Daha Beş Gün Önce Kardeştik!

24.07.2011 05:16
Daha Beş Gün Önce Kardeştik!
Zeytinburnu’nda Kürtlerle Türk milliyetçisi gruplar arasında çıkan olaylara katılanları dinledik. Bir esnaf öfkeliydi: Hem askerimi öldür hem yeşil kart al; olur mu?

Tuğba Tekerek / Taraf

“Biz burada eşekbaşı mıyız, devletin eksik kaldığı yerde gireceğiz? Kanun devletin elini kolunu bağlarsa biz duracak mıyız? Hem askerimi öldür hem yeşilkart al, hem de hainlik yap. Akıllı olsunlar. Bizi tahrik etmesinler”

Bu sözler, önceki gece Zeytinburnu’nda Kürtlerle diğer gruplar arasında çıkan olaylara katılmış, olaylar sırasında elindeki sopayı polise “ona saygısından dolayı” vermiş bir esnafa ait. Bu esnafla mahallede “Giresunluların yeri” diye bilinen Görele Kıraathanesinde, yanıbaşımızda tavana kadar uzanan bir Türk bayrağı, diğer tarafımızda kurtlarla bayrakların iç içe geçtiği bir duvar motifi olduğu halde konuşuyoruz. Atlamamak gerek, burası da olaylarda camı indirilen kahvelerden birisi. İsminin yazılmasını istemeyen esnaf, “olayların, içinde Türk bayrağı asılı olan bir arabanın camlarının indirilmesi, sonra da o bayrağa hakaret edilmesi “ sonucu başladığını söylüyor. Sorum üzerine bu olayı görmediğini ama etraftan duyduğunu ifade ediyor.

Devlet için tahriğe gelmek

Sıkça “Bizi tahrik etmesinler” diyen esnafa “Siz de biraz kolay tahriğe geliyorsunuz” dediğimde “Devletimiz için her türlü tahriğe geliriz” yanıtını alıyorum. Konuşmanın bir yerinde de “Devlet biziz” dediğini not ediyorum.

Kahvede konuşmaya katılanlardan birisi Zeytinburnu’nda yaşayan Kürtler için “Buradakiler PKK’nın uzantısı” diyor. Yeğeni gözaltına alınan bir mahalleli, Kürtlerin Zeytinburnu’nu üs olarak seçtiklerini belirterek teorisini şöyle anlatıyor: “Burada nabız yokluyorlar. Vuralım kıralım. Akşam gelip para alalım. Biz buralarda hüküm kurar mıyız, ona bakıyorlar. Karadenizliler de bunlara prim vermeyen insanlardır.” Bıyıkları hafifçe dudaklarının kenarından aşağıya doğru inen, kahvenin sahibi Seyfi Kaya da Kürtleri 80’lerde önce sosyalizm diyen, ama sonra zili çalıp içeri girdin mi “komünizm demeye çalışanlara benzetiyor. Kaya, kahvesinin taşlanmasını “PKK’lı diyelim HADEP’li diyelim bir grup taş yağmuruna tuttular” diye anlatıyor.

“Polise uzanan eller”

Bu Giresunluların kahvesinde belki en çok “akıllı olsunlar” sözü uçuşuyor. Bir de Kürtlerin camları indirilen kahveleri var. Oradaki hava bambaşka. Semt Kıraathanesi’nin sahibi Yusuf Çelik kapıdaki satır izlerini göstererek başlıyor anlatmaya. Kahveyi kapatmak üzereyken, içeride dört kişi kalmışken, yüzlerce kişinin kahvenin etrafını sardığını, “Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez”, “Polise uzanan eller kırılsın” sloganları eşliğinde camları indirip, kapıyı zorladıklarını söylüyor. Ve soruyor: Ya kapı kırılsaydı? Polisin 20 dakika sonra geldiğini üstüne basa basa söylüyor. Konuştuğum tüm Kürtler gibi milliyetçi grupların polis tarafından kollandığını, onlara müsamaha gösterildiğini anlatıyor. Kahvedeki gençler “Apo’nun p.çleri” deseler bir şey değil, bizim Apo’yla alakamız yok, ama Kürtlere küfrediyorlar diyor. Bir başkası kendilerini savunmaları gerektiğini söyleyerek “Şiddetse şiddet, ne gerekiyorsa yapacağız” diyor.

Yandaki Kürt kahvesinde ise daha çok yaşlılar var. Orada “şiddetli savunmadan” çok, korku ifade eden cümleler var. İçlerinden birisi evlerinin ikinci katta olduğunu, yoldan geçenlerin kolayca taşlayabileceğini belirterek “Bir saatten sonra çocuklara perdeyi kapat ışığı da söndür” dediğini anlatıyor. Akşam eve giderken çekindikleri de bu kahvedeki Kürtlerin söyledikleri arasında. Sonra içlerinden biri elini bana doğru uzatıyor. Diyor ki bana “Ben sana elimi uzatıyorum, sen neden tutmuyorsun.” Yanındaki “istenmemek”ten bahsediyor, “yeter artık, ne olacaksa olsun” diyor.

Buradaki Kürtler, olayları çıkaranlar arasında yurtdışından gelmiş olan göçmenlerin olduğunu, ülkücülerin polisle iyi ilişkilerinin, polisle başı belaya girebilecek Tatarları, Arnavutları aralarına katmalarında etkili olduğunu söylüyor. Nitekim Zeytinburnu’ndaki çatışmalarda Kürtlerin karşısında yeralan grubun içinde önemli sayıda göçmenin olduğunu herkes söylüyor.

Silahla sağlanan asayiş

Girişindeki duvara boyayla PKK yazılmış olan BDP İlçe Başkanlığı’nda karşılaştığım, genç bir kadın olan Selma Al, göçmen- Kürt çatışmasına dair çok çarpıcı bir olay anlatıyor. “100 işçisi olan bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Atölyede 30 tane de Afgan var. Sabah gittim, birisi gelmiş, dün ‘15 Kürdü öldürdüm’ diyor. Kürtlere küfrediyorlar. Birisi mutfaktan bıçağı aldı, ‘Bu gece Kürtleri keseceğim’ diyor. Büyük bir kavga çıktı. İki taraf birbirine girdi. İşyeri sahibi ‘Afganlıları çıkartacağım’ dedi ama bugün biz Kürtler işe gitmedik.”

BDP ilçe Başkanı Nezir Erdemci durumun tehlikeli, olduğunu belirtip “Zeytinburnu’nda Kürt halkı gecenin gelmesini istemiyor. 90’lara dönebiliriz” diyor. Erdemci’nin yıllardır hiç görmedik dediği iki panzer BDP binasının önünde, birisi karşı sokağında bekliyor. Polis otobüslerini ve panzerleri meydanda, AKP binasının önünde de görmek mümkün, üniformalı polisler ellerinde silahlar Zeytinburnu sokaklarında asayişi sağlıyor. Bir kaç gün önce semt sakinlerinin oturduğu kahveler de sıcaktan bunalan polis memuru var.

Peki bundan sonra için ne beklenebilir? Polisin önceki gün ve dün olaylara daha etkin şekilde müdahale etmesi nedeniyle, Zeytinburnu’nda artık bir sakinleşme beklenebilir. Ancak bir yandan da mahalle de çatışma için zemin müsait. Her iki tarafın sağduyulu isimleri hep aynı şeyi soruyor. “Beş gün öncesinde kardeştik. Ne değişti düşman olduk”.

Kahvede elini uzatan yaşlı Kürt’ün ben oradan ayrılırken söylediği sözlerle bitireyim bu yazıyı: “Hayrolur inşallah”

TARAF 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim