Darbe bavula sığmıyor

21.01.2011 11:51

Yasemin Çongar

İki sayfalık bir belge... Bulunduğu yer: Gölcük’teki Donanma Komutanlığı. Belgenin adı: Görevlendirme çizelgesi. Çizelgede, dördü binbaşı, yedisi yüzbaşı rütbesinde on bir Jandarma subayının hangi görevde, kimin emrinde çalışacağı belirlenmiş. Görevlendirilen bütün subayların rütbelerinin yanı sıra sicil numaraları da çizelgede tek tek yer alıyor. On bir subayın, dört ayrı görev için dört ayrı ekip halinde faaliyeti öngörülmüş. Görevlerin adları şöyle sıralanıyor: İsmailağa Camii, Beyazıt Camii, Fatih Camii, Eyüp Camii.

Bu iki sayfayı bırakıp, dört sayfalık bir başka belgeye bakıyorum... Belgenin adı: Keşif Sonuç Raporu (İsmailağa Camii). Belgenin bulunduğu yer: Gölcük’teki Donanma Komutanlığı.

Altında, bir önceki belgede “İsmailağa Ekibi” içinde görevlendirilen Jandarma İstihbarat Yüzbaşı’nın adı var. Rapora konu olan “Vazife,” ilk cümlede ifade edilmiş: “İsmailağa Camii’nin icra edilecek tedhiş faaliyeti için uygunluğunun incelenmesi.” Metnin devamında “Hedefin Tarifi” yapılmış; “Tek bir avlusu, avlu içerisinde bir şadırvanı...” diye başlayıp bir ibadethanenin sakin havasına uygun cümlelerle sürüyor bu bölüm. Bu huzurlu anlatım, “Hedefte Mevcut Emniyet Sistemi,” “Hedefe Müdahale İmkânı” gibi başlıklara geçilince bozuluyor. En sondaki “Sonuç ve Teklifler” bölümü şöyle: “Genelde benzer kılık kıyafet kullanan cami cemaatinin ve bölge halkının birbirlerini tanıyor olmaları, hedef bölgenin çok dar ve küçük olması ve bölgedeki emniyet birimlerinin süratle bölgeye müdahale imkânına sahip olması nedenleriyle bölge faaliyet için uygun değildir.”

Meali: İsmailağa Camii’ne saldırmaya kalkarsak, cemaat içinde kolaylıkla deşifre olmamız, dar alanda sıkışıp kaçamamamız ve polise yakalanma ihtimalimiz var; yapmayalım.

Bu dört sayfalık belgeyi de kenara alıp, bir sonrakine bakıyorum... Altı sayfalık bir başka keşif raporu bu; bu kez “Hedef” Beyazıt Camii. Belgenin bulunduğu yer: Gölcük’teki Donanma Komutanlığı.

Raporu yazan yine adı, rütbesi, sicil numarası belli bir Jandarma Yüzbaşı; “Sonuç ve Teklifler” bölümünde şöyle diyor: “Cuma namazı öncesi camii avlusunun yeterince kalabalık olması ve polisin çok kısa sürede müdahale imkânına karşı faaliyeti icra edenlere çok kolay ve çabuk hedeften sıyrılma imkânı sunması nedeniyle, malzemenin, camii avlusu içerisinde bulunan şadırvana konulmasını, bölgeye intikallerin kiralanacak araçlarla sağlanmasını, araçlar kiralanırken maske isim ve kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle personelin isimlerinin deşifre edilmemesini arz ve teklif ederim.”

Meali: Beyazıt Camii saldırıya uygundur; saldırı silahını şadırvana bırakıp, sahte isimlerle kiralayacağımız araçlarla kaçabilme imkânımız vardır.

Başka belgelere geçiyorum. Bu iki raporun benzerleri, Fatih ve Eyüp Sultan Camileri için de hazırlanmış. Eyüp Sultan, tıpkı İsmailağa gibi “saldırıya pek de elverişli değil” diye değerlendirilmiş. Fatih Camii ise, “saldırıya elverişli” görüldüğünden, keşif sonrası eylem planlama aşamasına geçilmiş; “Çarşaf” adlı plan böyle doğmuş. Başta sözünü ettiğim çizelgede “Fatih Camii” ekibinin komutanı olarak görevlendirilen, adı, rütbesi, sicil numarası belli Jandarma Binbaşı, Çarşaf Planı’nın “Vazife” bölümünde şöyle yazmış: “Darbe için elverişli koşulları oluşturmak maksadıyla, İstanbul Fatih Camii’nde G günü S saatinde tedhiş faaliyeti icra edilecektir.” Planda, Keşif Emniyet, Taarruz, Tahrik ve Tahrip timlerinin her birinde kimin görev alacağı belli. İlgili belgeden iki cümle aktarmak yeterli olacaktır sanırım: “Tahrip düzeneği bir çanta içerisinde yerleştirilmiş olarak Tahrip-A tarafından camii içerisinde caminin iç kısımlarındaki cemaate yakın ayakkabılığa bırakılacak, kendisi de cami çıkışında kapıya yakın bir yerde yerini alacaktır” ve “Konulacak malzemenin ölümden daha çok yaralanmaya sebep olacak şekilde hazırlanması sağlanacaktır...”

Şimdi diyeceksiniz ki bunları zaten biliyoruz. Haklısınız. Bunları biliyorsunuz çünkü Taraf, tam bir yıl önce 20 Ocak 2010’da “Fatih Camii Bombalanacaktı” manşetiyle çıktı. Peki, yeni olan ne? Bir yıl önce bugünlerde, bu manşeti yazdık diye, bizleri “lanetleyen” dönemin genelkurmay başkanı için “yeni” mi “eski” mi bilemem ama bizler için kesinlikle “yeni” olan bilgi şu: Artık biliyoruz ki, “Balyoz Harekât Planı” adı altında 2002-2003 döneminde hazırlıkları yapılan askerî darbeye zemin oluşturmak için camilerin bombalanmasının öngörüldüğüne, bunun için görevlendirme çizelgeleri, keşif ve eylem planları yapıldığına ilişkin belgeler sadece Taraf ’a gelen bavuldakilerden ibaret değil... Artık biliyoruz ki, o belgelerin birer örneği ve daha fazlası aynı zamanda Gölcük’teki Donanma Komutanlığı’nda mevcuttu. Biliyoruz ki, bir buçuk ay önce, 6 Aralık 2010’da bu komutanlıkta yapılan aramada bu belgeler bulundu. Bulunan belgeler, albayların huzurunda, savcıların nezaretinde, fotoğraflanarak, resmen kayda geçilerek teslim alındı ve şimdi Balyoz Darbe Planı’yla ilgili dava kapsamında “yeni delil” olarak değerlendiriliyor. Yeni olan, belgelerin çıkış yeri: Gölcük’teki Donanma Komutanlığı.

Ama yeni olan tek şey, en azından bizim açımızdan, bu da değil. Bavulda olmayıp da Gölcük’te bulunan bazı ek belgeler, Balyoz Darbe Planı’nın koordinatörlüğü Selimiye’deki Birinci Ordu Komutanlığı tarafından yürütülürken, Ayazağa’daki Harp Akademileri Komutanlığı ile Gölcük’teki Donanma Komutanlığı’nın da bu hazırlıkların birinci derecede parçası olduğunu ilk kez bu kadar net ortaya koyuyor.

Mesela, 9 Şubat 2003 tarihli bir belgenin altında, dönemin Harp Akademileri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına’nın adı var; belgede “Sıkıyönetim onaylanmasını müteakip Birinci Ordu Komutanlığı bünyesinde icra edilecek görevlere gereken desteğin verilmesini rica ederim” diyor. Bu belgenin bulunduğu yer: Gölcük’teki Donanma Komutanlığı.

Bir başka belge, altında dönemin Donanma Komutanı Oramiral Özden Örnek’in adı olan Ekim 2003 tarihli bir yazı... Darbenin “bahriye” ayağında kimlerin görev alacağı, “Birinci Ordu Komutanlığı koordinatörlüğünde devam eden Balyoz Harekât Planı hazırlık çalışmaları ve yeniden yapılandırma faaliyetleri kapsamında Donanma Komutanlığı’nda görevli aşağıda açık kimliği yazılı personel koordinatör olarak yetkilendirilmiştir” giriş cümlesiyle ifade ediliyor. Bu belge de aynı yerde bulunmuş: Gölcük’teki Donanma Komutanlığı.

Balyoz bavuldan taşıyor velhasıl; mızrak çuvala sığmıyor artık.

TARAF
  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim