Cumhuriyet oligarşisi ve matbuat

04.01.2011 00:24

Asım Yenihaber

Cumhuriyet oligarşisi Osmanlı Devleti’nin son döneminde hakim olan ittihatçı oligarşinin devamı mahiyetindedir.

Daha doğrusu, ittihatçıların Osmanlı Devletini bitiren “a takımı” tasfiye olmuş, “b” veya “c takımı” mahiyetindeki ittihatçılar cumhuriyeti kurmuştur. Cumhuriyet kuruluşundan itibaren bütün tek parti dönemi boyunca ittihatçı tutum ve tavırları sürdürmüş, isimler değişmiş ama bu durum değişmemiştir.

İttihatçılar “Müslüman” tacir ve sanayiciler yetiştirmeye çalışmış, cumhuriyetçiler ise “Türk” tüccar ve sanayiciler sınıfı oluşturmak istemiştir. Bu Türk tüccar veya sanayicilerin gerçekten Türk olması beklenmemelidir. Türk kavramı cumhuriyetten sonra dinden soyutlanarak yeniden tanımlanmıştır. Böylece Müslüman olmayanların Türk sayılması mümkün olmuştur.

Cumhuriyet batıcı, zorlayıcı modernleşme modelini benimsediği için çok güçlü beyin yıkama sistemlerine ihtiyaç duymuştur.

Öncelik eğitim sistemine verilmekle beraber, basın yayın alanı da devlet tarafından propaganda maksadıyla kullanılmıştır. Devlet yetiştirmesi sermayenin de aynı maksatla devreye sokulduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında basının muhalefeti önce istiklal mahkemeleri kullanılarak, sonra da harf inkılabı ile ortadan kaldırılmıştır.

Harf inkılabı, gazeteleri okuyucusuz bırakmıştır. Bu yüzden birçok gazete ve dergi kapanmıştır. Kapanmayanlar sadece devlet bütçesinden beslenenlerdir.

Devlet bütçesine mecbur olan basın, diğer taraftan Çankaya köşküne buyur edilen patron ve yazarlarıyla tam manasıyla sahibinin sesi medyası olmuştur.

1930’lar Türkiyesinde basın hürriyeti yoktur. Zaten bunu talep edecek basın da yoktur. Devlet himayesindeki basın, şefin ve ideolojinin medhiyesinden başka iş yapmamıştır.

1940’larda Alman desteği ile resmi görüşün dışında yayın yapan gazeteler olmuşsa da, Almanların savaşı kaybetmesinden sonra bu eğilim ortadan kalkmıştır.

Basın 1930’lardaki konumunu, yani hükümetten destek alarak var olmayı çok partili hayattan sonra da sürdürmüştür.

Cumhuriyet oligarşisi de bu dönemde basını kullanarak meşruiyetini kabul ettirmek yolunu seçmiştir. Cumhuriyet oligarşinin basın tarafından tasdik edilen meşruiyeti, darbelerin de meşru sayılmasını sağlamıştır. Basın oligarşi ilişkilerinin en fazla açığa çıktığı zamanlar darbe zamanlarıdır. Bu dönemler basın için hasat zamanıdır.

Türkiye demokratikleşmesi zor ve zahmetli bir yol takip etmiş ve ancak 2000’li yıllarda gerçek anlamda oligarşik yapılar etkisizleştirilerek demokrasinin önü açılmaya çalışılmıştır.

Bu basın ile oligarşinin vazgeçilmez birlikteliğine rağmen yapılabilmiştir. Nitekim, sistemin güçlü basını son halk oylamasında oligarşinin devamı için “hayır”dan yana olmuştur. Halkın kuvvetli eveti oligarşiyi olduğu kadar basını da etkilemiştir.

Cumhuriyet oligarşisi basınla birlikte işgal ettiği mevzileri terk ederken, matbuatda da çözülmeler olması beklenmelidir.

Eğer bu çözülme çok fark edilir şekilde olmuyorsa, bunun sebebi haziran seçimlerinin yönünü değiştirmek için son defa basının kullanılmak istenmesinde aranmalıdır.

Seçimler oligarşinin tasfiyesi için son hamlelerin yapılmasına yol açabilir. Ak Parti’nin böyle bir sonuca yürüdüğü gözlenmektedir. Bunu önlemek için seçimlerin bugünkü iktidar tarafından kazanılmamasından başka çare yoktur.

Önümüzdeki günlerde, oligarşinin matbuatı son bombalarını, füzelerini, kurşunlarını atarak veda ederse hiç şaşmayalım!

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim