1. HABERLER

  2. HABER

  3. Cumhurbaşkanı Erdoğan Kurtarılan Personeli Kabul Etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kurtarılan Personeli Kabul Etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kurtarılan Personeli Kabul Etti

Kurtarılan Musul Başkonsolosluğu personelini kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ayrı bir mutluluktu. Özellikle bu bir özgürlüğe, hürriyete kavuşmaydı" dedi.

A+A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Musul'da alıkonulan başkonsolosluk personelinin Türkiye getirilmesi sürecini hassasiyet içerisinde sürdürmeleri gerektiğini belirterek, "Konuştuklarımız, konuşacaklarımız bir de konuşamayacaklarımız var. Çünkü devlet yönetmek bakkal işletmeye benzemez. Buradaki bu hassasiyetleri korumak durumundasınız. Korumadığınız zaman bunun farklı faturaları gelir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık üç ay Musul'da alıkonulduktan sonra dün Türkiye'ye getirilen Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz, başkonsolosluk personeli ve ailelerini Çankaya Köşkü'nde kabul etti.

Erdoğan, Köşk'teki Küçük Resepiyon Salonu'nda ailelere hitaben yaptığı ve televizyonlardan canlı yayınlanan konuşmasında, personelin sabahın erken saatlerinde Türkiye'ye dönüşünün kendilerine ayrı bir mutluluk yaşattığını belirterek, "102 gün aradan sonra yaşanan buluşmanın adeta bir bayram buluşması gibi olduğunu" söyledi. 

Süreci, herhangi bir tahrike, oyuna gelmeden, alıkonulanların hassasiyetlerini de düşünerek takip ettiklerini belirten Erdoğan, "Rabbime hamdolsun bayram denilecek bir sonla bu iş noktalanmış oldu. Bu ayrı bir mutluluktu. Özellikle bu, bir özgürlüğe, hürriyete kavuşmaydı" dedi. 

Musul Başkonsolosu Yılmaz, ailesi ve çalışma arkadaşlarıyla Çankaya Köşkü'nde bir arada olmaktan şahsı, ailesi ve Türk milleti adına büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Erdoğan, "8 ayrı noktada, buna gurbet demeyeceğim, ayrı bir çile diyeceğim, dolduran siz değerli kardeşlerimi, tabii sizlerle birlikte bu çileyi vatanında yaşayan eşleriniz, anneleriniz, babalarınız, kadeşleriniz... Onlar da siz orada bunu yaşarken kendileri de burada bu çileyi aynı şekilde yaşadılar. Hepsine geçmiş olsun diyorum" diye konuştu. 

"Hiçbir oyuna gelmediniz, tahriklere kapılmadınız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkonsolosluk personeline "Metanetle kurtuluşu beklediniz. Bundan dolayı sizleri ayrıca tebrik ediyorum, kutluyorum. Hiçbir oyuna gelmediniz, tahriklere kapılmadınız. Bu sabrınız, metanetiniz her türlü takdirin üstündedir. Bundan dolayı sizleri ayrıca tebrik ediyorum. Buradaki bu vakur duruş, aslında bu milletin vakur duruşunun da ayrı ifadesi" diye hitap etti. 

Alıkonma olayının başbakanlığı döneminde vuku bulduğunu, cumhurbaşkanı olduğu andan itibaren de, aynı şekilde, bulunduğu makamın sorumluluğuyla takibi sürdürdüğünü dile getiren Erdoğan, konunun her zaman kendileri için "acil gündem" maddesi olduğunu vurguladı.

"Bir kardeşimizin burnunun kanaması bizi kahrederdi"

Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz'ın eşi Özay Yılmaz ile bir görüşmesinde, "Sizlerle sürekli irtibat kurmuyoruz diye, 'Bu iş acaba unutuldum mu?' diye düşünürseniz biz de üzülürüz" dediğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çünkü biz her an bu işle yatıyoruz, bu işle kalkıyoruz. Gerek Dışişleri Bakanım, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarım, gerek MİT Müsteşarım ve oradaki ekipler sürekli bu işin içindeler. Sürekli kendileriyle görüşüyorum, irtibat halindeyiz ve her şey an meselesi diye düşünüyoruz. Ama tabii öyle gelişmeler oluyor ki, bir anda bakıyorsunuz bir noktadan alıyorlar öbür noktaya getiriyorlar, oradaki hazırlıklarınız değişiyor. Oradan alıyorlar bir başka yere götürüyorlar, yaptığınız hazırlıklar orada değişiyor. Tabii bütün bunlarla beraber bir yerde bir kovalamaca oynuyorsunuz. Ama bu iş, heyecanla, duygusal olarak olmazdı. Eğer böyle bir şeyi yapmış olsaydık, Allah muhafaza, orada bir kardeşimizin burnunun kanaması bizi kahrederdi.

Şu anda İngilizlerin, Amerikalıların başına gelenleri duydunuz, gördünüz, görüyorsunuz. Allah göstermesin, böyle bir şeyi biz yaşamak istemezdik. Rabbimin de lütfuyla, hamdolsun bugünlere ulaşmış olduk."

"Et tırnak gibiydik, ayıramazdık"

Süreç içerisinde, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genelkurmay Başkanlığı'nın aynı hassasiyet içerisinde görevlerini sürdürdüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Burada MİT, Emniyet teşkilatımız, Silahlı Kuvvetlerimiz, hiçbirisi ayrı bir şey içerisinde olmadı. Hepsi beraber, birlikte bir hazırlığın içerisinde olduk. Bu çalışma birlikte yürüdü. Çünkü burada et tırnak gibiydik, ayıramazdık, bu çalışmayı bu hassasiyet içerisinde sürdürmemiz gerekirdi.

Tabii konuştuklarımız, konuşacaklarımız bir de konuşamayacaklarımız var. Çünkü devlet yönetmek bakkal işletmeye benzemez. Buradaki bu hassasiyetleri korumak durumundasınız. Korumadığınız zaman bunun farklı faturaları gelir. Bu faturalara da katlanmak öyle kolay bir iş değil."

"Başarısız olmayı aklımızın ucundan dahi geçirmedik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, umutlarını hiçbir zaman yitirmediklerini, koruduklarını dile getirerek, şöyle devam etti: 

"Bunu koruduğumuz için de başarısız olmayı aklımızın ucundan dahi geçirmedik. Ama 'Sabredeceğiz' dedik. O gün 'Umudu kaybetme, inşallah bu iş hayırlı bir şekilde neticelenecek' dedik. Bunu da yakaladık. 

Sizlerin can güvenliğini düşünmek bizim asli görevimizdi. Özgürlüğe kavuşturmak asli görevimizdi. Aynı zamanda da tabii Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarını muhafaza etmek bizim için çok çok önemliydi. Eğer biz, bazı koalisyon taleplerine, tekliflerine o anda hemen 'Ne demek tabii biz de varız' denilebilirdi. Dünyanın devleri bir arada. Ama biz hemen bu işe 'evet' diyemezdik. Çünkü bizim 49 canımız var. 'Bizim için bunlar hallolmadan biz adım atmayız, atamayız' dedik ve personelimizin can güvenliğini, onların özgürlüğünü düşünerek yol haritamızı buna göre belirledik."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Köşk'teki Küçük Resepsiyon Salonu'nda ailelere hitaben yaptığı ve televizyonlardan canlı yayınlanan konuşmasında, Musul Başkonsolosluğu personelinin alıkonulmasını isabetli bir yaklaşımla kamuoyu gündeminden uzak tutma çabası içinde olduklarını, bu son derece hassas ve nazik, istismara açık olan konuyu koruma altına aldıklarını belirterek, şöyle konuştu:

"İstismarına da tek fırsat vermedik. Üzülerek ifade etmeliyim ki içeride ve dışarıda, maalesef bazı siyasetçiler ve bazı medya kuruluşları bilerek veya durumun nezaketini bilmeden oldukça sorumsuz tavırlar sergilediler. Bu oyuna da gelebilirdik ama gelmedik. Biz personelimizin can güvenliğini düşünüp, sükutu tercih ederken, konuşmak yerine iş yapmanın mücadelesini verirken durumun hassasiyetinden maalesef rant sağlama gayreti içinde olanlar da bu arada oldu. Onlar söyledikleri sözlerin, attıkları manşetlerin, yaptıkları yorumların personelimizin canına mal olabileceğini düşünmezken, biz sabırlı davrandık, sabırlı davranmak durumundaydık."

Tedbirli ve temkinli tavırlarının neticesini aldıklarını belirten Erdoğan, "Açıkçası tarihe mal olacak bir imtihan sürecinden geçtik ve bu imtihan başarılı bir şekilde neticelendi" değerlendirmesini yaptı. 

Tüm personelin sağ salim evlerine, yakınlarına, annelerine, babalarına, eşlerine, yavrularına ulaşmasının kendilerini çok mutlu ettiğini dile getiren Erdoğan, "O duygulu anlarınızı ekranlarda izledik ve biz de duygulandık. Milletçe duygulandık. Ülkemizin dün, bugün hakikaten gündeminde olan, çok önemli bir bu buluşma oldu" ifadelerini kullandı.

"Yeni Türkiye bu"

Türkiye'nin artık eski Türkiye olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Türkiye, yeni Türkiye vurgusunu yaparken işte esasında biz bunu kast ediyoruz. Yeni Türkiye bu. Büyük bir devlet olarak birtakım risklerle karşılaşmamız, birtakım imtihanlara maruz kalmamız son derece doğaldır. Bakın şu anda 1 milyon 300 bin Suriyeli ve Iraklıyı eğer topraklarımızda biz ensar anlayışıyla misafir ediyorsak, bu, bu milletin büyüklüğünün ifadesidir. Bazıları bunu kavrayamayabilir. Bunun bize getirdiği bazı sıkıntılar yok mu, var. Bunların da farkındayız ancak hiç unutmayın ki bombaların altında onları bırakmak çok büyük zulüm olurdu."

"Onu orada nasıl bombaların altında bırakırsınız"

Türkiye'nin büyüklüğüne yakışanın biraz sıkıntı çekilse de o insanlara ev sahipliği yapmak olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hele hele dün televizyonda engelli bir yaşlı teyzenin sürünerek bizim topraklara geçişini gördüm. İzleyenleriniz herhalde o hali gördünüz. Onu siz orada nasıl bombaların altında bırakırsınız? O ufacık yavruların... Annenin, bir tanesi sırtında, bir tanesi kucağında. O sınırdan kim bilir kaç kilometre yürüdüler? Çıkışları geçişleri seyredilebilir mi, izlenilebilir mi? Bunlara karşı ecdadımızdan aldığımız o ahlak anlayışımızı, o medeniyet anlayışımızı bugün de yaşamak, gelecekte de yaşamak yaşatmak zorundayız. Şu anda yaptığımız da budur. Ayrımcılığımız var mı? Yok. Arabı da geliyor, Kürdü de geliyor, Ezidisi de geliyor. Ne mezhep ayrımı, ne etnik unsur ayrımı... Hepsini biz şu anda bağrımıza bastık, kucaklıyoruz."

"Biz bardağın dolu tarafına bakacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in anlattığı bir anektodu paylaştı. İstanbul'da Suriyeli 13-14 yaşında bir kız çocuğunun trafikte bir kadın sürücünün kullandığı aracın altında kaldığını ve yoğun bakıma alındığını anlatan Erdoğan, polislerin tutanak için görüşmesi sırasında çocuğun babasının şikayetçi olmadığını belirttiğini kaydetti. Erdoğan, şikayet etmeme gerekçesinin sorulması üzerine babanın, "Bana Erdoğan kucak açtı, bu millet, Türk milleti kucak açtı. Bizi bu vatana kabul ettiler, biz ölümden kurtularak buraya geldik. Benim çocuğumun yaralı olmasını bırakın, ölse dahi ben davacı değilim" dediğini aktardı. 

Savaş bölgelerinden kaçanlar arasında bu tür insanlar olduğu gibi farklı durumda olanlar da bulunduğuna işaret eden Erdoğan, "Biz bardağın dolu tarafına bakacağız. Her toplumun tabii ki kötüsü de var, iyisi de var. Ama biz bütün geleceğimizi bu iyilikler üzerine inşa edeceğiz. Çünkü biz herşeyden önce insani, vicdani vazifemizi, İslami vazifemizi de böylece yerine getirmiş olacağız" diye konuştu.

"Türkiye tüm bunları diz çökmeden yerine getirdi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin kriz bölgelerinden vatandaşlarını ve hatta başka ülke vatandaşlarını anında tahliye edebilen bir ülke olduğuna dikkati çekerek, Libya'da bunu en açık şekilde gösterdiğini, yüzlerce, binlerce hem Türkiye Cumhuriyeti hem de başka ülke vatandaşlarını tahliye ettiğini, bu yaparken de kimsenin ırkına, inancına, mezhebine bakmaksızın bu adımları attığını kaydetti. Erdoğan, "Üstelik Türkiye bütün bunları hamdolsun diz çökmeden yerine getirdi" dedi.

Musul Başkonsolosluğu personeli ve ailelerine geçmiş olsun dileklerini ileten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle Başkonsolosumuz Öztürk kardeşimizin bu süre içerisindeki tavrını, buradaki gerek MİT, gerek Dışişleri teşkilatımızla kurdukları diyaloglardaki vakur duruşlarını ve bu noktadaki istihbari anlayışları iyi yönetmeleri sebebiyle takdirle yad ediyorum. İşin ilk safhalarında çok daha farklı bir iletişim vardı ama daha sonra tabii bazı imkanlar elden gitti. Ama 8 ayrı noktada bu gidiş gelişlerde büyük eza cefalar oldu. Gerek hanım kardeşlerim gerek oradaki yavrularımız, onlar bu işin çok daha büyük çilesini, acısını çektiler. Ben kendilerini özellikle tebrik ediyorum."

Dışişleri Bakanlığı teşkilatına, MİT'e, Türk Silahlı Kuvvetlerine teşekkür eden Recep Tayyip Erdoğan, "Tüm ailelere gösterdikleri bu vakur, sabırlı duruşları sebebiyle şahsım ve milletim adına şükranlarımı bildiriyorum. Çok ayrı kaldınız. Diyorum ki bu ara, şöyle bir ay bir izin, inşallah yapalım. Yasal olarak bir ay izinli sayalım. Bir ay izin kullanmak suretiyle sizler ailece bir arada olun. Bu üç ay ayrılık bir ay izinle gitmez ama yine de hayat devam ediyor. Bu bir fırsattır, bir ay bir aydır" değerlendirmesinde bulundu. 

Notlar

Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz, konsolosluk personeli ve ailesi kabulden yaklaşık yarım saat önce Çankaya Köşkü'ne geldiler. Ailelerin bir kısmı İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın da bulunduğu konvoydaki iki otobüsle Cumhurbaşkanlığı'na giriş yaptı. Köşk'e otomobillerle gelen bazı aileler de protokol girişinde Cumhurbaşkanlığı personelince karşılandı. 

Erdoğan'ın konuşmasının televizyonlardan canlı yayınladığı basına kapalı kabul, yaklaşık 45 dakika sürdü. 

Kabulde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru ve bazı bürokratlar da yer aldı. 

HABERE YORUM KAT