Çözüm Süreci İçin Eleştiri Vakti

30.05.2014 07:33
Çözüm Süreci İçin Eleştiri Vakti
Gözümüzden sakındığımız Çözüm Süreci’nin selameti için, nasıl daha önce hükümete çağrılar yaptıysak, şimdi bu olayların sorumlusu olan PKK’ye seslenmek gerektiğini düşünüyorum.

Çözüm Süreci için eleştiri vakti
Melih ALTONOK

Diyarbakır Belediyesi önünde oturan 40’a yakın anne, günlerdir dağa götürülen çocuk yaştaki evlatlarının geri gönderilmesini istiyor. Tıpkı Cumartesi Anneleri gibi, çocuklarının akıbetinin peşine düşen bu annelerin barış direnişi de tüm kamuoyunun dikkatini çekiyor.

Türkiye bu gelişmeyle bağlantılı olarak, bir süredir bölgede yükseltilmeye çalışılan tansiyonu da konuşuyor. Öldürülen, kaçırılan Hüda-Par yöneticilerinden, yine kaçırılan bir uzman çavuştan, yol kesmelerden… bahsediliyor.

Bu hareketlilikler de doğal olarak Çözüm Süreci’nin akıbetine dair tartışmaları beraberinde getiriyor.

Ben bu gelişmelerin “barış için görmezden gelinmesini” savunanlardan değilim.

Dün Radikal’de, bu süreci dağa götürülen çocuk yaştaki evlatları için eylem yapan anneler üzerinden değerlendiren bir yazarsa “asıl” meselesine şöyle “geliyordu”:

“Şimdi asıl meseleye gelelim. PKK’ye ‘Ayıp oluyor artık, çocuk yaştakileri de alma’ diyene kadar ‘Bu çocuklar neden PKK’nin yamacına çıkıyor’ diye düşünüyor musunuz? PKK temelde yasa dışı bir örgüttür ve ‘Ayıptır, yazıktır, günahtır’ feryatlarımızın adresi asla olamaz. Niye olsun? Bize, hepimize, Diyarbakırlı o çocuklara ve o ailelere karşı sorumluluğu ve hesap verme yükümlülüğü olan merci Türkiye devletidir. Kesin bilgi.”

Kuşkusuz, “Pekeke” deyince soruna duyarlı olacağını sanan bu karakterlerin kişisel piar çalışmaları üzerinden hayat memat meselemizi konuşacak değiliz. Bu gezi trolleri 1,5 yılını dolduran Çözüm Süreci’nin başladığı günlerde “Ay ne Çözüm’ü ortada ne var ki” diyerek maksimalist takılırken, bizler barış gazeteciliği adına umut kırıntılarını besliyor, çatışma nedenlerine değil, uzlaşı zemini büyütmeye çalışıyorduk. Ta 2009’da, Hükümetin “bu çocukların niye dağa çıktığını” sorgulayarak başlattığı 'Açılım Süreci’ni destekleyenleri “AKP’ye yalakalık yapıp Kürtleri satmakla” yaftaladıklarını da unutmadık.

Ancak, Kürt halkının enerjisi üzerinden ajitasyonlarla, asıl hedefleri olan AK Parti fobiyi yaygınlaştırmayı hedefleyen bu zihniyetin deşifre edilmesi şart. Zira Bölgedeki hareketliliği, “Kürtlere yüz verdiler, onlar da tepemize çıktı” şeklindeki ırkçı bir zeminde provoke edenlerle aynı işlevi görüyorlar.

Sözcü daha birkaç gün önce, yukarıda sözlerini alıntıladığım hanımefendinin fikri ekürisi Mehmet Altan’ın cümlelerinden yaptığı derlemeyi manşetine çekerek tartışmaya katılmıştı:

“Doğu’da sabır küpü, batıda sinir küpü!”

Cemaat gazetelerinin bu Çözüm Süreci karşıtı puzzle’ı tamamlamak için yine aynı cepheden Şahin Alpay gibi yazarların “AKP PKK ile pazarlık yapıyor” türünden “eleştirel” cümlelerini de tepe tepe kullandığını biliyoruz işte.

Bu noktada demokratların, yukarıda örneklerini verdiğim gibi “PKK terör örgütü, muhatap devlettir” diyerek topu taca atma lüksleri olamaz. Gözümüzden sakındığımız Çözüm Süreci’nin selameti için, nasıl daha önce hükümete çağrılar yaptıysak, şimdi bu olayların sorumlusu olan PKK’ye seslenmek gerektiğini düşünüyorum.

Türk ve Kürt halkının geleceği Çözüm Süreci’ni, Öcalan’ın tabiriyle “gerillacılık oyunlarına” feda etmeyin. Egemen Kürt siyasal hareketinin yasal temsilcileri de barış için bu kez olsun risk almalılar.

Ama enseyi karartmayın. Diyarbakır Belediyesi önünde nöbet tutan annelerimizin de gösterdiği gibi, Çözüm Süreci artık geri döndürülemeyecek bir aşamada içselleştirildi. Ne var ki çözüme giden yoldaki her gecikme, umudumuza zarar veriyor işte.

Yapmayın! 

TÜRKİYE GAZETESİ

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim