Cumhuriyet nedir?

29.10.2009 02:01

Nuri Yurdusev

Çoğu kavram gibi "cumhuriyet" de dilimizde kullandığımız, anlamını Batı dillerinden aldığımız bir kavram. Kelime Arapça "bir araya gelme, topluluk oluşturma" anlamına gelen "cmhr" kökünden türetiliyor.

İlk hali "cumhur". Cumhur aynı zamanda "küme, yığın, topluluk" demek. Önceleri, erken modern dönemden itibaren, kelimenin Batı dillerindeki aslı olan Latince "res publica"ya karşılık olarak kullanılıyor. Mesela Venedik Cumhuriyeti'nden bahsedilirken basitçe "Venedik Cümhuru" deniliyor. Sonraları monarşi olmayan Hollanda ve İsviçre için ve Fransız Devrimi'nden sonra da Fransa için kullanılıyor. "Cumhuriyet" halinde kullanımı on dokuzuncu yüzyıldan itibaren yaygınlaşıyor ve az çok günümüzdeki manasıyla aynı anlamı kazanıyor. Yani; idarenin verasetle değişip bir kişide temsil edildiği "monarşi" denilen hükümet sistemine karşı, idarenin bir şekilde fiilen ya da atfen halkla irtibatlandırıldığı, atama veya seçim gibi veraset-dışı bir usülle değiştiği hükümet sistemi. Kısaca söylemek gerekirse, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren "cumhuriyet" Türkçede bir idare ve hükümet sistemi anlamına geliyor. Cumhuriyet kelimesinin bu anlamı klasik Arapçada yoktur. Bunun içindir ki, 1798'de Mısır'ı işgal eden Napoleon yönetimi, Araplar için yapacağı "özgürlük ve eşitliğe dayanan Fransa Cumhuriyeti" deklarasyonunda, Fransızca "république" kelimesini Arapçaya çevirmekte zorlanır. Günümüz Arapçasında kullanılan "cumhuriyye" kelimesinin bu anlamını Araplar ondokuzuncu yüzyıldan sonra Osmanlı Türklerinin kullanımından almışlardır.

Batı dillerinde cumhuriyet kelimesinin kökeni Latince "res publica". Fransızcada "république", İngilizcede ise "republic" şeklinde yazılıyor. Latince "res" "şey" demek, "publica" da "kamu, halk, topluluk" demek. Dolayısıyla res publica "kamuya ait, şahsi olmayan" demek. Kamu ya da toplum meseleleri, bunun halli ve idaresi anlamında kullanılıyor. Bir anlamda, herhangi bir siyasi yapı ya da bugünkü "devlet" veya "hükümet" anlamında kullanılıyor. Sadece, idarenin verasetle el değiştirmemesi ve sözde ya da hakikaten halkla irtibatlandırılması bakımından "monarşi"den ayrılıyor. İlk kullanımını Roma'nın cumhuriyet döneminden sonra, yani İ.Ö. altıncı yüzyıldan sonra, görüyoruz. Romalı yazarlar "res publica" derken Roma Cumhuriyeti'ni kastederler. Kelimeyi popülerleştiren De Re Publica (Cumhuriyet Üzerine) adlı eseriyle Cicero'dur. Öyle ki Cicero, Eflatun'un ünlü eseri Politeia'yı (siyasi yapı, hükümet şekli), Latinceye "Res Publica" olarak çevirir ve bu modern dönem Batı dillerinde de sürer. Eflatun'un eseriyle Yunanca aslından tanışan Müslümanlar, daha doğru bir çeviriyle "politeia"yı "devlet" olarak karşılamışlardır. Eski Yunan ve Romalı yazarlar için üç tür hükümet sistemi vardır: monarşi (tek kişinin yönetimi), aristokrasi (bazılarının, özellikle soyluların yönetimi) ve demokrasi (herkesin, halkın yönetimi). Cumhuriyet bu üçünden de hususiyetler taşıyan melez bir sistemdir. Rönesans dönemi yazarları Cumhuriyet konusunu Eski Yunan ve Roma tecrübesine referansla açıklarlar. Mesela Machiavelli iki tür yönetim sisteminden bahseder: cumhuriyetler ve prenslikler. Referansı Roma Cumhuriyeti'dir. Modern dönemde önce Hollandalıların Habsburglara karşı ayaklanması (1568), arkasından İngiliz Devrimi (1648) ve nihayet Amerikan (1775) ve Fransız (1789) devrimleri ile Cumhuriyet kavramı ve düşüncesi yaygınlaşır.

Fransız devriminden sonra...

On sekizinci yüzyıldan itibaren "cumhuriyetçilik" (republicanism) akımı da yaygınlaşır ve Fransız Devrimi'nden sonra cumhuriyetçilik bir ideoloji vasfını kazanır. Cumhuriyetçilik düşüncesinde cumhuriyet, verasetle yönetilmeyen siyasi yapı olmanın ötesinde "halka dayanan, halkın yönetimi" vurgusuyla tanımlanır. Vatandaşların eşitliği ile medeni hususiyetler ve haklar tanımlayıcı değerlerdir. Lakin, bu değerler bireylerin değil, cumhuriyetin (toplumun) mensubu olan vatandaşların sahip olduğu değerlerdir. Belirleyici özne bireyler değil, cumhuriyeti oluşturan vatandaşlar topluluğudur. Bir anlamda Latince res publica'daki kamusal olandır. Cumhuriyetçi akım cumhuriyeti bir idare sistemi olmanın ötesinde bir değer içeriği ile tanımlar. Mesela Kant için Cumhuriyet öncelikle "barışçıl" bir rejimdir. Eğer bütün ülkeler cumhuriyet olursa dünyada savaş diye bir şey kalmayacaktır. Cumhuriyetin bir değer içeriği ile tanımlanması ve ideolojik bir hususiyet kazanması Fransa'da kökleşir ve bugün de devam etmektedir.

Cumhuriyet sisteminin ilk ne zaman ve nerede çıktığı konusunda tarihçiler tam uzlaşmış değiller. Yaygın görüş Eski Yunan ve Roma uygarlığını işaret ediyor. Lakin, bazı tarihçiler Kadim Hint uygarlığının İ.Ö. altıncı yüzyılda monarşik bütünleşmesi öncesinde İndus ve Ganj nehirleri çevresinde cumhuriyet idarelerinin olduğunu söylerler. Gerek Eski Yunan ve Roma'da olsun, gerekse Hint uygarlığında olsun cumhuriyet idareleri imparatorluğa ve monarşiye dönüşmüşlerdir. Ortaçağda özellikle İtalyan yarımadasında cumhuriyetler görülür. Cumhuriyet idaresinin popülerleşmesi modern dönemde Fransız Devrimi'nden sonra gerçekleşir. Yirminci yüzyılda ise neredeyse yerden mantar biter gibi cumhuriyetler çoğalır. Özellikle Birinci ve İkinci dünya savaşlarında çöken imparatorlukların yerine kurulan devletlerin büyük çoğunluğu cumhuriyettir.

Günümüz dünyasında cumhuriyet ne demektir? Roma döneminde hem teoride hem de pratikte, ayrıca "res publica" deyiminde, var olan kelimenin iki anlamı günümüzde de devam etmektedir: Bir yanda halka dayanan ya da dayandığı iddia edilen ve verasetle yönetim değişimini içermeyen bir hükümet sistemi, diğer yanda ise veraseti teorik olarak içermeyen herhangi bir siyasi yapı. Buna, cumhuriyetçi ideolojinin tanımladığı kamusal referansa dayanan eşitlik ve medeni hususiyetler içeren cumhuriyet kavramını da eklersek cumhuriyet kelimesinin üç anlamından bahsedebiliriz. Belki de günümüz için en uygun tanım monarşi ile yönetilmeyen devletlere cumhuriyet demek. Çünkü bütün cumhuriyetler gerçekten halkın idaresi değil. Halk cumhuriyeti, sosyalist cumhuriyet, İslam cumhuriyeti, demokratik cumhuriyet gibi değişik cumhuriyetler var.

cumhuriyet, demokrasi ve kalkınmışlık

Bugün için dünyada 200 tane devlet var dersek (bir tasnife göre 2003, Birleşmiş Milletler'e üye 192) bunun 44 tanesinin monarşi, geri kalan 156'sının da cumhuriyet olduğunu görüyoruz. Her ne kadar "halkın idaresi, halka dayanan yönetim" anlamları demokrasiyi çağrıştırıyorsa da, bu 156 cumhuriyetin hepsi demokrasi değil. Çoğu otoriter rejimlere sahip. 2008 Demokrasi Endeksi'ne göre tam demokrasi olan cumhuriyet sayısı 18. Başka bir deyişle, cumhuriyetlerin sadece % 11,5'i tam demokrasi ile yönetiliyor. 44 monarşiden 12 tanesi tam demokrasiye sahip. Yani % 27. Monarşilerin demokrasi oranı cumhuriyetlerin iki katından fazla. Demokrasi endeksinde otoriter rejimler arasında yer alan cumhuriyetlerin oranı % 86 iken, monarşi oranı % 14. Birleşmiş Milletler 2009 İnsani Gelişmişlik Endeksi'ne göre en gelişmiş 38 ülkeden 19'u monarşi ve diğer 19'u da cumhuriyetle yönetiliyor. Oranlar şöyle: Monarşilerin % 44'ü en gelişmiş kategoride yer alırken, cumhuriyetlerin sadece % 13'ü bu seviyeye çıkabilmiş. Monarşilerin sadece üç tanesi demokrasi endeksinde otoriter rejim olarak yer alıyor. En gelişmiş cumhuriyetlerin de çoğu tam demokrasiye sahip, bazıları kusurlu demokrasi kapsamında; ama hiçbiri otoriter cumhuriyet değil. Dahası insani gelişmişlik endeksinin en alt kategorisinde yer alan gelişmişlik düzeyi en düşük 24 ülkenin hepsi cumhuriyet. Bunların içinde bir tane tam demokrasi veya kusurlu demokrasi olan yok. Birkaçı melez rejime, ama büyük çoğunluğu otoriter rejime sahip. Bütün bunlardan, diğer faktörlerin hakkı mahfuz tutulmak kaydıyla, cumhuriyetle demokrasi ve kalkınmışlık arasında bir illiyet bağının kurulamayacağı sonucuna varabiliriz. Tersinden kalkınmışlık ile demokrasi arasında güçlü bir bağ kurulabiliyor. Bu durumda, demokrasi endeksinde 87., insani gelişmişlik endeksinde ise 79. olan cumhuriyetimizin demokrasi standardını yükseltmemizin gerekliliği sanırım izaha muhtaç bir hüküm değildir.

ZAMAN

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim