1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. Darbeci baro, yine açıklama yapacak mı?
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Darbeci baro, yine açıklama yapacak mı?

A+A-

Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Kasım 2005’te Şemdinli’de bir kitabevine itirafçı VeyselAteş’in attığı ileri sürülen bomba sebebi ile, dört komutan için suç duyurusu yapmış..

Kim o komutanlar?

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı YaşarBüyükanıt.. Harekat ve Planlama Daire Başkanı Erdal Öztürk.. Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Selahattin Uğurlu.. Ve Hakkari İl Jandarma Komutanı Erhan Kubat..

Aslında aynı suç duyurusu, 2006 yılında VanSavcısı Ferhat Sarıkaya tarafından da yapılmıştı..

Ama o tarihte, malum kesim ayağa kalkmıştı..

Bir kuvvet komutanına, bir savcı nasıl suçlama yöneltirdi..

Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturması beklenen bir komutan için, bir savcı nasıl suç duyurusu yapardı?

Savcı Sarıkaya’yı, ihraçla sonlanacak bir yargısız infaza tabi tutmuşlardı..

Onların en başında da, bir baro vardı.

Hani, Şemdinli davası ve Ergenekon davası sürecindeki açıklamaları ile adı “Darbeci baro”ya çıkan İstanbul Barosu var ya..

İşte o baro!

Bir utanç vesikası olduğundan, “İstanbul Barosu Başkanlığı Basın Bülteni” başlığı ile gönderdikleri, 30.3.2006 tarihli açıklamayı, 5 yıldır saklıyordum..

O günkü konjonktürde, sesleri yüksek çıktığından, karşı itirazlara itibar edilmesi pek mümkün değildi. Ama bir gün gelecek, gerçekler ortaya çıkacaktı.

Buna inancım tam olduğu için, “O gün, bu açıklamayı ibretle okurum. Bu açıklamayı yapanların yüzlerine, bu açıklamalarındaki darbeci mantığı vururum” düşüncesi ile sakladığım o bültenden, size de kısa alıntılar yapayım..

İstanbul Barosu Başkanlığı’nın basın bülteninde, şunlar yazılı: “İddianame, yüz sayfayı bulan içeriğiyle, bir iddianamenin yetki ve kapsamını aşmış, adeta bir siyasi görüşü savunan bir metne, bildiriye dönüştürülmüştür.”

5 yıl sonra geldiğimiz noktada, Ferhat Sarıkaya’nın hazırladığı iddianamenin “siyasi bildiri” olmadığı, Van 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nin suç duyurusu ile bugün ortaya çıkmış oldu..

Şimdi İstanbulBarosu ne açıklama yapacak acaba? Mahkemenin kararını da, “Siyasi bildiri metni hazırlanmıştır” diye eleştirecek mi?

“Baro yönetimi değişti. O zaman başkan MuammerAydın idi. Şimdi ÜmitKocasakal” diyenler olacağını biliyorum.

Ve hemen cevabını vereyim: “2006’da Ümit Bey de, İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı sıfatı ile görev yapıyordu. Bu bültene, hiç de itirazı olmamıştı.”

Evet, Ümit Bey’in başkanlığındaki baro, dünkü suç duyurusu hakkında, ne diyecek acaba?

Yine eski açıklamasına sahip mi çıkacak?

Yoksa, “Bizim bu kadar somut suçlamalara muhatap olan hiç kimseye sahip çıkmamız mümkün değil” mi diyecek?

2006 tarihli açıklamada yer alan “Kuvvet komutanlığına kadar gelmiş onurlu bir subayı, ‘suç işlemek için örgüt kurmak, görevi kötüye kullanmak ve sahte belge düzenlemekle’ itham etmek, temelsiz bir sav olmaktan ileri gidememiş, ancak hukuku zedelemiştir” ifadesini tekrar mı edecek? Yoksa, “Kimsenin suç işleme ayrıcalığı yoktur. Bir kişinin kuvvet komutanı olması, yargılanamayacağı anlamına gelmez. Hukuk devletinde, herkes için suç isnadı yapılabilir. Yargılama yapılır. Suçlu ise mahkum olur.Suçsuz ise beraat eder.Kimse, hazırlanan iddianame için, ‘onurlu subaya suç isnad edilemez’ eleştirisi yöneltemez. Yöneltenler, hukuku çiğnemiş olurlar” düzeltmesi mi yapacak?

Evet, bekleyelim; İstanbul Barosu’nun, “darbeci baro” sıfatından kurtulmak isteyip istemediğini görelim..

 

SAKIK’IN TİLKİLİĞİ

BDP listesinden bağımsız milletvekili seçilen Sırrı Sakık, Diyarbakır’da 2 asker ve bir sağlık görevlisinin kaçırılması ile ilgili şöyle demiş: “Eğer bize görev verilirse, o iki askerin ve sağlık memurunun bir an önce ailelerine kavuşması için elimizden ne gelirse bunu derhal yaparız.”

Ne kadar riya dolu, tilkilik kokan bir açıklama..

“Bize görev verilirse” ne demek?

Devlet sizden “aman” mı dileyecek?

Siz; uzantısı olduğunuz terör örgütü vasıtası ile kaçırılan adamları kurtarmak için, devletin size boyun eğmesini isteyeceksiniz, devlet de sizden yardım mı isteyecek?

Sonra da, “Devlet kurtaramadı. Biz kurtardık” diye ortalıkta efeleneceksiniz, değil mi?

Hani siz “barış”tan yana idiniz?“Kardeşlik”ten yana idiniz?..

Varsa elinizde bir imkan, ne görevi bekliyorsunuz ki?

Gidin kurtarın...

“İnsanlık” için, görev mi beklenir?

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT