1. YAZARLAR

  2. Oral Çalışlar

  3. Darbe tehlikesi ve darbeciler...
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

Yazarın Tüm Yazıları >

Darbe tehlikesi ve darbeciler...

A+A-

 ‘Türkiye’de bugünün koşullarında bir darbe tehlikesi olduğu inancında değilim.’ Buna benzer değerlendirmeleri defalarca yapanlardan birisiyim. Türkiye gibi AB ve ABD ile siyasi, ekonomik, sosyal ilişkileri çok gelişmiş, parlamenter rejimin hüküm sürdüğü bir ülkede bugünün koşullarında bir darbe tehlikesinden söz edemeyiz.
Geçmiş askeri darbelerden biliyoruz ki, Türkiye gibi bir ülkede Batı’nın gizli veya açık onayı olmadan askeri darbe yapmak hemen hemen olanaksızdır. AB ve ABD, Türkiye gibi bölgedeki gelişmeler konusunda son derece etkili olan, Batı’ya bu kadar yakın bir ülkedeki istikrarı bozma hevesinde değiller. İstikrarın darbe yoluyla bozulması çıkarlarına uymuyor.
Türkiye, son 12 yılda dış ticaret hacmini 30 misli büyüttü. Gümrük Birliği’ne üye olduğunda dış ticaret hacmi 10 milyar dolar civarındayken bugün bu rakam 300 milyar dolar seviyelerinde. Ekonomisi bu kadar büyüyen bir ülkede orta sınıf da gelişiyor demektir. Nitekim son yıllarda ülkemize damgasını vuran en önemli gelişme Anadolu’da gelişen yeni orta sınıflardır.
Orta sınıflar bir ülkede ne kadar yaygınsa, o ülkede istikrar eğilimi o kadar artıyor ve demokratikleşme isteği güçleniyor demektir. Ülkemizde geçmişte orta sınıflar, şehirlerde daha yaygındı ve orta sınıflar şehirli modern tutumlarıyla öne çıkarlardı. Günümüzde Anadolu’da daha ‘muhafazakâr’ yaşam biçimini benimseyen kesimlerde de ekonomik büyümenin etkisiyle orta sınıflar gelişmeye ve yaygınlaşmaya başladı.
Bu ‘muhafazakâr’ orta sınıflar, zenginleşmelerini büyük ölçüde AB ile gelişen ekonomik ilişkilere borçlular. Türkiye ihracatının ve ithalatının yarısından fazlası AB ile yapıyor. AB üyelik süreci bu ilişkiyi daha da derinleştiriyor.
‘Anadolu kaplanları’ ve onların çevresinde gelişen orta sınıflar, bu nedenle son yıllarda hızlı bir siyasi değişim yaşadılar ve demokrasinin gerekliliğini hissetmeye, AB’yi sahiplenmeye giriştiler.
***
Darbe tehlikesinin olmaması, darbecilerin olmayacağı anlamına gelmez. Yakın tarihi askeri darbelerle dolu bir ülkede, asker içinde darbe heveslisi gruplar eksik olmazlar.
Son yıllarda, darbe heveslileri, geçmişten farklı olarak deşifre oluyorlar, yargıya hesap vermek zorunda kalıyorlar. Bunu Türkiye’nin değişim sürecindeki önemli bir aşama olarak kaydedebiliriz.
***
‘Ergenekon’ soruşturması kapsamında yürütülen operasyonlarda gözaltına alınanlardan, kimin askeri darbe girişimiyle ne kadar ilişkisi olduğunu bilmemiz mümkün değildir. İddianame yazılmadığı için söylenenlerin çoğu henüz resmiyet kazanmış sayılamaz.
Bu nedenle yürütülen soruşturma için söyleyeceğimiz somut bir şey olamaz. Kim ne kadar darbeyle ilişkilidir, bunu zaman içinde öğrenebiliriz.
Burada dileğimiz, soruşturma, kovuşturma, gözaltına alma sırasında hukuka uyulması, insanların haksız yere suçlanmaması ve suçlu olup olmadıklarının saptanabilmesi için bir an önce yargı önüne çıkarılmalarıdır. Kimsenin haksız yere özgürlüğünün kısıtlanmamasıdır.
***
Son ‘operasyon’un ciddi bir siyasi tahlile olanak veren tarafı, iki emekli orgeneralin gözaltına alınıp sorgulanmasıdır. Birisi Jandarma Genel Komutanlığı, diğeri ordu komutanlığı yapmış iki ismin, sivil savcılara hesap vermek amacıyla gözaltına alınması tarihimizde bir ilktir.
12 Eylül 1980 askeri darbesinin liderinin hâlâ bazı çevrelerde muteber bir kimse olarak yaşadığı düşünülürse, bu operasyonun boyutları daha iyi değerlendirilebilir.
Belki fazla iddialı bir değerlendirme olacak, ama ben iki orgeneralin bir sivil savcı tarafından darbe iddiasıyla gözaltına alınmasını tarihi bir dönüm noktası olarak görüyorum. Bu olay, Türkiye’nin artık darbe heveslerinden ve heveslilerinden giderek köklü olarak kurtulduğunun ciddi bir göstergesi.
Bu girişimin, aklından darbe geçiren bütün çevrelere ciddi bir uyarı etkisi yapmış olduğunu umuyorum.

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT