Çözüm için siyasi irade temel şart

25.07.2009 12:16

Ergun Babahan

PKK’nın dağdan indirilip silahsızlandırılması konusunda bir muhatap tartışmasıdır gidiyor.

Abdullah Öcalan ve DTP’nin bu tablodaki yeri tartışılıyor.

Meselenin muhatabı PKK olduğuna göre, dolaylı biçimde de olsa, çözümün de bir parçası olmak zorunda.

Burada asıl önemli olan, bizim bu konuda nasıl bir tavır alacağımız ve şiddeti bu coğrafyadan söküp atmak için gerekli iradeyi gösterip gösteremeyeceğimiz.

Akılda tutulması gereken bir gerçek var, o da bu yolda atılacak adımların sadece ‘şiddet sorunu’nu çözecek olması, yoksa ‘Kürt meselesi’ varlığını sürdürecek ve bu mesele Türkiye’nin gündemindeki var olmaya devam edecek.

Ancak, şiddetin bir unsur olarak ortadan kalkması, bu meselenin halli konusunda büyük bir imkan yaratacak.

Şiddetin siyasetin bir parçası olarak sahneden çekilecek olması, Türkiye’de demokrasinin gelişiminin önündeki engelleri ortadan kaldıracağı gibi, askerin siyasete müdahale imkanını da sınırlandıracak.

Terör bir iç tehdit olarak varlığını sürdürdüğü sürece asker güvenlik gerekçesiyle kendi alanını sivillerin aleyhine genişletme fırsatına sahip oluyor.

Şiddetin ortadan kalkması sivillerin hareket kabiliyetini genişletecek.

Böyle bir ortamda sadece Kürt kökenli yurttaşlarımızın değil, derisinin rengi, etnik kökeni, inancı, cinsel tercihi ne olursa olsun tüm yurrtaşlarımızın hak ve özgürlükler alanı çağdaş dünyayla ayını hale gelebilecek.

Bugün hem Abdullah Öcalan, hem PKK’nın dağ kadrosu, hem bölge adına siyaset yapan her partiden insanlar, şiddet meselesinin sona ermesi, gençlerin dağdan inmesi konusunda ortak irade gösteriyor.

Burada önemli olan Ankara’nın tutumu.

Ankara da elbette çözüm istiyor ama meselenin muhataplarını tatmin edecek bir adım atacak mı, o şüpheli.

Pişmanlık kelimesi bölgede rahatsızlık yaratıyor ve kapsamı dar mesela.

Bunun yerine kapsamlı bir af getirilmesi şart.

Ayrıca Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşulları mutlaka iyileştirilmeli.

Atılacak adımlar konusunda muhalefete önceden bilgi verip anayasa değişikliği konusunda destekleri aranmalı.

Bu yolla anayasada Kürt kökenli yurttaşlarımızı rahatlatacak düzenlemeler yapılmalı.

Önümüzde uzun ve çetrefilli bir yol var, bu yol ancak kararlılık ve siyasi irade ile aşılabilir.

Bu nedenle Başbakan Erdoğan’ın Ağustos ayı başında yapacağını söylediği Kürt açılımı önemli.

Bu paketin içinin dağdaki kadroları silah bırakmaya ikna edecek ölçüde zengin, bölge halkını tatmin edecek kadar güçlü olması gerekir.

Resmi dil Türkçe olabilir ama bölgede ikinci dilin Kürtçe olmasına kendimizi hazırlamalıyız.

Yanı başındaki insanların Kürtçe’yi serbeste konuştuğu bir coğrafyada kendi insanınıza dil konusunda sınırlama koyamazsınız.

Bu adımlar ülkeyi bölücü değil, birleştirici bir işlev görecektir çünkü kimliğini serbestçe geliştiren, dilini konuşan, kültürüne sahip çıkan insanlar, devletlerine daha fazla sahip çıkarlar.

Acı ama gerçek

Türkiye’nin terörle mücadele adı altında hukuk dışına çıktığı, hukuku boşladığı, çiğnediği bir dönem yaşadık.

Yargısız infazlar, işkenceler, köy boşaltmalar hep bu dönemde yaşandı.

Şimdi bu dönemin sorgulanması sürecine tanıklık ediyoruz.

Ancak hukukun ihlali sadece insana yönelik olmuyor.

İnsanlar sadece can güvenlikleri için değil, mal güvenlikleri için de demokrasiyi, hukuk devletini tercih ediyor.

Bugün, mal güvenliği konusunda da ciddi hukuk ihlalleri var.

‘Hortumcular’la mücadele amacıyla yapılan düzenlemeler, kabul etmek gerekir ki, tamamen hukuka aykırı.

Fiilin işlendiği tarihte suç olmayan eylemlerin sonradan yapılan düzenlemelerle suç yapılması, zanlıların hukuki mücadelesinin önüne engeller çıkarılması da ciddi anlamda hukuk ihlali aslında.

Güneydoğu’daki insan hakları ihlallerini tartışırken İstanbul’un göbeğindekileri de görmek gerekir.
 
STAR
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim