1. YAZARLAR

  2. Hatem Ete

  3. Çözüm sürecini etkileyen faktörler
Hatem Ete

Hatem Ete

Yazarın Tüm Yazıları >

Çözüm sürecini etkileyen faktörler

A+A-

Çözüm sürecinin üzerinden iki yıl geçti. İki yıl boyunca, Türkiye’de ve bölgede, eşine az rastlanır bir siyasal hareketlilik yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Güç dengeleri, ittifak haritaları gün be gün değişiyor.

Önümüzde duran soru şu: çözüm süreci bütün bu hareketlilikten ne kadar etkilendi, ne kadar etkilenecek?

Çözüm süreci üzerinde etkide bulunma potansiyeli yüksek gelişmeleri; içeride Gezi eylemleri, 17-25 Aralık operasyonları ve 2014 yılında gerçekleşen iki seçim, dışarıda ise PYD’nin Suriye’de ilan ettiği kantonlar kurması ile IŞİD’in Suriye ve Irak’taki genişlemesi ve Kürt coğrafyasına yönelmesi şeklinde sıralayabiliriz.

Bu gelişmeler, çözüm sürecini yürüten siyasi aktörlerin iktidar-güç denklemini ve gelecek tasavvurlarını etkilemesi dolayısıyla çözüm sürecine etkide bulunması beklenebilecek gelişmeler.

Gezi eylemleri ve 17-25 Aralık operasyonları, çözüm sürecini omuzlayan AK Parti iktidarını doğrudan hedef alan gelişmelerdi. Bu iki gelişme de, çözüm sürecinin stratejik bir kararla yürütüldüğünü teyit eden bir işlev gördü. Kürtlerin eylemlerin ve operasyonların bir parçası olmayışları, AK Parti tarafından çözüm süreciyle ilişkilendirildi ve sürece verilen değeri arttırdı.

PKK ve nüfuz ettiği siyasi hareket ise, geri çekilmeleri durdurarak zaman kazanmayı tercih etse de, AK Parti’yi hedef alan bu gelişmelerin bir parçası olmadı ve söylem düzeyinde çözüm sürecine bağlılığını sürdürdü.

Dışarıdaki gelişmelerin, süreci yürüten aktörler üzerindeki etkisi içerideki gelişmelerden daha yüksek oldu. İçerideki provokasyonlara direnç göstermeyi başaran çözüm süreci, Suriye’deki gelişmelere aynı ölçüde direnç gösteremedi. Devlet, çözüm sürecini Suriye’deki gelişmelerden olabildiğince sakınmaya yönelik bir eğilimi benimserken, örgüt ve siyasi bileşenleri, Suriye’deki gelişmeleri çözüm sürecinin merkezine yerleştirmeyi tercih etti. Örgüt, PYD’nin Suriye’deki otorite boşluğundan yararlanarak elde ettiği fiili kazanımları, çözüm sürecinin yaslandığı ana dinamikleri revize etmenin bir fırsatı olarak gördü.

İç ve dış gelişmeler, devletin çözüm sürecindeki kararlılığını tahkim eden bir işlev görürken, örgüt için, çözüm sürecinin omurgasını teşkil eden silahsızlanma ve özerklik talebini silahın gerekçesi kılmama ilkelerinden tereddüt duymaya yol açtı.

AK Parti, 30 Mart ve 10 Ağustos seçimleriyle, maruz kaldığı saldırıları bertaraf ederek siyasal gücünü tekrar tahkim edince, yavaşlayan çözüm sürecini hızlandı

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT