1. YAZARLAR

  2. Adem Yavuz Arslan

  3. Dağ fare doğurur mu?
Adem Yavuz Arslan

Adem Yavuz Arslan

Yazarın Tüm Yazıları >

Dağ fare doğurur mu?

A+A-

Hükümetin başlattığı demokratik açılımda çok kritik bir dönemece girildi.

Dün Başbakanlık'ta geniş katılımlı bir toplantı yapıldı, Meclis'te açıklanacak yol haritasına son şekli verildi. Konu artık Meclis'te.

Peki 10 Kasım günü ne yaşanacak? Bazı şeyleri tahmin etmek için çok gizli bilgilere sahip olmak gerekmiyor. Konu genel görüşme şeklinde olduğu için isteyen istediği kadar konuşabilecek. Yani gergin bir güne hazırlıklı olmak lazım. Aslında bu tercih hükümet açısından büyük risk. Muhalefetin bombardımanına uygun bir zemin olacak.

Fakat hükümet çevreleri farklı düşünüyor. Hükümetin etkili bir ismi 'Bizim ne diyeceğimizi az çok biliyorsunuz. Fakat muhalefet ne diyecek bakalım. Tüm Türkiye onların çözüm önerilerini de görmüş olacak' diyor. Yani AK Parti'de resmen değilse bile fiilen 'meydan okuyan' bir anlayış var.

Peki yol haritası nasıl olacak? Dünkü toplantıya katılanlar çok ketumdu. Ama Bakan Atalay'ın temaslarından ve bugüne kadar yaptığı çalışmalardan bir projeksiyon yaparsak açılımın aslında bir dil açılımı olduğunu görebiliriz.

Yani Kürtçe'nin öğrenilmesi ve kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılacağı, bunun için düzenlemeler yapılacağını söylemek mümkün. Köy adlarının iadesi, Kürtçe'nin seçmeli dil olması, kurslarda birtakım kolaylaştırıcı mevzuat değişiklikleri ve özel kanalların Kürtçe yayın yapabilmesi ilk başta akla gelenler. Kürtler'in de bu ülkenin vatandaşı olduğu bilincini güçlendirecek projeler var. Yani konuşulanlar dışında bir adım yok gibi.

Dağdan inişlerin hızlandırılması için teşvik edici birtakım düzenlemeler de gündeme gelecektir. Ama kapsamlı bir af ya da örgüt yöneticilerine siyaset hakkı gibi beklentiler bir başka bahara kalır. Serbest kalmayı bekleyen Öcalan'a en fazla F tipi cezaevi imkânı tanınacak.

Şunu da tahmin etmek zor değil. Demokratik Açılım süreci ile ilgili Meclis'te açıklanacak yol haritası ne PKK'yı ne de DTP'yi tatmin etmeyecektir. Bu yüzden başta DTP ve belki bazı siyasi partiler 'dağ fare doğurdu' diyecektir. Ama unutmamak gerek ki Öcalan'ın serbest kalmadığı, Güneydoğu'da federasyon ve koşulsuz genel affın olmadığı bir çözüm paketi de terör örgütünü tatmin etmeyecektir. Bu beklentileri de değil AK Parti hiçbir hükümet yapamaz.

O yüzden hükümetin görüşü "açılımı örgüte değil kendi vatandaşlarımıza yapıyoruz" şeklinde. Özetle Salı günü 'vay be' dedirtecek bir paket beklememek lazım.

Bakan Akdağ ne yapmalıydı?

Dün akşam itibariyle domuz gribinden ölenlerin sayısı 19 oldu. Liste her geçen gün kabarıyor. Havalar daha da soğuduğu zaman muhtemelen seçim sonucu verir gibi 'İllere göre domuz gribinden ölümler' tablosu yapabiliriz.

Hal böyle iken, tamamen teknik ve tıbbi bir konu olan domuz gribi aşısı üzerinden ülkeyi ikiye bölmeyi başardık. Milyonlar aşı olup olmamayı tartışıyor. Trajikomik bir durum ama aşı olmayı bile politik bir tavır haline getirdik.

İşin tıbbi boyutuna ve alınan tedbirlere dönersek. Aşı gibi bir konuda milyonlarca insanın yapması gereken şey uzmanları dinlemek. Şüpheler yok mu? Mutlaka var. Özellikle de iç gıcıklayan ve biraz da komplo teorilerine benzeyen açıklamaları duyunca kafalar karıştı.

Tam bu tabloda Başbakan'ın aşı olmayacağını açıklayıp Akdağ'a tepki göstermesi süreci iyice tartışmalı hale getirdi. Gerçi sonradan bir iletişim kazası olduğu ortaya çıktı, başbakan da bakanının gönlünü aldı ama milyonlar 'başbakan olmuyorsa vardır bir bildiği' düşüncesinde.

Peki Sağlık Bakanı Akdağ neden eleştirilerin odağında? Açıkçası bakana haksızlık yapılıyor. Biz yıllarca 'bize bir şey olmaz' diyen ve tedbir almayan siyasiler görmüştük. Hatta verileri saklayıp halkına yalan söyleyen bürokratları biliyoruz. İlk kez konusunu çok ciddiye alan, her türlü bilgiyi şeffaf bir şekilde halkla paylaşan bir bakan var.

İki gün önce Slovakya'daydım. Orta Avrupa'da da hükümetler yeterli tedbiri almadığı için eleştiriliyor. Bizde ise bakan abartmak hatta 'Azrail'in Türkiye temsilcisi olmakla' itham ediliyor.

Diyelim ki domuz gribi bir biyolojik silah. Peki ne yapacaktı bakan? Biz birilerine para kazandırmamak için aşı almıyoruz deyip insanların ölümüne seyirci mi kalacaktı ya da 'aşı yüzde yüz garantili hale gelsin sonra alırız. Bu arada da ölenler olursa kısmet artık' mı diyecekti?

Politik olarak hükümete muhalif ve bakanı acımasızca eleştiren meslek odaları bile aşı konusunda atılan adımları doğru buluyor.

Galiba bize düşen de Cumhurbaşkanı Gül'ün dediği gibi doktorları dinlemek.

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT