1. YAZARLAR

  2. Ahmet Varol

  3. Cumhuriyet
Ahmet Varol

Ahmet Varol

Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhuriyet

A+A-

Lisanu’l-Arab’da verilen bilgiye göre cumhur kelimesinin etimolojik kökü “kum yığını” anlamına gelir. Bu bilgi benim sürekli başvurduğum ve eski Libya Müftüsü Tahir Ahmed ez-Zavi’nin hazırladığı Tertibu’l-Kamusi’l-Muhit dâhil kaynak niteliğindeki daha başka Arapça sözlüklerde de yer alır.

Ancak zamanla kavram niteliği kazanan kelimelerin kök anlamları genellikle unutulur veya terk edilir. Kavram olarak kazandığı anlamlara bakılır. Siyaset de buna örnektir. Kökü at eğitimi ve bakımı anlamına gelen bu kelime zamanla yönetim bilimi anlamı kazanmıştır.

Cumhur da zamanla halkın baskın çoğunluğu veya mutlak manada çoğunluk anlamı kazanmıştır. Bundan dolayı çoğunluğun tercihini esas alan sistemler için “cumhuriyet” adı kullanılmıştır.

Fakat özellikle İslâm âleminde cumhuriyetin tarihine baktığımızda bu isimlendirmenin gerçekte sistemin yapısını, şeklini tayin amacıyla değil ona kabul edilirlik vasfı kazandırmak için kullanıldığını görürüz.

Bugün hâlâ İslâm dünyasında resmî adı cumhuriyetle biten ülkelerin birçoğunda çoğunluğun tercihine değil öncelikle tabulaştırılmış değerlere itibar edilir. Cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden 87 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün hâlâ Türkiye’de hâkim sistemin yapısını ve tabulaştırılmış değerleri değiştirmeye çoğunluğun yetkisi yoktur. Bunlardan bazılarını bilimsel veya fikri çerçevede tartışmaya açmanın bile yasak olduğunu, dolayısıyla bu konuların çoğunluğun onayına sunulması imkânının bulunmadığını hepimiz biliyoruz. Böyle olmakla birlikte yine de Türkiye’de çoğunluğun, yönetim kadrolarını şekillendirmeye katılımı imkânlarının İslâm âleminde resmî adı cumhuriyetle biten birçok ülkedekinden daha iyi olduğunu da dile getirmemiz gerekir. Fakat buraya gelinebilmesi çok uzun mesafeler katedilmesinden sonra mümkün olmuştur ve gerçek anlamda bir “cumhuriyet” tanımlaması açısından bulunulması gerekenin epey gerisinde durulduğu da inkâr edilemeyecek bir gerçektir.

İslâm coğrafyasının küçük devletlere parçalanmasından sonra kurulan devletlerin birçoğunun resmi adında “cumhuriyet” ibaresi geçer. Türkiye Cumhuriyeti, Yemen Cumhuriyeti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti, Tunus Cumhuriyeti, Azerbaycan Republikası (yani Cumhuriyeti), Bangladeş Halk Cumhuriyeti, Cibuti Cumhuriyeti, Çad Cumhuriyeti vs.  Tabii bunlarda seçime dayanan bir parlamenter sistem bulunmasından dolayı bu isim kullanılıyor. Ama birçoklarında halka seçme hakkı verilmeyip önüne konanı onaylama sorumluluğu yüklenmiştir. Suriye ve Mısır’daki cumhuriyet hâlâ öyledir.

Beş ülkenin resmî adı da İslâm cumhuriyetidir: İran İslâm Cumhuriyeti, Afganistan İslâm Cumhuriyeti, Pakistan İslâm Cumhuriyeti, Moritanya İslâm Cumhuriyeti ve Komorlar Federal İslâm Cumhuriyeti. Bunların bazılarında sistemin İslâmi kimliği değil ülke halkının Müslüman kimliği belirleyici olmuştur. Moritanya ve Komorlar öyledir. Afganistan ve Pakistan’da yasalandırmada İslâm’ın koyduğu ölçülerin dikkate alınması talep edilmekle birlikte bu tamamen sözde kalmıştır. İran’da bu isimlendirmeyle sistemin yapısı kastedilmekle birlikte uygulamada aksaklıklar var.

Bir ülkede de hâkim sistem cemahiriye olarak adlandırılıyor ve resmî adı bu kelimeyi içeriyor. Libya’nın resmî adı Libya Arap Halk Sosyalist Cemahiriyesi’dir. Cemahiriye, cumhur kelimesinin çoğulu olan cemahirden türetilmiştir. Kastedilen de halk topluluklarının oluşturduğu kitlesel grupların temsilciler seçerek sisteme ortak olmasına imkân sağlanmasıdır. Libya’da görünüşte sistem öyle işliyor ama gerçekte o kalabalıklar sadece önlerine konan temsilcileri onaylamanın ötesinde bir şey yapmıyorlar. Sistemin yapısına ve şekillenmesine iştiraklari tamamen şeklidir.

Şunu unutmamak gerekir ki isim bir ibaredir. Esas olan ifade ettiği anlamdır. Bir kişi önünüze koyduğu alelade bir taş parçasına “kehribar” dese o hemen gözünüzde kehribar olacak değildir. Sistemler de öyledir. Adını cumhuriyet koyduğunuzda hemen “cumhuriyet” oluvermez. Yönetilen halkın büyük çoğunluğunun inançlarını ve değerlerini savunan, dolayısıyla o halkla özdeşleşmiş önder kişilerin idam edildiği, kitlesel hareketlerin yasaklandığı, siyasi akımların dağıtıldığı sistemlerin adının “cumhuriyet” konmasıyla o sistemlerin gerçekte de cumhuriyet olduğunu söyleyebilir miyiz?

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT