1. YAZARLAR

  2. Mehmet Altan

  3. Cuntacılar köşe yazısı okur mu?
Mehmet Altan

Mehmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

Cuntacılar köşe yazısı okur mu?

A+A-

 “AK Parti ve Gülen’i Bitirme Planı”nın ıslak imzalı orijinal belgesinin ortaya çıkmasının sarsıntısı yeni başlarken... Orijinal belgeyi savcıya gönderen subayın ‘ihbar mektubu’ daha şiddetli bir depreme benziyor.

Olup biteni sonuna kadar inkâr ederek Ergenekonculuk yapan malum zevat dışında kalan aklı başındaki insanlar birbirlerine sorup duruyor:

-Şimdi, ne olacak?

***

Aslında ne olması gerektiğinin tüm ipuçları “ihbar mektubunda” var. Şu kısa bölümü beraberce okuyalım:

“Sayın Savcım, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” basında yer alır almaz, erken davranarak söz konusu evrakın aslını gizlice dosyalandığı klasörden aldım. Belgenin aslının yerinde olmadığı anlaşılınca önce bir kriz yaşandı. Ancak daha sonra belgenin ele geçmesinden korkan bir cunta mensubu tarafından imha edildiği görüşü benimsendi. Nitekim Org. İlker BAŞBUĞ, belge hakkındaki basın açıklamasını aslının imha edildiğine kanaat getirdikten sonra yaptı.

Mensubu bulunduğum TSK’ya uzun yıllar hizmet etmiş bir subay olarak bir hizmetim daha olsun istiyorum. Özverili çalışmalarınıza katkıda bulunmak adına EK-A’da yer alan bu belgeyi size göndermeyi vatanım ve millettim adına bir vazife biliyorum.”

***

Suça bulaşanlar topluca istifa eder mi?

“Kurban” vererek aradan sıyrılmak mı isterler?

“Babadan kalma usullerle”, “TSK Gazetecileri” desteğiyle direnirler mi?

Hükümet “cuntayı” tümüyle tasfiye ederek, yeni bir dönem mi başlatır, hiç

birisi belli değil.

***

“Askeri bir cumhuriyet” olmasa, yapılması gereken açık, hemen yargıya gitmek. Çünkü “darbe” girişimi, cuntacılık, demokratik rejime karşı işlenmiş anayasal bir suç.

Ama belki de soruyu şöyle sormak gerek:

“Dağlıca Baskını’ndan İrtica Eylem Planı’na kadar olup bitenlerin ışığında burası hala ‘askeri bir cumhuriyet’ olarak kalabilir mi, kalması için Ergenekoncular mesajı duymazdan gelirlerse, bunları ortaya çıkaran irade böyle bir direnç karşısında baskısını daha da artırmaz mı?”

***

Darbecilerin...

Cuntacıların...

Halk iradesini inkâr edenlerin...

İttihat ve Terakki kalıntılarının anlamadığı şey, zaman ve zeminin çoktan değişmiş olduğu...

Tersi olsa Ergenekon mahkeme önünde olmaz, “cuntacılık” gözüne projektör tutulmuş bir tavşan gibi çaresiz kalmaz, gece yarısı Genelkurmay’da tonlarca kağıt, onlarca bilgisayar diski imhası gerçekleşmezdi.

Peki, “zaman ve zemin” nasıl ve neden değişti?

***

Neyin değiştiğini yıllardır yazıp söylüyoruz.

Ama yeniden, sekiz yıl önce de yazdığım bir yazıdan, çok kısa bir özette fayda var:

“Beyni model alan yeni teknolojilerin başarısı, ‘asker değil tüccar devletlerin’ çoğalıp serpilmesine bağlı.

Sistem, ülkelerin hem zenginleşmesini hem özgürleşmesini istiyor. Zenginleşmek için piyasa ekonomisini, özgürleşmek için demokrasiyi çare buluyor.

Nitelikli bireysellik için de insan hakları gerekli görülüyor.

Kaynaklarını akıllıca kullanan, toplumsal sorunları demokratik kanallara aktararak en maliyetsiz biçimde çözüp huzurunu sağlayan, insan haklarına saygılı davranarak bireyin gelişimini hızlandıran bir yapılanma, dünyanın en nitelikli teknolojilerine de büyük bir talep yaratacak diye düşünülüyor”...

***

Allahtan, devletin içinde, askerler de dâhil, gerçek “demokratik bir cumhuriyet”e dönüşmeden, Türkiye’nin yeryüzünde olması gereken yere zıplayamayacağını gören çok değerli insanlar var...

Bunu anlamayanlar, halk iradesine karşı olan cuntacılar...

Onlara verilecek öğüt, hoşlanmadıkları analizleri sövüp sayarak değil, soğukkanlılıkla ve anlayarak okumaya çalışmaları...

Bunu ciddiyetle yapmaları halinde, neden tepetaklak giderek deşifre olduklarını daha iyi anlayacaklar.

Bunu anlamaz ve direnirlerse, belli ki “çağın değişimi” onlara yaşamı dar etmeye devam edecek...

STAR

YAZIYA YORUM KAT