1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Çorum Özgür-Der'de "İslami Mücadele Fıkhımızın Seyri" Konuşuldu
Çorum Özgür-Der'de "İslami Mücadele Fıkhımızın Seyri" Konuşuldu

Çorum Özgür-Der'de "İslami Mücadele Fıkhımızın Seyri" Konuşuldu

Özgür-Der Çorum Şubesinin konferanslar dizisinde ele aldığı “İslami Mücadele Fıkhımızın Seyri” başlıklı program, Turgut Özal Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

A+A-

Mustafa Kerim Üngör’ün sunuculuğu ile gerçekleşen program, Ubeydullah Abanazoğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilaveti ve mealini okuması ile başladı. Ardından Haksöz Dergisi’nin 25.Yılı için hazırlanmış olan sinevizyon izlenildi.

Özgür-Der Çorum Şube başkanı Murat İslam, selamlama konuşmasında İslam dünyasındaki gelişmelere ilişkin duyarlı olmamız gerektiğini, 19 Mart’ta gerçekleşecek Suriye devriminin yıl dönümünde dayanışma eylemi düzenleneceğini de hatırlatarak dernek bünyesinde gerçekleştirilen etkinliklerden özet bilgiler aktardı. Özgür-Der’in kendisini sivil toplum kuruluşu olarak tanımlamadığının altını çizen İslam, İslami mücadelenin çocuklardan gençlere, kadınlardan erkeklere toplumun tüm kesimlerini kapsayacak kuşatıcılıkta ve fedakarlıkla dönüşüm sağlayacak bir çaba olabileceğini belirtti.

Haksöz Dergisi, Ekin Yayınları ve Özgür-Der’in kurucularından araştırmacı-yazar Hamza Türkmen, İslami mücadele fıkhının ele alınabilmesi için öncelikle İslami mücadele ve fıkıh kavramlarının ne olduğuna dair tetkiklerle sunumuna başladı.

Müslümanlar İçin Çoraklıktan Mümbit Topraklara

İslami mücadelenin, cihadın en temelde İslami mesaj ile insanlar arasındaki barikatların kaldırılmasına yönelik cehd olduğunu ifade eden Hamza Türkmen, İslam ümmetinin mevcut düşkünlüğünün tarihsel arka planında Kur’an’ı terk etmek olduğunu söyledi. Rad Suresi’nde belirtilen “Bir toplum nefsinde/kendisinde olanı değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez” sünnetullah yasası gereğince, İslam dünyasının küresel güçler tarafından işgal ve sömürü politikalarına maruz kalacak zaafiyete düştüğünün altını çizdi. Emperyalist güçlerin İslam dünyasını ulus sınırlara bölüp hapsettikten sonra uyguladıkları Batıcı politikalara karşı Afrika’dan Hint Kıtasına, İslam dünyasının farklı coğrafyalarında Cemaleddin Afgani-Muhammed Abduh-Reşid Rıza’nın öncülüğünü yaptığı Islah Ekolü’nün diriltici söyleminin makes bulduğunu aktaran Türkmen, Mehmet Akif, Babanzade Ahmed Naim, Elmalılı Hamdi Yazır, İskilipli Atıf Hoca gibi kanaat önderlerinin bu söylemden etkilendiğini, lakin Cumhuriyetin kurucu kadrolarının Anadolu topraklarını çoraklaştıracak politikalarla cahili asabiyeleri ikame ettiklerini belirtti. 60’lı yıllarda başlayan tercüme ve yayın faaliyetleri ile İslami kimliğe dair kirliliklerden arınmaya çalışan Türkiyeli Müslümanların önlerinde İslami mücadeleye dair bir örneklik olmadığını belirten yazar, artık günümüzde bu toprakların İslami çabalar için münbitleştiğini örneklerle ifadelendirdi.

Kelami ve İçtihadi Tartışmalar Akaidleştirildi

Müslümanlar için temel ölçünün Kur’an-ı Kerim ve Muhammedi Sünnet olması gerektiğini kaydeden Türkmen, İslam tarihi boyunca kelami tartışma ve yorumların nasslaştırıldığını ve Maturidi, Eşari, İsna Aşeriye vb ‘akaid’ adlandırmalarıyla kitaplarda yer bulduğunu oysa Hz.Muhammed(sav) in akadinin yalnızca Kur’an olduğunu vurguladı. İslam ümmetinin Kur’an’ın aydınlığı doğrultusunda yeniden dirilebilmesi için bahse konu kelami tartışmaların akaid umdelerinden ayıklanmaları gerektiğini ifade eden konuşmacı, Al-i İmran Suresi 7.ayette yer alan Muhkem-Müteşabih kavramlarında belirtilen Kur’an’ın anasını ve çoğunluğunu oluşturan Muhkem ayetlerin, her türlü yorumun üstünde tutulması gereken yegane ölçü olduğunu, Müteşabih ayetlere dair yorumların asla Muhkem ayetlerle çelişmemesi gerektiğinin altını çizdi.

İslami öbeklerde yapılan kimi çalışmalarda yorumların halen nasslaştırılmaya devam edildiğini belirten Türkmen, Müzemmil suresinde Allah Rasulü ile birlikte ashabının tertil üzere Kur’an okuduklarını dile getirdi. Müslümanların mevcut vakıa ile Rabbimizin ilettiği ayetler arasındaki irtibatı, ancak tertil üzere Kur’an çabaları ile gerçekleştirebileceklerini vurgulayarak, sabit ve değişken ölçülerinin sünnetullaha uygun bir mücadeleyi ve fıkhını üretebileceğini Hz.Peygamber’in sistem içi araçları kullanmasını örnekleyerek dile getirdi. Dar’ul Harb mantığının ve Rabbani-Nebevi metod kullanımlarının yanlışlığına değinerek metodun içtihadi olduğunu ifade eden yazar, şura temelli mücadelenin asıl olduğunu ancak şura-istişare üzerine kaleme alınmış yeterli çabaların bile olmadığını dile getirdi. Şahit ve şehitlik kavramlarının temelde ibadi tanıklık olduğunu, yaşarken şehit olmayanların öldüklerinde şehit olamayacaklarını, bu anlamıyla tüm Rasullerin şehit olduklarını belirtti.

İktidar mı, Toplumsal Değişim Öncelikli Mücadeleyi mi Hedeflemeliyiz?

Cahiliye kavramını değerlendiren konuşmacı, günümüz Müslümanlarının İslami mücadele açısından hem Mekke hem de Medine dönemini yaşayabildiklerini, İhvan, Hamas, Suriye direnişi gibi güncel örneklerle Sünnetullah’a uygun çabaları değerlendirdi. Merhaleyi gözetmeyen, iktidarı önceleyen aceleci ve Hududullah’ı çiğneyen oluşumların İslami mücadele olarak tanımlanamayacağını belirterek Işid’in, onurlu Suriye direnişinin yüzlerce yiğit evladını kelami tartışmalara hapsolarak katlettiğini dile getirdi.

Devrim(revolution) kavramının Müslümanlara ait olmadığını belirten Türkmen, devrimin iktidarı önceleyen yapısına değinerek Müslümanlar arasında devrim ve partileşme(Kemalist anayasanın tanımladığı ve çerçevelediği parti) yoluyla topluma tepeden yayılan bir dönüşümü hedeflediklerini oysa rahmetli Seyyid Kutub’un da dile getirdiği üzere Kur’an neslinin oluşumunu hedefleyen alttan bir dalgayla dönüşümün öncelenmesi gerektiğini kaydetti.

İktidarı öncelleyen İran Devriminin, 30 yıllık süre içerisinde toplumsal değişimi İslami doğrultuda gerçekleştiremediğini örneklendirerek, gelinen noktada İran’ın Batı ve Doğu bloku emperyalist güçlerle Müslümanların kanlarını akıttıklarını söyledi.

İslamcıları İktidara Taşıyabilecek Seçim İmkanları, BOP’u Sona Erdirdi

Toplumun gereğince vahiyle uyarılmadan Allah’ın razı olacağı bir dönüşümün yakalanamayacağını belirten yazar, BOP projesinin 2006 yılındaki Filistin seçimlerinde iflas ettiğini, küresel egemenlerin İslam coğrafyasında özgür seçimlerin gerçekleşmesi halinde İslamcıların iktidara geleceklerini gördüklerini bundan dolayı da Ortadoğu devrimlerine de karşı durarak yeniden diktatoryal yönetimleri desteklediklerinin altını çizdi.

Kureyş Suresinde vurgulanan toplumun ekonomik refahının ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasının toplumsal dönüşümde önemli rol oynadığını belirten Türkmen, Ak Parti’nin katkılarının somut örneklerini de sunarak, asıl olanın imkanları değerlendirip, İslami mücadeleyi yükseltecek İbrahimlere ihtiyaç olduğunu ifade ederek sunumunu tamamladı.  

img_4688-001.jpg

img_4700.jpg

img_4701.jpgimg_4702.jpg

img_4704.jpg

img_4705.jpg

img_4706.jpg

 

HABERE YORUM KAT