1. YAZARLAR

  2. Osman Atalay

  3. Dağlık Karabağ Sorunu: Savaş Tekrar Başlıyor mu?
Osman Atalay

Osman Atalay

Yazarın Tüm Yazıları >

Dağlık Karabağ Sorunu: Savaş Tekrar Başlıyor mu?

A+A-

Azerbaycan-Ermenistan cephe hattında, 1 Nisan’da gece saatlerinde ateşkes ihlali yapan Ermeni birlikleri, askeri mevzilere ve yerleşim bölgelerine ateş açmıştı. Çıkan çatışmalarda 12 Azerbaycan askeri şehit düşerken, Ermenistan ordusu da çok sayıda kayıp verdi.

Azerbaycan ve Ermenistan’ın, Avrupa Konseyi üyesi iki ülke olması sebebiyle Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Pedro Agramunt, Ermeni birliklerinin işgal altındaki Azeri topraklarından BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun olarak geri çekilmeleri çağrısında bulundu.

Olayların temeline doğru indiğimizde ise Ermeni silahlı güçlerinin provokasyonu göze çarpıyor. Ermeni silahlı güçlerinin, AGİT Minsk Grubu’nun eşbaşkan ülkelerinin, sorunun çözümü için atmak istediği olumlu adımları, benzer provokatif eylemlerle engellemek istediği çok açık.

2014’te Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın, 2015’te Rusya Devlet Başkanı Putin’in çözüm için girişimlerini artırdığını ve bu dönemlerde Ermeni güçlerin cephe hattında benzer provokasyonlar yaptığı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ABD ziyareti ve orada Joe Biden ve John Kerry ile gerçekleştirdiği görüşmeler sonrasında yeniden provokatif eylemlerin başlaması, Ermenilerin gerçek niyetini gün yüzüne çıkarmaktadır.

İki eski Sovyet Cumhuriyeti olan Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmalar 1988’de henüz Sovyetler Birliği’nin dağılmadığı dönemde başlamıştı.

Bu dönemde Azeri nüfusunun yoğunluğu, göçler nedeniyle yüzde 20’ye kadar gerilemişti. 10 Aralık 1991’de yapılan ve bölgede kalan Azerilerin boykot ettiği referandumda Ermeniler, Azerbaycan’dan ayrılma yönünde oy kullanmış ve Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığı ilan edilmişti ancak bu girişim uluslararası toplum tarafından tanınmadı. 1990’lı yılların başında iki ülke arasında patlak veren savaşta 30 bin kişi ölmüştü.

Sovyetlerin dağılmasından sonra dönemin ilk büyük çatışması konumundaki Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ Savaşı, 1994’te Bişkek ateşkes anlaşmasıyla bugüne kadar geldi.

Ermenistan’ın işgal ettiği 7 bölgedeki (rayon) iki ülke ordusunun cephe hatlarında, 22 yılda neredeyse her gün ara sıra ufak karşılıklı çatışmalar yaşansa da son iki yılda iki defa çatışmaların şiddetlendiğine şahit oluyoruz.

2014’ün Ağustos ayında Dağlık Karabağ sınırında iki gün süren çatışmalarda Azerbaycan tarafından 13, Ermenistan tarafından 20 asker ölmüştü.

Çatışmaların bu denli şiddetlenmesi üzerine Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Minsk Grubu, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı çözüm için müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısı yapmıştı.

İki ülke arasındaki savaşın son bulması için oysaki 1994 senesinde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı eşbaşkanlığını Fransa, Rusya ve ABD’nin yaptığı ‘Minsk Grubu’nu kurmuştu.

Minsk Grubu son 22 senede çeşitli düzeylerde ve defalarca iki ülke liderlerini bir araya getirmeyi başarsa da sorunun çözümü için şu ana kadar somut hiçbir gelişmenin olmadığını görüyoruz.

Rusya’nın olaylarda parmağı olduğunu düşünen bir takım analizciler buna sebep olarak Washington’daki Uluslararası Nükleer Zirvesi’ne Rusya’nın katılmaması, Azerbaycan ve Ermenistan’ın ise en üst düzeyde temsil edilmesini ve dolayısıyla Rusya’nın çatışmayı alevlendirerek bu sebeple ‘kontrolün kendisinde olduğu mesajını’ vermeye çalıştığını gösteriyorlar.

Şüphesiz, her iki ülkenin cumhurbaşkanının Washington’da bulunması sırasında bu denli büyük çatışmanın çıkması analiz dışı kalabilecek ve önemsenmeyecek bir konu değil.

Rusya, sorunun çözümü için kurulan Minsk Grubu’nun eşbaşkanlarından biri olduğu halde Ermenistan’da askeri üsleri bulunan ve Karabağ savaşının başlanmasından bu yana tarafını Ermenistan’dan yana kullanan bir ülke.

Bunun yanı sıra Ermenistan’a her yıl milyonlarca dolar silah satan bir ülke. Rusya’nın çatışmayı körükleyerek her iki ülkeye mesaj vermesi mantıkla izah edilebilir bir iddia ama yalnızca bir iddia.

Washington’daki “Gulf State Analytics” uzmanlarından Theodore Karasik, Suriye’de Rusya ve Türkiye’nin karşı karşıya gelmesini ve Azerbaycan, Türkiye, Ermenistan cumhurbaşkanlarının aynı anda Washington’da bulunmasına dikkat çekerek çatışmanın çıkmasının kaçınılmaz olduğunu iddia etti. Karasik, direkt söylemese bile Rusya’nın ateşi körüklediğini ifade etmiş oldu.

22 senelik ateşkes döneminden sonra iki ülke arasında tekrar sıcak savaşın başlayacağını öngörmek hayli zor. Çünkü her iki ülke savaşın bir ekonomik maliyeti olduğunu ve şimdiki durumda bu maliyeti kaldıramayacaklarının farkında.

Sorunun çözümünde kilit aktör konumunda olan Rusya, bölgede milyarlarca dolar yatırımı olan ABD ve Azerbaycan’a kardeş ülke olan Türkiye’nin ‘donmuş çatışma’ diye nitelendirilen Dağlık Karabağ savaşının tekrar sıcak çatışmaya dönüşmesinde ilgili olmadıklarını söylemek mümkün.

Her iki ülkenin toplamda onlarca askerinin öldüğü son çatışmayı da göz önünde bulundurarak mevcut statünün birkaç yıl daha aynı şekilde devam edeceğini tahmin edebiliriz. 

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT