1. HABERLER

  2. HABER

  3. Dağlıca Baskını ile İlgili Yeni Bir Ses Kaydı Çıktı!
Dağlıca Baskını ile İlgili Yeni Bir Ses Kaydı Çıktı!

Dağlıca Baskını ile İlgili Yeni Bir Ses Kaydı Çıktı!

İki albay arasında geçen bu ses kaydı, Dağlıca baskınında yaşanan ihmaller zincirini en ince detayına kadar ortaya koyuyor.

A+A-

Cumhurbaşkanını halkın seçmesini sağlayacak referandumun yapıldığı gün Hakkari Dağlıca'da meydana gelen saldırının üzerindeki sis perdesini kaldıracak ses kaydı ortaya çıktı.  Aylarca yazılıp çizilen Dağlıca'da gerçekte neler yaşandı? Ekim 2007'de gerçekleşen ve 13 askerin hayatını kaybettiği, 8 askerin de kaçırıldığı Dağlıca baskınında yaşanan askeri ihmaller tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriliyor.  Terör İhaneti adlı internet sitesinde yayına konulan yeni ses kaydı tüm bu iddialarla ilgili şok ifadeler içeriyor. Ses kaydındaki kişilerin o dönem Yb. olan Manisa İl J.K. J.Alb.Vural Erol ile K.Maraş İl J.K. J.Alb. İsmail Cömert olduğu ileri sürülüyor.

Bu iki kişi arasında geçen diyalog Dağlıca'da aslında neler yaşandığını, saldırıyı önceden bildiren istihbarat raporunu, yangının nasıl çıktığını en ince detayına kadar ortaya koyuyor.

Saldırıdan bir hafta önce yani 14 Ekim 2007 tarihinde Genelkurmay İstihbarat başkanlığınca yayımlanan günlük istihbarat raporunda Dağlıca'da güvenlik kuvvetlerine eylem yapılacağı bildirilmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı iddia ediliyordu.

Raporun Dağlıca Taburu dahil başta Ordu ve Kolordu Komutanı olmak üzere Tugay Komutanı Tuğgeneral Süleyman Yüksel, Hakkari İl Jandarma Komutanı Albay Zuhuri Atila Ataalp ve Tabur Komutanı Yarbay Onur Dirik'e 12 gün önce en ince detaylarına kadar anlatıldığı ileri sürülüyordu.

Askerlerin silahlarının çalışmadığı iddia ediliyor ve avukatlar silahların incelenmesini istiyordu ki Dağlıca karakolunun deposunda yangın çıkmıştı. 

SES KAYDININ DÖKÜMÜ:

Vural Erol : Mehmet Baransu diye bir adam var. Taraf'ın muhabiri hep o buluyor. Dağlıca olayında da o var. ; İsmail Cömert : Dağlıca olayınca sızan bir resim var. Dağlıca yanarken. Depo yanarken bir resim sızdı. Ve bunu kimse bilen yok. Şeyi Süleyman Yüksel kendisi çekiyor ve şeye veriyor Yurdaer Olcan'a. Bununla ilgili resmi bir açıklama yapan kimse yok.

Dağlıca'dan sonra yandı ve tan avukatlar silahların kriminal incelemesini istemeye karar verdikten sonra yaklaşık 10 gün sonra yandı. Depodaki silahların hepsi yandı. Silahlar arızalı falan. Ondan sonra birbirini vurmalar olmuş orda. Otopsiye de Yurdaer Olcan müdahale etmiş.

V.E. – Tepede birbirini mi vuruyorlar?

İ.C.- Panikle. Muhtemelen ondan dolayı yaktılar zaten orayı da. Biliyorsun olayla ilgili hiç tahkikat açılmadı.

V.E. – Hiç açılmadı. Ama bütün o şeylere rağmen Korgeral oldu ( Yurdaer Olcan)

İ.C.- O aslında gitti, biliyorsun…

V.E. – Biliyorum canım araba aldı, karavan yaptırdı.

İ.C.- O esnada Süleyman Yüksel ile dağ komando birbirine girdi. Azim Paşa Süleyman Yüksel'i dövmeye başladıydı. O sırada buna telefon açtılar gel diye geldi.

V.E. – O arada bul operasyonu yapmışlar siz mi yaptınız onu?

İ.C.- Orda adam ölmüş

V.E. – Öldü canım. Ya bizim eleman içindeydi ya bombalanırken. Adam öldü diye ne cozladıydık ya. Eleman gurubun içinde guruba bomba attırıyoruz. 'Şu masa kadar yerde' diyor sonra eleman geldi yanımıza 'şu masa kadar yerde 8 kişi saklandık' diyor. 8 kişi.

İ.C. – Dağlıca basılmış kan gövdeyi götürmüş o zaman seçim de var ya. Saat 5 gibi Mustafa arıyor (Yüksekova Bölük Komutanı). 'Komutanım!' Ne var Mustafa? 'Komutanım Dağlıca'da köylüler niye oy kullanmadı?' Mustafa dedim sen cins misin senin dünyadan haberin yok. Dağlıca'da kan gövdeyi götürüyor.

V.E. – Dağlıca basılmadan 12 gün önce – 9'unda- gelecekler Kerştepe, Feritepe'yi basacaklar şeyi de taciz edecekler yani baskı altına alacaklar yani bütün olayı anlattık biz. Biz bunu Atilla Ataalp'in (Hakkari İl Jand. K.) önüne. Bir köpürdü bize bu. Siz dedi örgütle ortak mı çalışıyorsunuz kardeşim dedi. Böyle şey yazılır mı dedi. Dedik komutanım olacak bak.

İ.C. Örgütle ortak çalışacak ne var? o olay ondan sonra şeye döndü Yeşiltaş basıldıya döndü.

V.E. – Hayır. Dur dur anlatayım ben sana ondan sonra Dağlıca basılacak şeyini. Komutanım bakın dedi 250 kişi dersek dedi bunu kalabalık diyelim dedi. İyi kalabalık diyelim dedik. O duyumu Genel Komutan bizzat alıp Genelkurmay Başkanı'nın önüne koymuş. Şey demiş Genelkurmay Başkanı. Kardeşim demiş koskoca taburu basıyorlar hiç kimsenin haberi yok mu? Bu ne biçim istihbarat falan demiş. Ondan sonra Genelkurmay falan ayaklanmış. Bizim ki de (Atilla Işık) çıkmış gitmiş. Harun Paşa anlattı. Sonra Yeşiltaşa çıktı.

İ.C. O duyumu sonra çevirdiler Yeşiltaş. Biz de Yusuf Yalçın'la diyoruz ki daha önce, Yeşiltaşa kuvvetli baskın olmaz. Tamam gelir taciz ederler şey yaparlar ama baskın olmaz. Kardeşim o adam zayıf bakın görmüyor musun? Bakın zayıf ama Yeşiltaş'a saldırıldığında doğal olarak adam çember altına alınmış olur. Dağlıca diyorum arkasında kuvvet gelemez buraya. Bir türlü bunu anlatamadık. Ordan şey arıyor. Sizin devre ya o tabur komutanı arıyor. Ya Yeşiltaşınızı basacak, Ya bizim Yeşiltaşımızı basmaz. Sen kendine bak.

14 tane Bixi, Doçka… Şimdi şeye bunları yazmışlar. Saldırıda 12.7'lik uçaksavarlar kullanıldı diye. Örgüt uçaksavar kullandı diye. İlgisi yok. Ondan sonra bir rapor tanzim etmişler. Diyor ki; Örgüt doçka ağır olduğundan şu olduğundan bu olduğundan ağırlığı şu kadar fazla olduğundan Amerikan yapımı 12.7'lik uçaksavarlar kullandı diye rapor tanzim ettiler. Gitti. Gittikten sonra ben de çıktım Süleyman Yüksel'e dedim. Komutanım 12.7'lik uçaksavarlar Doçka'dan ağırdır. Dedi nereden çıkartıyorsun, öyle şey mi olur?

Bi çıkardım bakın dedim. Namlu uzunluğu şu kadar fazladır. Şu şudur. Bu budur budur. Şöyle olduğunda ağırdır ağırdır. Doçka hep ağır çıkıyor tamam mı? En son birfleştirip atış haline geldiği zaman küt Amerikan şeyi bütün Amerikan silahları ağır basıyor. Sen bunu biliyor muydun? Biliyordum tabi. Bize niye söylemedin?

V.E. – Ondan sonra biz duyumu çektik. Bunlar oldu. Planlama yapıyoruz. Seçim bilmem ne. Gece yarımda dediler ki önce…

Ben yatıyorum sabahleyin erken kalkacağım diye dörtte kalkacaktım. Hareket Merkezi önce beni aradı. Komutanım dedi Dağlıca'yı taciz ediyorlar. İyi dedim. 6 tane yaralı varmış dediler. İyi takip edin dedim kapattım. 10 dakika geçmedi komutanım 6 şehit. Ana dura lan ne oluyor falan dedim apar topar gittik.

Bize ilk gelen haber 6 yaralıydı.

İ.C. Yüksekova'nın yanlış bilgi vermesi. 12'yi çeyrek geçe saldırı başladı. Yirmi geçe ben Harekat Merkezi'yle görüşüyoruz. Şey yapıyoruz. Çatışma yoğun gidiyor. Silahlı helikopter başka yaralı şey yok. Herhangi istenen bir şey yok. Silahlı helikopter istedik. Ondan sonra çatışma başladı. Yaralı şehit sayısı yok. Saat 03.00'te Keritepe'ye ateş edilmiyor. Keritepe'den karşıya ateş edilmiyor.

İ.C: Keritepe telsizlere cevap vermiyor. Bizim Metin Yerlikaya dedi ki " Gitti benim alay komutanlığı gitti benim alay komutanlığı" Karadenizli bir müteahhit varya onu aradı telefonla dedi " dağlıca basıldı gitti benim alay komutanlığı" sorabilirsiniz ona. Dedik " komutanım gitmez bu dedik" dağlıca 60 kişi. 60'ının da ölecek hali yok ya. " derken üsteğmen , sözleşmeli üsteğmen walkie-talkie ile bağlantı kurdu. Walikie –Talkie telsiziyle. " İşte durum ne şeyde? Dedi ki, saat 3.00 civarında senin o zaman haberin oldu. "Şehit var 6 tane dedi. Yaralı var, 10 kişi kayıp, 10 tane yaralı var…

İ.C: Ondan sonra metin albay tugay komutanını aradı, silahlı helikopter geldi. Helikopter dörde çeyrek kala falan geldi. Çeyrek kala veya çeyrek geçe. Çatışma ilk 12 çeyrekte başladı. Silahlı helikopter arttı. Silahlı helikopter artık nasıl sinirlendiyse Yüksekova'nın üstünde anaons etti: " Aşağıdakiler" dedi, " komutanlarınıza söyleyin burası kum gibi terörist kaynıyor,Şırnak'taki kobra kolunu da istesinler.

İ.C: Ondan sonra şey gitti. Kobra kolu yola çıktı. Şırnaktan o esnada. Hava aydınlanma şeyi yaralılar yok. Skorsky kalktı indi. JÖH'ün (JandarMA Özel Harekat'ın) bir timini indirdi. Yaralıları aldı. Dolayısıyla bunlar skorskyi bunlar silahlı helikopter sandı. Hiç çatışma olmadı, ondan sonra kalktı,ikinci defa gitti,şehitleri almaya, ondan sonra üff bir bastırdı herifler,bütün şeyler isabet aldı,helikopterlerin tamamı isabet aldı.

V.E: Afyon'da lojistik destek bilmem ne komutanlığı varmış, kara kuvvetlerinde orad lojistik şube müdürü . Onun babası emekli tümgeneral Yaşar Büyükanıt'ın devresi.

İ.C: Bunun dedesi Atatürk'ün muhafızı. V.E: Kazım Dirik

İ.C: Dağlıcayı yakmış, saldırı ve mayından sonra gidiyor Tugay Komutanına hitap ediyor. " Bir insan ancak bu kadar bahtsız olabilir,bunlar senin şevkini kırmasın" Şimdi düşünün.. Mesut Binbaşı Çukurca'daki mayına bastı. Helikopter kalktı, bir asteğmen 3 asker,4 şehit verdi değil mi?

V.E: Nerede?

İ.C: Çukurca Şemdinli üst bölgesinde V.E: 3 asker 3 korucu biri üsteğmen 6 şehit var.

İ.C: Olayda helikopter kalktı geldi Mesut Binbaşıyı aldı götürdü, şeye o zaman Van'a. O olay öyle değil öteki sınır taburunun yaptığı şey..

V.E: Ha susuztepe'de olan o benden önce. Ben İ.C: Mesut …Sorgusuz sualsiz 21 gün sonra direkt hapsettiler..

V.E: Mesut Cihaner'i

İ.C: Tamam hapsetsinler orada 6 can gitmiş ama ötekinin (Onur Dirik) yaptıklarına bak. Adamlar deşifre ediyor, hepsi sızdırma, Metin Yerlikaya mayın döşettiriyor. Döşettikten s10 gün sonra dağ komandolar şeye gitti, bölük gitti, mayına bastı çocuk vücudnun yarısı yok. Ben bile "etme tutma döşettirme komutanım diyoruz" anlatıyoruz anlamıyor ki herif..

KAYNAK: HABERVAKTİM

HABERE YORUM KAT