1. HABERLER

  2. HABER

  3. 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ

  4. Darbe Sonrası Dönemin Kaderini YAŞ Zirvesi Belirleyecek
Darbe Sonrası Dönemin Kaderini YAŞ Zirvesi Belirleyecek

Darbe Sonrası Dönemin Kaderini YAŞ Zirvesi Belirleyecek

Başbakan Binali Yıldırım’ın açıklamalarına göre 23 Temmuz itibarıyla 15 Temmuz darbe girişimi soruşturmasında 8 bin 838 asker gözaltında.

A+A-

Al Monıtor / Metin Gürcan

Gözaltına alınan askerlerin 163’ü general/amiral (toplam mevcudun yaklaşık yüzde 40’ı), 2 bin 339’u subay (toplam mevcudun yaklaşık yüzde 6’sı). Bu kişiler arasında hakim karşısına çıkan ve hakkında tutuklama kararı verilerek, cezaevine gönderilen 123 general ile bin dokuz subay bulunuyor.

Gözaltına alınan general sayısındaki bu fazlalık, gözleri generallerin terfi, tayin ve ihraç işlemlerinin karara bağlanacağı kritik Yüksek Askeri Şura (YAŞ) zirvesine çevirdi. Nitekim, 19 Temmuz’daki yazımda da vurguladığım gibi 15 Temmuz darbe girişiminin en önemli nedeni YAŞ toplantısında yaşanması muhtemel Gülenci tasfiyesiydi. TSK içindeki Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) toplu tasfiye edileceğini öğrenince apar topar darbe girişimine yönelmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 15 Temmuz sonrası kritik önemi daha da artan YAŞ toplantısının bir hafta öne çekilerek 28-29 Temmuz'da yapılacağını açıkladı. Ayrıca YAŞ toplantısının yeri de değişti. Her yıl Genelkurmay Karargahı’nda toplanan YAŞ bu yıl ilk kez Çankaya Köşkü'nde toplanacak. Mekan değişikliği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın orduya duyduğu güven eksikliğine işaret ediyor. Dahası, YAŞ toplantısının dosyaları da bu sene ilk kez Genelkurmay Personel Başkanlığı’nda değil -Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu ve dosya hazırlığından sorumlu Tuğgeneral Mehmet Partigöç tutuklu- Kara Kuvvetleri Personel Başkanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) eş güdümünde hazırlanıyor.

YAŞ’ın en önemli gündem maddesi 15 Temmuz sonrası yapılması gerekenler ve TSK’yı ilgilendiren reformlar olacak. Peki YAŞ’ı bekleyen en önemli soru ne? Doğal olarak “15 Temmuz darbe girişimine kimler karıştı?” sorusu. Çünkü bu sorunun yanıtına göre gözaltına alınanların yanı sıra gözaltına alınmayan bazı subaylar da (özellikle de general kadrosundan) tasfiye edilebilir.

Ancak karmaşa da daha bu kritik soruda başlıyor. Burada ilk olarak, darbe girişimine katılan cuntacıları bir araya getiren bir dip ideoloji olmadığını söylemek gerekiyor. Benim bir trene benzettiğim cuntayı 15 Temmuz gecesi harekete geçiren çeşitli motivasyonlar söz konusu. Aslında darbe girişimi, TSK içinde belirli çıkarları-amaçları olan küçük klikçiklerin, belirli motivasyonlarla bir araya geldiği, heterojen bir grup-aktör-ilişki yumağından çıktı denebilir.

Cunta içindeki bu grup-aktör-yapı-ilişki yumağı içinde öne çıkan önemli motivasyonlar şöyle sıralanabilir:

1. FETÖ’cü motivasyon: Bunun cunta içinde bilinci en yüksek, güç hiyerarşisinde de en yukarıdaki yapı olduğunu düşünüyorum.

2. Hükümet ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığı: Ne yazık ki gözaltı listelerinde bu motivasyona sahip bazı kişilerin de aralarında bulunduğunu görüyorum.

3. Laik refleks ve Kemalist tutum

4. Terfi, makam ve şahsi çıkar için pragmatist tavır

5. Askerliğin bir şartı olarak komutanın emrine mutlak itaat ederek, bu kalkışmaya katılmak zorunda kalanlar

6. Tehdit ya da şantajla cuntaya katılmak zorunda bırakılanlar

Bu motivasyonlar dizisini bir trene benzetmek mümkün. Bu trenin ‘lokomotif’ rolünde kesinlikle FETÖ’cü grup var. Diğerleri ise birer vagon misali onun arkasına dizilmiş durumda. Bu benzetme doğrultusunda TSK’yı -özellikle subayları- şu gruplara ayırmak mümkün:

1. En başından beri trenin ilgili motivasyon vagonunda olanlar ve alelacele verilen ‘tren kalkıyor’ mesajıyla trende kalanlar

2. ‘Tren kalkıyor mesajı’ gelince son anda ilgili vagonlara binenler

3. ‘Tren kalkıyor’ mesajıyla son anda vagonlarından inenler, ki bu grubun, 15 Temmuz gecesi saat 10’dan sonraki tavrı bence darbe girişiminin başarısızlığında büyük rol oynadı

4. Trenin varlığını az çok hissedebilen ama binmek istemeyenler ve 15 Temmuz gecesi kendi canları pahasına trenin önüne atlayıp, durdurmaya çalışanlar

5. Trenin varlığını az çok hisseden ve 15 Temmuz gecesi sessiz kalanlar

6. Trenin varlığından tamamen habersiz olanlar.

Ne yazık ki, binbaşı ve üstü rütbelerde 15 temmuz gecesi trene son anda binen, son anda trenden inen ya da durumu bildiği halde susanların TSK içindeki sayısı yüzde 70’i buluyor. Türk yargı sistemi de şimdi TSK’yı ameliyat masasına yatırmış durumda ve yukarıdaki altı gruba göre subayları ayırmaya çalışıyor.

İdari ayıklamayı ise 28-29 Temmuz’daki YAŞ toplantısında sivil siyaset yapacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları siyasetin tasfiyeler konusunda acımasız olacağını gösteriyor.

Kritik YAŞ toplantısıyla açığa kavuşacak sorular ise şöyle:

1. 15 Temmuz gecesi cuntacılar tarafından rehin alınan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Jandarma Genel Komutanlığı için adı geçen İkinci Başkan Yaşar Güler görevlerine devam edecekler mi? Erdoğan açıklamalarında iki komutanın darbe girişimini engelleyememesinden duyduğu rahatsızlığı belirgin bir şekilde ima etti. Medyada da Akar’a yönelik istifa çağrıları artıyor. Ancak yine Erdoğan’ın açıklamalarından hem Orgeneral Akar hem de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’ı bir müddet daha görevde tutmak istediği anlaşılıyor. Şayet Akar YAŞ toplantısında görevini bırakmazsa Erdoğan’ın onunla bir yıl daha çalışmayı düşündüğü sonucunu çıkarabiliriz.

2. 15 Temmuz gecesi darbe girişimini engelleyemeyen kara, hava ve deniz kuvvetleri komutanlarının akıbeti de YAŞ’ta belli olacak. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ve Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal rehin alınmıştı, İstanbul’da bir düğünde bulunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu da polise sığınmıştı.

3. Şu an bir kalp rahatsızlığı geçiren Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi’nin ise görevinden ayrılacağı kesin. Jandarma Genel Komutanlığı’nın tamamen İçişleri Bakanlığı’na bağlanarak bir genel müdürlüğe dönüştürülmesi ve başına sivil bir bürokratın geçmesi de YAŞ’tan çıkabilecek olası önemli kararlar arasında.

4. Şüphesiz ki 15 Temmuz gecesi TSK’nın yüksek komuta kademesi içinde ismi parlayan iki kişi var: O gece darbe girişiminin emir komuta zinciri içinde olmadığını basınla paylaşan Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ve Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Sezai Aksakallı. Erdoğan’ın Dündar’ı doğrudan Genelkurmay Başkanlığı’na getirmesi TSK içinde hızlı bir reform süreci istediğine, Akar’ı tutarak, Dündar’ı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getirmesi ise reform sürecini daha yavaş sürdürmeyi planladığına işaret eder.

5. TSK içinde parlayan bir başka yıldız ise Güneydoğu’da PKK ile mücadeleden sorumlu asıl birlik olan Van’daki Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Metin Temel. Darbe girişimi nedeniyle tutuklanan İkinci Ordu Komutanı Adem Huduti’nin görevine vekalet eden Korgeneral Temel’in YAŞ’ta hangi göreve getirileceği de kritik önemde.

Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kritik YAŞ zirvesinde alacağı kararlar, TSK içindeki tasfiyelerin çapı, temposu ve TSK’nın kurumsal dönüşümü hakkında önemli göstergeler sunacak. Burada kritik husus şu: Tasfiyeler büyük çapta ve çok hızlı olursa bu durum TSK içinde rahatsızlık doğurabilir. Kendilerinin haksız yere tasfiye edildiğini düşünen subayların rahatsızlığı 15 Temmuz gecesi gibi büyük çaplı bir kalkışmaya dönüşmese de küçük çaplı silahlı çatışmaların yaşanmasına yol açabilir. Bu da halihazırda PKK ve IŞİD’le mücadele eden ve sınır güvenliği konusunda önemli vazifeler üstlenen TSK’nın caydırıcılığını olumsuz etkiler. Öte yandan, Erdoğan’ın artık Genelkurmay Başkanlığı’nın doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması -kimilerine göre bu, başkanlık sistemine giden yolda önemli bir adım- askeri eğitim sistemini değiştirmek, rütbe, tayin ve terfi sisteminde yapısal reformlara gitmek istediğini de hatırlatalım.

Kısacası, TSK şu an Erdoğan’ın elindeki bir kuş misali: Çok sıkarsa ezilir ölür, çok gevşek bırakırsa uçup kaçar.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum