlam yüklememek gerektiğini söyledi.

Tatlı, “Bu hukuk kaideleri içerisinde mahkemenin verdiği bir karar. Bizi ilgilendiren yönünün bu karar doğrultusunda Türkiye’yi koruyacak olan asker kişilerin yaptıkları veya yapabileceklerinin neler olduğudur. Bu noktadan hareketle askeri okulların müfredatından başlayarak tüm noktaların sivil bir bakış açısı ile gözden geçirilmesi ve bir daha bu tür olayların yaşanmasının önüne geçecek yapının kurulması gerekmektedir. Aksi takdirde her seferinde mahkemelere bu tür hukuksuzlukları tevdi ederek sorunu çözemeyiz” dedi.

Tatlı, yargılanan sanıkların ve bir kısım etkili insan grubunun davanın başından itibaren usul hukukuna atıfta bulunarak davayı değersizleştirmeye çalıştığını hatırlatarak, “Biz bu davanın önemli bir dava olduğunu ve bir şeylerin değişmesi açısından da mutlaka neticeye kavuşması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu nedenle Yargıtay incelemesi çok önemlidir zira ilk derece yargılamasının bitmiş olması davanın bittiği anlamına gelmemektedir” diye konuştu.

Dilipak: Ava Giderken Avlandılar

Gazetemiz yazarı Abdurrahman Dilipak da, gerekçeli kararda sanıkların iddialarının çürütüldüğünü ve asıl belgelerin Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen belgelerle de doğrulandığı, çelişki gibi görünen bazı olayların kriptolu işlerle, birileri tarafından örgütlenmiş olmasının mümkün olabileceğini, ama yine de eğer düzmece bilgi üretilmişse, bunun da sorgulanması ve faillerinin bulunması için yeni bir soruşturma açılması gerektiğini söyledi.

Dilipak, “Ava giderken avlandılar, şecaat arz ederken, sirkatlerini söylediler.. “Karartma, örtme, inkar, tehdit” yöntemi ile aklanacaklarını sandılar. Ama olmadı. Kılavuzu İsrail, Yahudi lobisi olanların başı beladan kurtulamazdı, öyle de oldu” dedi.

“Darbe Plânları Konusunda Sır Vermediler, Yapı Hâlâ Canlı”

Abdurrahman Dilipak, şunları söyledi:

“Planlayan, azmettiren, tehdit ve şantajla insanları kullanan çete asıl suçlu. 2. derecede bilerek, rıza ile bu işe destek verenler, gönülsüz olarak emir komuta içinde verilen görevi yapanlar ve en son kesimde de, başka yolsuzlukları ve zaafları sebebi ile, başka suçları sebebi ile kullanılabilecek karakterdeki insanlardan oluşan bir yapı söz konusu.. İşin ilginç yanı, hiçbiri bu çete ve darbe planları konusunda ser serdi, sır vermediler.. Yapı hâlâ canlı ve korku beyinlerine hakim..”

“Dışarıdakilerin Sayısı İçeridekilerden Fazla”

“Bana kalırsa içeridekilerin en az yüzde 20-30’u küçük cezalarla serbest bırakılabilir. Karar verenlerle, emir komuta içinde bürokratik işler yapanları da ayırmak gerekir. Operasyonel yapı içinde karanlık ve kanlı işlere karışanları da ayrı değerlendirmek gerekir, ama bu işin medya, mafya, sermaye, finans, siyaset, bürokrasi, yargı, diplomasi ve dış bağlantıları hesaba katıldığında, mevcut sanıkların birkaç katı kişinin daha dışarıda dolaştığını düşünüyorum. Yargılama o yönü ile eksik gibi geliyor bana.. Sanki derin devleti yeniden yapılandırma, onu liderlik, örgüt, amaç ve yöntem itibarı ile yeniden dizayn etme gayretindeki karanlık güçler, önlerinde engel teşkil eden, kontrol dışına çıkan, silah ve imtiyazlarını bırakmak istemeyen çevrelere yönelik bir tedip ve tenkil operasyonu söz konusu imiş gibi gelmiyor da değil..”

“Kontrol Dışı Unsurlar Tasfiye Ediliyor

Bu derin yapı, ABD tarafından kuruldu, bu kadrolar Amerika tarafından eğitildi, doktrinleri ABD tarafından belirlendi, paralarını da onlar verdi. ABD’nin tehdit algılaması ve değişen şartlar çerçevesinde düşündüğü değişikliğe karşı direnen derin güçler, çiftliğin sahibinin, kahya değiştirme kararına karşı bir kahya ayaklanması başlattılar.. Ulusalcı geçinenlerin İslam ve Türkiye karşıtı Siyonist lobi ile işbirliği yaparak, hükümete ve yargıya meydan okumaları da gerçekten ilginç.. CHP ve MHP’nin bunların avukatlığına soyunması, Silivri’den Ankara’ya tünel kazma çabaları da tarihin garip bir tecellisi olarak önümüzde duruyor..”

Kaya: Seminer Belgeleri İçinde Yer Alan Ses Kayıtları Hâlâ Kulaklarımızda Yankılanmakta

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya ise, sanıkların sözde seminer belgeleri içinde yer alan ses kayıtlarında, “halkın üzerine çökmek”, “tepelemek”, “acımadan ezmek” kavramları nasıl iştahla kullandıklarının hala kulaklarımızda yankılanmakta olduğunu söyledi.

Kaya, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanıklar hakkındaki gerekçeli kararını, davaya konu olan belgelerin sahihliği üzerine oturttuğunun görüldüğünü, Genelkurmay’dan gönderilen belgelerin sanıkların suç işlediğine işaret ettiğini, Eskişehir ve Gölcük’te ele geçirilen belgelerin dava dosyasındaki belgelerle uyum içinde olduğunu söyledi.

Kaya, söz konusu davanın Yargıtay aşamasında da farklı bir hükmün çıkmayacağını tahmin ettiklerini belirterek, “Sanıkların ve savunucularının ısrarla komplo kurbanı olduklarına dair iddiaları bir şey ifade etmiyor. Nitekim gerek Özden Örnek’in günlükleri ve gerekse de süregelen Ergenekon davasında yer alan Mustafa Balbay’ın günlükleri gibi yan unsurlar da bu davada yargılanan sanıkların bir darbe girişimi içinde yer aldıklarının güçlü işaretleri olarak öne çıkmakta” diye konuştu.

Kaya, Balyoz davası sanık ve savunucularının masum olduklarına ilişkin ısrarlı biçimde yürüttükleri kampanyaya rağmen kamuoyu nezdinde inandırıcı olmalarının mümkün görünmediğini hatırlatarak, “Neden? Çünkü öncelikle bu ülkenin geçmişinde darbecilik denilen hukuksuzluğun, ahlaksızlığın bu ülke insanına neler yaşattığını herkes çok iyi biliyor. Ve ismi geçen sanıkların güçlü olduklarını düşündükleri vasatta nasıl bir zalimane ruh haline büründüklerini kimsenin unutması mümkün değil. Bugün masum olduklarını iddia eden sanıkların sözde seminer belgeleri içinde yer alan ses kayıtlarında “halkın üzerine çökmek”, “tepelemek”, “acımadan ezmek” vb. kavramları nasıl iştahla kullandıkları hâlâ kulaklarımızda yankılanmakta” şeklinde konuştu. 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim