Çözüm Sürecini Yeniden Düşünmek

12.02.2016 15:51

MUSTAFA SİEL

Bağımsız Kürt Devleti Hayalinin Gömüldüğü Bodrumlar

7 Haziran’dan sonra PKK’nın artık dayanılmaz hale gelen kaşımaları nedeniyle başlayan savaşta, ne zaman ki devlet ciddi başarı kazandı ve PKK köşeye sıkıştı, birden bire birilerine bir şeyler oldu.

Düne kadar mangalda kül bırakmayanlar, özerklik kesmeyip bağımsız devlet ilanından dem vurmaya başlayan Kürtçüler ile; PKK’ya devletle barışma, silahı bırakma, çözüm süreci yapma diyen Ulusolcular; bu gün hadi çözüm sürecine geri dönelim, kıymayın bu delikanlılara demeye, salya sümük ağlamaya başladılar. Nitekim Cizre’de bodrumlara sığınan PKK’lı gruplar için kamera önünde ağlamaktan dahi kaçınmadılar ama nafile.

Çekirgeyi 3. Kez Sıçratan Kaybeder

Yalancı çobanın hikâyesini daha önce birkaç kez hatırlatmıştım. Sonuçta insanları bir kandırırsınız, iki kandırırsınız, üçüncüde doğru söyleseniz bile kimse size inanmaz.

Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüsünde ayaklarını koparırlar ki, bir daha sıçrayamasın. Eğer kopartmazlarsa, çekirge hep çekirgeliğini yapar, tarlanızdaki ekininizi yer bitirir.

İki İleri Bir Geri Taktiğiyle Nereden Nereye

Doğrusu PKK zihniyeti kurulduğu günden beri iki ileri bir geri taktiğini iyi kullanıyor ve bu günlere bu taktikle iyi geldi, öyle ki son seçimlerde % 13 oy alabildi bu taktiğin bir meyvesi olarak.

AK Parti PKK zihniyetine güvenmese de, çözüm süreci ile gerçek niyetini denedi ve tahmin edildiği gibi iyi niyetli olmadığı, çözüme değil Güneydoğuyu Türkiye’den çözmeye ve (ileride kendi hegemonyası ile kuracağı bağımsız bir Kürt devletinin temellerini atmak için) bölgede hegemonya kurmaya yönelik niyeti bir kez daha net olarak ortaya çıktı.

Kendi Kendini Kandırmanın Anlamı Yok

Bu saatten sonra tekrar PKK zihniyetiyle (PKK’sı, YDHG’si, HDP’si, YDP’si ve bilmem hangi bilimum nesi) ile zinhar en ufak bir diyalog, işbirliği, çözüm arayışı, bile bile lades anlamına gelecektir.

Artık Kürt sorunu ile ilgili Çözüm Süreci, PKK zihniyetiyle topyekün mücadele, PKK’dan bağımsız tüm Kürtlerle ise topyekün müzakere şeklinde yürütülmelidir. Kürtlerle yapılacak müzakere sürecinde değil Kandil, PKK zihniyetine sahip olan hiç kimse ve yapı (HDP ve Abdullah ÖCALAN dahil) muhatap alınmamalıdır.

Zira tüm bu unsurlar uzun bir süredir iyi polis kötü polis oynayarak mücadelelerine zemin hazırlıyor, bir kesimin tıkandığı yerde diğer bir kesimi ön açıyor ve bu taktikle değil denizde, karada bile gemilerini yüzdürüyorlar.

PKK’sız Çözüm Olmazmış!

Bazıları art niyetli, bazıları ise samimi olarak PKK, Kandil ve ÖCALAN’sız çözümün olmayacağını iddia ediyorlar. Oysa teorik bazda bu unsurlarla nasıl bir çözüm olacağı şimdiye değin ortaya konamadığı gibi, pratikte de bu güne kadar yaşananlar ve özellikle son çözüm süreci denemesi, böyle bir çözümün asla mümkün olmadığını net olarak ortaya koymuş durumda.

Bazılarının iddia ettiği gibi PKK’sız çözüm olmaması bir yana, aslında PKK’lı bir çözüm asla mümkün olmayıp, ancak PKK’nın silahlı ve silahsız vesayeti ortadan kaldırıldığı takdirde çözüm mümkün olabilir.

PKK Ve Destekçilerinde Zerre Kadar Samimiyet Ve Dürüstlük Yoktur!

Art niyetli olarak PKK’sız çözüm olmayacağı propagandası yapanlara diyeceğimiz bir şey yok. Lakin samimi olarak hala PKK’nın iflah olacağını, makulleşeceğini, samimi olarak Çözüm sürecine döneceğini düşünen varsa, daha düne kadar PKK sempatizanı olan sanatçı Çiyager lakaplı Mehmet KARAKUŞ’la Star gazetesinden Kemal GÜMÜŞ’ün yaptığı mülakatı okumalı, hemen arkasından bu şahsa yapılan saldırı üzerinde düşünmelidir.

Gerek PKK zihniyeti ve gerekse Türk Solundan bu zihniyeti destekleyenlerin Kürt Sorununa adil çözüm gibi bir amaçları olmayıp, PKK zihniyetinin tek amacı (şimdi olmasa bile ileride, PKK egemenliğinde tüm Kürdistan’da kurulacak bir Kürt devletine gidecek süreçte bir kalkış zemini olması açısından) Güneydoğuda bölgesel bir hegemonya; Türk Solunun tek amacı ise, Erdoğan siyaseti ile gün geçtikçe artan Türkiye siyasetindeki İslamcı ve Ümmetçi politikaların önünü kesmek ve mümkünse yıkmak ve bundan istifade ile tekrar Jakoben Kemalist ulusolcu rejimi canlandırmaktır.

Kürt Sorununun Artık Çözümü Mümkündür

Her ne kadar 100 yıldır kendisine içirilen Türk ulusçuluğu zehirinden tamamen arınmamış ise de, bu zehrin (gün geçtikçe azalan) etkisine rağmen, artık Türk diye tanımlanan halk kesimlerinin çözüme, en azından soğuk bakmadıkları aşikârdır.

Son seçimlerde HDPKK’ya % 80’ler civarında oy veren bölge Kürtlerinin, son olaylarda PKK’ya destek vermemesi de, çözüm arzusunda olduklarını işaret eder gibidir. Mevcut konjonktür, kendilerini Kürt olarak tanımlayan bölge halkının arzuladığı ve kendilerini Türk olarak tanımlayan geniş halk kesiminin süreç içinde kabulleneceği bir çözümün mümkün olduğunu göstermektedir.

PKK Vesayeti Oldukça Çözüm Mümkün Değildir

Artık asla bir çözümde yana olmadığı aşikar hale gelen PKK zihniyetinin istisnasız tüm unsurlarıyla devreden çıkartılması, çözüm isteyen tüm kesimlerle müzakere edilmesi gerektiği açıktır. Kısa vadeli hesaplarla eğer PKK zihniyeti sürece tekrar ortak edilirse, bu mümkün olan sürecin zehirlenmesi ve kangren olmasına sebep olacaktır.

Yeniden başlatılacak bir Çözüm sürecinde önce vesayet özlemi olmayan ve samimi olarak çözüm arayışında bulunan tüm Kürt yapıları ve halk temsilcileri ile müzakere eylem planı hazırlanıp bu çerçevede yürütülmelidir.

Çözüm Sürecinin Yeni Yol Haritası

Bu süreç tüm yönleriyle, kendini Türk olarak tanımlayan halk kesimlerine samimi ve şeffaf olarak izah edilmeli, artık gizli kapaklı süreçler yürütülmemelidir,  zira bu kesim makul bir süreci hazmedecek bir olgunluğa gelmiş görünmektedir.

Çözümün gerçekleşebilmesi için, kendini Türk olarak tanımlayan halk kesimleri kendini Kürt olarak tanımlayan halk kesimlerine verilecek insani hakları bir lütuf olarak görmeme, tabi bir hak olarak görme olgunluğuna erişmelidir. Kendini  Kürt olarak tanımlayan halk kesimleri de, mevcut kazanımların PKK sayesinde olduğu anlayışından ve PKK zihniyetine maddi ve manevi destekten vaz geçmelidirler.

Hukuk Çerçevesinde Yapılması Gereken Her Şey Yapılmalı

Operasyonlar hukuk çerçevesi içinde PKK vesayeti ortadan kalkıncaya kadar aralıksız devam etmelidir. Sadece Cizre ve Surdaki silahlı yapıların tasfiyesi yetmez. PKK vesayetinin Türkiye içinde ve dışında, silahlı ve silahsız tüm odakları meşru ve hukuki yollarla tasfiye edilinceye kadar mücadele kesintisiz ve mümkün olan en yüksek dozda devam etmelidir.

Belediyeler gibi PKK’nın en önemli vesayet araçları konumunda olan kamu kaynaklarının, örgütün güdümünden çıkarılması ve bu vesayete hizmet eden devlet görevlilerinin önünün kesilmesi yine hukuki yollarla sağlanmalıdır.

Yeni Süreçte Asla Yapılmaması Gerekenler

Operasyonlara katılan ve bölgede çeşitli kurumlarda hizmet veren tüm devlet güçleri ile kurumlar asla Türkçülük yada Kürt düşmanlığı yapmamalı, mümkün olan en kısa sürede bölgede ümmetçi anlayışa sahip güvenlik güçleri ve kamu görevlilerinin görev alması sağlanmalıdır

Ne HDP ile, ne PKK ile, Ne PYD ile, ne Abdullah ÖCALAN’la hiçbir müzakere yapılmamalı, muhatap alınmamalıdırlar. Aksi halde PKK zihniyeti klasik iki adım ileri bir adım geri anlayışı ile yine kazanacak, üstelik bu durumda AK Parti seçmeninin AK Partiye verdiği kredi sıfıra yaklaşacak, bu durum AK Partinin çökmesi, güneydoğunun bölünmesi ve bu süreçte yüzbinleri yutacak bir iç savaşa sebep olabilecektir.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim