Darbe: Kime Karşı, Niçin?

22.07.2016 16:34

Haşim Ay

Darbe Zorbalığına Karşı Milyonların Haklı ve Onurlu Kıyamı - 1

15 Temmuz’dan bu yana Türkiye’de tarihî anlara, olaylara tanıklık ediyoruz. Karşımızdaki bu tablo Türkiye toplumu ve siyasetinin genel özellikleri bağlamında çok farklı kareler içermektedir. Ülke tarihinde benzerine az rastlanır bir darbe girişimi yaşandı, yaşanmakta. Aynı şekilde ülke tarihinde daha önce görülmemiş bir şekilde darbeye karşı kitlesel bir kıyam yaşandı, yaşanmakta.

15 Temmuz Darbesi ve darbeye karşı ortaya konulan halk direnişi birçok açıdan tartışıldı, tartışılıyor. Bu yazı dizisinde doğal olarak ilerleyen süreçlerde artarak sürecek bu tartışmalarda şu ana kadar öne çıkan kayda değer boyutların satırbaşları halinde tespit ve tahliline çalışılacaktır. Yanı sıra tartışmaların daha sağlıklı bir istikamete kaydırılması için önemli görülen bazı açılımlar sağlanmaya gayret edilecektir. Tabi ki topyekûn seferberliğin bir parçası olarak kıyamda bulunduğumuz meydanlarda birçok kardeşimizi bulan kalleş mermilerin biri bu satırların sahibini bulmazsa eğer!

Darbe: Kime Karşı, Niçin?

15 Temmuz Darbe girişiminin meşru iktidara karşı yapılmış, başarısızlığı daha başından belli bir tür intihar olarak değerlendirildiği görülüyor. Girişimi salt Fethullah Gülen’in henüz deşifre edilmemiş kendini feda etmeye hazır birkaç “uyuyan hücre”sine indirgediğinizde doğal olarak bunu daha başından başarısız olacağı belli olan bir kalkışma olarak tanımlayacaksınız. Ne var ki tehdidin çapı görüldükçe bu yaklaşımın fazlasıyla olayı basitleştirdiği de anlaşılmaya başlıyor.

Darbenin kurulu meşru iktidara karşı girişilmiş hukuksuz bir girişim olduğundan ise şüphe yok. Bununla birlikte “meşru iktidar”a vurgu yapanların bu iktidarla ilgili tanım, ilişki düzeyi ve beklentilerinin aynı olmadığı göz önünde bulundurulmalı. Tam olarak iktidarın nesi, hangi politikaları sindirilmedi de kendisine darbe yapılmak istendi sorusu bu noktada önem kazanıyor.

Bu soruyla birlikte değerlendirdiğimizde en azından meydandaki kitlelerin önemli bir kısmı için bunun şu anlama geldiği söylenebilir:

Bu darbe girişimi AK Parti iktidarına; onun ülkenin yakın siyasi tarihiyle yüzleşme politikalarına, kangrene dönüşmüş Kürt sorununun İslamcılar eliyle nispeten çözüme kavuşturulmasına, iç politikada İslamcıların ve Müslüman halkın yararına olacak şekilde yapılan düzenlemelere karşı gerçekleştirilmiştir.

Yine bu darbe AK Parti’nin dış politikada Müslüman halklar ve İslami hareketler lehine yaptığı açılımlara; Mısır’da İhvan-ı Müslimin, Tunus’ta Nahda hareketi, Filistin’de Hamas, Libya’da direniş güçleri ve Suriye’de direnen halkın yararına izlediği politikalara karşı yapılmıştır.

Türkiye’nin Müslüman halklar ve İslami hareketler lehine inşa etmeye çalıştığı dış politikasını sindiremeyen güçler bu darbenin doğrudan veya dolaylı olarak destekçisidir, darbecilerin müttefikidir.

Eğer darbe başarıya ulaşsaydı her şeyden önce Türkiye’nin sırtını mümkün olduğunca İslami değerlere, ümmet bilincine yaslamaya çalışan dış politikası teslim alınacaktı.

Dolayısıyla eğer AK Parti iktidarı düşseydi iç siyasette halkın ve Müslümanların lehine sağlanan açılımlar geri tepecek, hak ve özgürlükler zemini bir kez daha daralacak ve ülke en az 50 yıl geri götürülecekti.

Eğer darbe başarılı olsaydı kaybeden sadece AK Parti iktidarı değil, açıkça Türkiye’nin dindar halkı ve bu halkı uzun vadede öz İslami değerlere göre yeniden inşa etmeyi arzulayan Müslümanlar olacaktı.

Gazze ve Suriyeli kardeşlerimiz nefessiz kalacaktı. Tunus ve Mısır Müslümanları ciddi bir moral değerini kaybedecek, Bangladeş Müslümanlarının sesi daha bir kısılacaktı.

Şayet darbe başarılı olsaydı Myanmar, Burma, Uygur, Sudan vb. kanayan yaralarımız daha bir yalnız kalacaklardı.

Tüm bu nedenlerle meydanlara koşan bu büyük halk kitleleri arasında kalbi ümmet bilinciyle çarpan azımsanamayacak sayıda insan Filistin, Suriye, Tunus, Libya, Mısırlı kardeşleri yalnız kalmasın diye kıyama durdu.

Çünkü onlar biliyorlardı ki şayet bu darbe başarılı olursa düşen sadece kurulu meşru iktidar olmayacaktı. Ciddi bir mevziyi kaybeden Halep düşecekti, Gazze düşecekti, İslam beldelerinin direnen ve yaralı parçaları düşecekti.

Birçok ana bu yüzden gözyaşları döktü, nice gencecik beden bu nedenle göğsünü kalleş kurşunlara siper etti, tankların önüne bu yüzden dikildi.

Ümmet bilinci ve direniş iradesini kuşanarak meydanları dolduran çoğumuz hala bu nedenle kıyam türkülerini seslendirmeye, teyakkuz halinde nöbetleşmeye devam ediyoruz.

(Devam Edecek)

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim