1. YAZARLAR

  2. İhsan Dağı

  3. Daha 'milliyetçi Türkiye'ye doğru
İhsan Dağı

İhsan Dağı

Yazarın Tüm Yazıları >

Daha 'milliyetçi Türkiye'ye doğru

A+A-

Milliyetçilik dalgasının yeniden yükseldiği bir dönemdeyiz. Mesele, milliyetçiliğin barındırdığı devletçi, reaksiyoner ve içe kapanmacı eğilimler. Sorunlarımızı çözen değil katmerleştiren bir yöne işaret ediyor yükselen milliyetçilik.

Dört ana sorun var önümüzde. Bunlara çözüm bulamayan siyaset ve toplum çareyi milliyetçilik dozunu yükseltmekte bulur.

Birincisi, Kürt sorunu. Her geçen gün biraz daha içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Hükümet sertleşiyor, PKK acullaşıyor. PKK, sempatizanlarını sokağa saldıkça Türkçü reaksiyonlar artıyor. Nevruz bir kez daha gösterdi ki PKK'nın sokakta koyacağı eylemler hükümetiyle ve toplumuyla Türkiye'yi hızla milliyetçi bir savrulmaya itebilir. Özerklik, statü ve tabii ki bağımsızlık sözleri Türk milliyetçilerinin kimyasını bozuyor.

İkincisi, Ermeni sorunu. 2015'e doğru yaklaştıkça Türkiye'ye yönelik baskılar yoğunlaşıyor. Fransa ile yaşadıklarımız küçük bir provaydı. Mesele daha da büyüyecek, görünürlük kazanacak. 'Ermeni soykırımı' sözünü her işittiğimizde biraz daha içe kapanacağız. Dışarıda baskı yiyen Türkiye, içeride bu baskıyı yüzleşelim, konuşalım diyenlere yansıtacak. 'Hepiniz Ermenisiniz, Hepiniz Piçsiniz' pankartı bunun basit bir habercisi.

Üçüncüsü, Kıbrıs meselesi ve bunun tetikleyeceği Avrupa krizi. Kıbrıs görüşmelerinden yine bir şey çıkmayacak ve Rum Yönetimi temmuz ayında AB dönem başkanı olacak. Hükümetin tavrı net; biz de masadan çekileceğiz. Zaten iyice tıkanan AB süreci resmen dondurulacak. Yani AB ile nişanı atacağız. Bunu yaparken de Avrupa'nın ikiyüzlülüğü, Yunan düşkünlüğü, Türk düşmanlığı gibi bildik temalar işlenecek.

AB ile kopuşun 'Kıbrıs meselesi' üzerinden olması milliyetçiliğin iki kaynağını birden coşturacak; Batı karşıtlığı ve milli dava Kıbrıs... Geçenlerde hükümetin bir bakanının dillendirdiği 'Kıbrıs'ın Türkiye'ye bağlanması' seçeneğinin 'masada olması' durumu bu hatta varılabilecek noktayı işaret ediyor; içe kapanma, yalnızlaşma ve bunların yaratacağı travmaları yönetmek için de 'milliyetçileşme'... Denktaş ve onun mirasıyla yapılan 'barış' önümüzdeki dönemde, karşılaşılacak krizlere karşılık olarak ne tür yeni 'ittifak' modelleri olabileceğinin sinyallerini veriyor.

Bu ülke Kürt meselesi, Ermeni soykırım iddiaları ve Kıbrıs davasını aynı anda kucağında bulduğunda milliyetçilik tavan yapar. Bu üç konu milliyetçiliğin 'afrodizyakları'dır; onu uyarır, şahlandırır. Dikkat edin, bu noktalarda 'milliyetçi' kesimlerle 'ulusalcı' gruplar ve fikirler arasında evlilikler de görebiliriz. Sonuçta, bu üç konuda 'resmî' ve baskın toplumsal görüş dışındaki kanaatleri seslendirmenin zorlaştığı otoriter bir siyasal ve sosyal iklimde bulabiliriz kendimizi.

Bunlara ek olarak dördüncüsü, etrafımızı saran dış politika konuları; İran, Irak ve Suriye ile yaşanan gerginlikler... Irak merkezî yönetimi ile ipler kopmuş vaziyette. Irak Kürdistan Yönetimi ise ülkedeki karışıklığa bağlı olarak bağımsızlık ilan etmeye hazırlanıyor. Türkiye hazır mı böyle bir gelişmeye? Türk milliyetçiliğinin ve devletin kırmızı çizgisi, hatta kâbusudur bu. Kürt sorununun çözülemediği bir noktada Irak'ın bölünmesi Türkiye Kürtlerini heyecanlandıracağı gibi, geri kalan kesimlerdeki bölünme korkusunu da zirveye çıkarır. Böyle bir durumu MHP'nin avantaja çevirmesini önlemek isteyen rakipleri 'milliyetçilik yarışı'na kalkışacaklardır. Dahası Suriye ile neler yaşayacağımız henüz meçhul. Türkiye'nin de taraf olacağı sıcak bir çatışma kimse için sürpriz olmaz. Herkes bilir ki, savaşa bulaşan bir ülkede ilk kabaran şey, milliyetçiliktir.

Sonuç olarak Türkiye kritik bir noktada. Bırakın yeni anayasa yapmayı, mevcut demokratikleşme seviyesinin muhafazası bile yükselen milliyetçilik ve buna hasas siyaset nedeniyle zora girebilir.

Belirleyici olan AK Parti'nin alacağı pozisyondur; AK Parti yükselen milliyetçi dalganın üzerinde siyaset yapmaya yönelirse devlet de otoriterleşir. Yok, milliyetçiliğe teslim olmak yerine onu dizginlemeyi ve yönetmeyi tercih ederse dalga kırılabilir, Türkiye sakin sulara ulaşabilir. Bunun için AK Parti'nin Kürt sorununda 'güvenlikçi' politikadan 'açılım' ve diyalog yaklaşımına geri dönmesi; Ermeni katliamı konusunda Dersim katliamı kadar cesur olması ve ezber bozması; dış politikayı içeride milliyetçiliği kabartacak bir tonda kullanmaktan kaçınması gerekir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT