Darbe anayasası ve DTP alarmı

18.05.2009 04:42

Erhan Başyurt

Anayasa değişikliği uzun zamandır Türkiye'nin gündeminde.

Hem toplumsal talep var hem de AB uyum yasaları kapsamında ihtiyaçlar.

Ama ne hikmetse bir türlü somut adımlar atılamıyor.

Özellikle CHP, her türlü uzlaşma çabasının karşısında.   

TBMM Başkanı Köksal Toptan dün İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda gazetecilerle bir araya geldi.

Anayasa değişikliği için geçtiğimiz Eylül ayında liderler turu yapıp, en azından partilerin değiştirme hususunda uzlaştıkları maddelerin tespiti için dört komisyon kurulmasını teklif ettiğini, sadece CHP'nin isim göndermediğini hatırlattı.

Darbecilerin 1982'de çıkardığı yasanın, demokratik yollarla tadil edilmesini, yenilenmesini, insanlığın bu süreçte gösterdiği gelişime cevap verecek hale getirilmesini başaramıyoruz.

Türk siyasi kültüründe değişim ya "darbe" ile ya da "dış baskı" ile olur inanışını pekiştiren bir tutuculuk var ortada.

Tek kelime ile "yazık..."

***

Oysa Kopenhag Siyasi Kriterleri'ni tamamlayıp, AB ile ortaklık müzakerelerine başlayabilmek için 200 küsur yasayı 4 yılda büyük bir hızla değiştirdik.

"İşkenceye sıfır tolerans" uygulamasını bile bu süreçte başlattık.

Sanki işkence yapmak, gözaltı ve sorgulamada keyfi davranmak en tabii hakkımızmış gibi yıllarca direndik.

AİHM kararları ve AB baskıları ile daha insani uygulamalara yöneldik.

Sarkozy ve Merkel, "imtiyazlı ortaklık" safsatası ile Türkiye'nin şevkini kırmasaydı, belki değişim aynı hızla devam edebilirdi.

Islahat Fermanı'ndan bu yana "başımızın belası" dış teşvik kalkınca, değişim kabiliyetimiz de zayıfladı.

Aynı şekilde IMF ve Dünya Bankası baskısı olmasaydı, bugün Türkiye'yi krizden koruyan ekonomi ve finans alanındaki dönüşümü gerçekleştirememiş olurduk.

Oysa anayasanın değişmesi konuşmasında iç talep var.

Siyasi partilerin ve çok sayıda sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı çalışmalar söz konusu.

Un var, şeker var, ama helva yok...

***

En son DTP konusunda yaşananlar aslında tüm siyasilere alarm veriyor.

"Devlete karşı işlenen suçları" dokunulmazlık dışı bırakan yasalar, şimdi 5 DTP'li vekilin "zoraki" ifadelerinin alınmasını gündeme getirdi.

Toptan yaşadığı çaresizliği "Allah şahit çırpınıyorum, ama..." sözleriyle ifade ediyor.

Umarım Türkiye, vekillerin Meclis'ten kelepçe ile çıkarıldığı yeni bir 1994 sendromu yaşamaz.

Unutulmamalı ki, darbe anayasası, yeni darbeler için açık kapılar bırakır.

Ziya Gökalp'in şiirini "devlete karşı suç" haline getiren ve bununla dava açıp siyasi yasaklar isteyen savcılar bile oldu "olağanüstü zamanlarda."

Yine olabilir.

DTP de seçimle alt edilemeyeceği anlaşılan siyasi partiler de yargı üzerinden tasfiye edilebilir.

En azından bu yönde gayret sarf edenler olduğu biliniyor.

Bu amaçla Anayasa Mahkemesi'nin içlerine el uzatma cüreti gösterenler bile olmuş.

Ergenekon'un İkinci İddianamesi bu hayret verici durumu, telefon dinlemeleriyle de ortaya koyuyor.

DTP'nin başına gelen bir "teamül" haline gelmeden tedbir alınmalı.

AK Parti, MHP ya da CHP'yi bu tehlikeden emin kılan nedir?

Büyük oyunun alarm zillerini "sağır sultan" bile duydu.

Siyasi hesaplaşmalar ülke menfaati için bir kenara bırakılıp, Türkiye'ye hak ettiği demokratik ve özgürlükçü anayasa bir an önce elbirliğiyle kazandırılmalı.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim