Darbe Davasına Çok Sayıda Müdahillik Talebi

03.04.2012 09:52
Darbe Davasına Çok Sayıda Müdahillik Talebi
12 Eylül 1980 darbesini yapanlar yarın mahkeme karşısına çıkıyor. Çok sayıda müdahil var.

Cuntadan şikâyetçi olan mağdurlar ve mağdur aileleri de 4 Nisan öncesinde ardı ardına müdahillik talebinde bulunuyor. Son olarak, Türkiye'yi darbeye götüren süreçte öldürülen Doğan Öz, Prof. Cavit Orhan Tütengil ve Abdi İpekçi'nin ailelerinin yaptığı başvurularla, müdahillik talebi 500'ü aştı.

24 Mart 1978'de evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden eski Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz'ün eşi Sezen Öz, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın yargılanacağı mahkemeye verdikleri dilekçeyi, 'görev' olarak gördüklerini söyledi. Mahkemeden katılımları için karar beklediklerini belirten Öz, eşinin yanı sıra İpekçi ve Tütengil cinayetlerinin, 12 Eylül'ü hazırlayan eylemler olarak düşündükleri için müdahil olduklarını dile getirdi. Sezen Öz, "Hayatta kaldığımız sürece bu işin takipçisiyiz. Bizler hayatta olan tanıklarız ve bizim bildiklerimiz kanıt teşkil ediyor." dedi. Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil'in kızı Deniz Tütengil ise Zaman'a yaptığı açıklamada 'babası için' davaya müdahil olduğunu ifade etti: "O dönem açılan dosya bile kayboldu. Gerçek azmettiricilerin ortaya çıkmasını ümit ediyorum."

Abdi İpekçi ve Doğan Öz ve Cavit Orhan Tütengil'in aileleri tarafından, 12 Eylül darbesinin yaşayan sorumluları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın yargılanacağı Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verilen müdahillik dilekçesinde, İpekçi, Öz ve Tütengil cinayetlerinin, askerî darbeye zemin hazırlamak ve yönetimi ele geçirmek amacıyla işlendiği ileri sürüldü. Toplumda kaos ve güvensizlik ortamı oluşturmak isteyen darbecilerin, hiç kimsenin güven içinde olmadığı endişesini yaymakta başarılı olduğu öne sürülen dilekçede, bununla, ülkede demokrasinin askıya alınması için siyasal ve psikolojik ortamın olgunlaştırılması ve toplumda 'ordunun tek kurtarıcı' olduğu fikrinin yerleştirilmesinin amaçlandığı iddia edildi.

Abdi İpekçi'nin öldürülmesinin basın camiasında, Prof. Cavit Orhan Tütengil'in öldürülmesinin akademik çevrede, Savcı Doğan Öz'ün öldürülmesinin ise yargı mensupları arasında 'derin bir güvensizlik' sonucunu doğurduğu ileri sürülen dilekçede, şunlar kaydedildi: "Vatandaş, değil kendisinin, savcıların dahi güvende olmadığı duygusuna kapılmıştır. Artık kimse geleceğinden emin değildir. Toplum 'bu terör ve anarşi sona ersin de ne olursa olsun noktasına' getirilmiş ve özellikle seçilmiş bu üç cinayetle darbe şartları olgunlaştırılmıştır. Bu bakımdan 12 Eylül darbesini gerçekleştiren şüphelilerin eylemleri ile müvekkillerin öldürülmesi arasında açık ve net fiilî ve hukukî irtibat bulunmaktadır."

12 Eylül darbesine ilişkin hazırlanan iddianameye atıfta bulunulan dilekçede, İpekçi, Öz ve Tütengil'in 12 Eylül'e giden sürecin kurbanları olarak seçildiği, darbe yönetiminin bütün 'yasadışı örgütleri' çökertmesine rağmen bu cinayetlerin katillerini ve azmettiricilerini ortaya çıkaramadığı belirtildi. Dilekçede, 12 Eylül'e giden süreçte İpekçi, Öz ve Tütengil'in sembol isimler olarak katledildiği ifade edilerek, "Yakınları da bu davanın hem tanığı hem de kanıtlarıdır. Onlar olmadan bu dava eksik kalır." ifadesine yer verildi.

AİLELER: HEM TANIĞIZ, HEM KANITIZ

Dilekçede, İpekçi, Öz ve Tütengil ailelerinin ortak açıklamasına da yer verildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Çeşitli katliam dönemleri arasında, 'darbe öncesi katliamlar' adıyla anılan bir süreçte, can kaybına uğramış aileleriz. Bu cinayetlerin hangi koşullar içinde kimler tarafından azmettirildiğini sormayı, ailelerin müdahillik görevi dışında bir yurttaşlık görevi olarak da görmekteyiz. Ülkenin geçmişine ve geleceğine damgasını vuran, darbe öncesi cinayetler bağlamında, doğrudan müdahil olma hakkımızı bir görev olarak sayıyoruz. Biz hem tanık hem de kanıtız."

1979 yılında öldürülen Cavit Orhan Tütengil'in kızı Deniz Tütengil Mazlum ise, "Bu konunun Türkiye'deki pek çok benzer olay gibi bu vesileyle belki biraz daha aydınlanmasını umuyorum." diye konuştu. 1978'de öldürülen Doğan Öz'ün eşi Sezen Öz ise, "Bu işin takipçisiyiz. 12 Eylül'ü hazırlayan sürece ve provokatif eylemlere tanık olduk. Öldürme olaylarında, soruşturmalarda, mahkemeler sırasında nelere nelere tanıklık ettik. Mahkemenin bizi dinlemesini istedik." açıklamasını yaptı.

Mağdur aileler Ankara'ya çıkarma yapacak

Yaşı büyütülerek asılan Erdal Eren'in ağabeyinden sonra, aynı dönemde idam edilen Halil Esendağ ve Selçuk Duracık'ın aileleri de 12 Eylül davasına müdahil olma kararı aldı. Ankara'ya gitmeye hazırlanan acılı anne Mürüvvet Esendağ, "Duam kabul oldu." dedi. 4 Nisan'ı yıllardır iple çekenlerden biri olan AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ise şöyle konuştu: "6,5 yıl hapis yattım, işkence gördüm. İstikbalimizi çaldılar."

'Bir daha darbe yaşanmasın' diye davaya müdahiliz

12 Eylül darbesinde idam edilen Erdal Eren'in ağabeyinin de aralarında bulunduğu 6 kişinin, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında açılan davaya müdahil olma talebinin ardından, aynı dönemde idam edilen Halil Esendağ ve Selçuk Duracık'ın aileleri de müdahillik kararı aldı. Davaya müdahil olmak isteyenlerden biri de 12 Eylül döneminde 6,5 yıl hapis yatan ve işkencelere maruz kalan AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ. İdam edilen Manisalı ülkücüler Halil Esendağ ve Selçuk Duracık'ın aileleriyle birlikte davaya katılacaklarını belirten Özdağ, "12 Eylül'de sadece solcular zulme uğramadı, en az onlar kadar ülkücüler de darbenin sillesini yedi. Bu ülkede bir daha darbeler yaşanmasın diye müdahil olacağım. Evren istikbalimizi çaldı." diye konuştu.

Davaya müdahillik başvuruları 500'ü buldu

12 Eylül darbesi ve darbecilerinin yargılanacağı dava için rekor sayıda müdahillik başvurusu yapıldı. Mağdur olduklarını ileri süren sağ ve sol görüşten çok sayıda kişi ve kurum ile sivil toplum örgütlerinin yaptığı müdahillik başvuruları 500'ü buldu. CHP, mağdur olduğu gerekçesiyle bugün müdahillik başvurusu yapacak. Müdahillik talepleri, yarın görülecek davanın ilk gününde karara bağlanacak. Geçen hafta yapılan açıklamada 337 bireysel başvuru yapıldığı belirtilmişti. Mahkemeye 150'ye yakın başvurunun daha ulaştığı öğrenildi. Başvuru yapan partiler şöyle: Büyük Birlik Partisi (BBP), Halkın Sesi Partisi (HAS Parti) ve Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP).

ZAMAN

 


 

TBMM'DEN ÖNEMLİ ADIM

TBMM, 12 Eylül davasına müdahil olmak için ilgili mahkemeye başvurdu.

Başvuruda, şu ifadelere yer verildi:

''Askeri müdahalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1961 Anayasası'na göre, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndedir. Bu yetki devredilemez hükmünü içermektedir. TBMM'ye ait olan bu yetki, mutlak ve münhasır bir yetkidir. Sanıkların gerçekleştirdiği askeri müdahale ile kaynağını anayasadan olmayan yetkiler kullanılarak TBMM'ye ait yasama yetkisi, zor ve güç kullanılarak elinden alınmış, Anayasal görevi yapması engellenmiştir.

Bu nedenle TBMM, sanıklara isnat edilen suçun birinci derece mağdurudur. Davaya müdahil olarak katılınması gerekmektedir. Bu yönde talep yazısı ilgili mahkemeye verilmiştir.''

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim