Danıştay'ın son kararı...

12.02.2010 00:47

Hüseyin Akın

Danıştay 8. Dairesi YÖK'ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulamasını öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu. Kamuoyunun bu karara şaşırdığını sanmıyorum. Tam tersi olsaydı, belki şaşırırdık. Bu ülkede Meslek Liseliler de, İmam Hatipliler de kendi üzerlerinde oynanan oyunun açıkça farkındalar artık. İster adına hukuku zorlama deyin, isterse 28 Şubat sürecinin bin yıl sürme ülküsünün bir parçası kabul edin, ne yönden ele alırsanız alın, durum gayet net: Biçilen elbiseye kılıf uydurulmaya çalışılıyor!

Üniversiteye giriş ve sınav kriterlerini düzenleme yetkisinin YÖK'te olduğunu daha önceki kararlarında ortaya koyduğu halde Danıştay bu iptal kararıyla resmen kendisiyle çelişmektedir.

Üniversite sınavına iki ay kala verilen bu kararın sınava giren öğrencilerin önemli bir kısmının motivasyonlarını olumsuz şekilde etkileyeceğinden şüphe yoktur.

Birkaç hafta sonra durum bir şekilde düzeltilse bile öğrencilerin belli bir kısmı bu konsantre bozukluğu ve ümit kırıklığı sebebiyle emsallerine göre ister istemez performans kaybı yaşayacaklardır.

Sınavda başarısızlığa yol açabilecek-sınav salonunun durumu, oturulan sıra-dışarıdan gelecek klakson sesleri, uyku, beslenme vb.- en ufak bir olumsuzluğu bile dikkate alıp bertaraf etmeye çalışan öğrencilerin ikide bir kendi aleyhlerine alınan mahkeme kararları karşısında neler yaşadıklarını artık siz hesap edin.

Şimdi bütün Meslek Liseliler ve İmam Hatipliler mağdur durumdadır. Kendi tercihleriyle ya da ailelerinin teşvikiyle girmiş oldukları bu okulların sınırları dışına çıkma özgürlükleri engellendiği için aynı zamanda mahkûm durumdadırlar.

Bir kere kapıdan içeri girdinse bir daha dışarı çıkamazsın denilmek isteniyor. Diyelim ki okuduğun lisenin mesleki bölümünden memnun değilsin, başka bir alanda kendini yetiştirmek istiyorsun, bunu sakın aklından geçireyim deme, zira kapılar sadece kapalı değil ayrıca mühürlüdür.

Genç insan meslek ve okul seçiminde hata yapamaz mı, bunu telafi etmesinde ne mahzur olabilir diye sormayım demeyin. Bunun da cevabı açıkça söylenmese bile şudur: "Zamanında düşünecektin. Kanunlar elvermiyor, şansına küs..."

Peki, kanunlar insanlar için midir yoksa insanlar kanunlar için mi? Kimsenin uzun boylu düşünüp de bu soruyu cevaplayacak ne zamanı vardır ne de dermanı.

Ülke çocuklarının bir kısmının yolunu açarken diğer bir kısmının yoluna engeller koyup barikatlar dikmek tek kelimeyle vebaldir. Eğer din eğitimi alan gençlerin hukuk, siyasal, tıp, mühendislik gibi alanlara girmesini tehlike addederek İmam Hatip'lilerin üniversitelere engelsiz girmeleri önlenmeye çalışılıyorsa böyle bir zihniyetin bu gerekçeden hareket ederek ileride neler yapabileceğini kestirmek hiç zor değil.

Kayıt dışı din eğitimi almış liselilerin ya da dini bilinçlenme safhalarından geçmiş üniversitelerin ne gibi testlere tabi tutulup güvenilirlik sınavlarından geçirileceğini tahmin edebilirsiniz.

Yetişmiş eleman istihdamı açısından Meslek Liselerinin memleket için ne denli önemli olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. İmam Hatip Liselerine gelince, bu okullar ne taraftan gelirse gelsin hata kabul etmez okullardır.

İmam Hatiplerin şu an kapılarına kilit vurduğunu, öğrenci akının durduğunu düşünün. Her şeyden önce millet nakli dengesini yitirir. Meydan reformistler ile deformistlere kalır. Eğer bugün hatırı sayılır nitelikte toplumsal dini bilgi düzeyi söz konusuysa, hiç kuşkusuz bunda İmam Hatip Liselerinin payı büyüktür.

Marazi gerekçelerle İmam Hatiplerin yolunun üzerine dikilip katsayı gibi dolaşık yöntemlerle kolunu bacağını budamaya kalkmak bir kesime değil memlekete, millet birikimine yapılan bir haksızlıktır. Halkın din eğitimi ihtiyacını ciddiye alıp esaslı bir şekilde karşılamadıktan sonra İmam Hatip Liseleri konusunda dışarıdan gelecek her türlü itiraz ve muhalefet mesnetsiz olduğu kadar kasıtlıdır.

Din derslerini kaldırmak, din eğitimine geçit vermemek üzere organize olmuş kuruluşları memnun etmek için nasıl derinlikli toplantılar yapılıp istişarelerde bulunuluyorsa, çocuklarının hakkaniyetle din eğitimi alması, dinini öğrenmesi gibi temel ve aynı zamanda anayasal bir hakkı talep edenlerin seslerine aynı derecede kulak vermek gerekmez mi?

İmam Hatiplerin yeterli puanları olsa bile ilahiyat dışında başka bir bölüme girememe engeli Türkiye'de başörtüsü yasağı ile aynı mantığa dayanmaktadır. İmam Hatip öğrencisi adeta başörtüsü gibi sadece belirli kamusal olmayan mekânlara uygun görülebilmektedir. Özel hayat mekânları ve dini mekânların dışında nasıl başörtüsü takmak yasaksa, İmam Hatipli biri de ancak özel ve dini mekânlar arasında dolaşım serbestîsine sahiptir. İlahiyat fakültesine gidebilir, camilerde görev alabilir, fakat doktorluk, avukatlık, hâkimlik gibi seküler kamu alanlarında bulunması mahzur teşkil eder. Çünkü bilime din karıştırır(!)

Başörtüsü yasağı sınırlarını genişlettiği oranda İmam Hatip ve Meslek Liselerinin kat sayı problemi de inadını sürdürecektir.

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim