Çöpten Çıkan Eşyalarla Suriyeli Muhacirlere Evler Kuruyor!

14.10.2016 21:26
Çöpten Çıkan Eşyalarla Suriyeli Muhacirlere Evler Kuruyor!
Çöpten çıkan eşyalarla Suriyeli ailelere evler kuran Tolga Dalel ile neyin çöp olup olmadığıyla ilgili çarpıcı bir röportaj...

Röportaj: Zehra Yaren / Nihayet.com

Tolga Dalel, 1975 İstanbul doğumlu. İlkokuldan sonra babasının yanında mobilya atölyesinde çalışmaya başlar. İsmailağa’da medrese eğitimi ve Mektubatçı Bayram Hoca’dan Arapça dersleri alır. Arapça öğrenmek için 2005 yılında Şam’a gider. Hocasının tavsiyesi üzerine İbn-i Teymiyye, İbn-i Kayyım el-Cevziyye’nin mezarlarını ziyaret etmek ister. Arar, ama İbn-i Teymiyye’nin kabrini bulamaz. Öğrendiği bilgi çarpıcıdır: O kabri ziyaret yasaktır ve o alan çöplük olarak kullanılmaktadır. Hayatındaki çöp bahsi böyle başlar… Suriye’ye gidişinin üçüncü yılında Şamlı bir Arap olan Merve Hanım’la evlenir. İki erkek evladı olur. Savaş çıktıktan sonra, yani on yıl Şam’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönerler. İstanbul’da Kâğıthane Belediyesi’nin temizlik işlerinde, çöp bölümünde çalışmaya başlar.

Çöpten çıkan eşyalarla Suriyeli ailelere evler kuran Tolga Dalel ile neyin çöp olduğu, neyin çöp olmadığı üzerine çarpıcı bir söyleşi yaptık.

Bir insan çok rahatlıkla söyleyemez çöp işi yaptığını. Siz park ve bahçeleri bırakıp çöp işine başladınız. Çöp işi ile ilk karşılaşmanız nasıldı? Bu işi neden yapıyorum gibi bir hisse kapıldınız mı?
Park ve bahçelerde çalışmayı, parkları süpürüp sonra kitap okumaya vakit bulurum diye istemiştim. Bir taraftan da Arapça derslerine devam ediyordum, öğrencilerim vardı. Bir öğrencim temizlik işleri müdürünü tanıyormuş. Beni oraya aldırdı. Orada vardiyalı olarak çalışmaya başladım.

Daha mı iyi temizlik işlerinde çalışmak?
Amirlerimiz, müdürlerimiz iyi insanlar. Mesela Suriyeliler geliyor, yardım talep ediyorlar, evlerine gidiyoruz hiç eşyaları yok. Belediyenin araçlarını seferber ediyor müdürümüz. Ben ne zaman yardım talep ettiysem hiç geri çevirmediler. Mesela çöpten yatak çıkıyor, çekyat çıkıyor. Bu, Suriyeliler için ihtiyacı karşılamak bir yana lüks bir şey.

Böyle eşyaların çöpe atılıp parçalanmadan kullanılabilmesi için ne yapmamız gerekiyor?
Çöpçü arkadaşlar bana haber veriyorlar, mesela koltuk var diye. Ben daha arabadan indirilip, parçalanmadan onu ihtiyaç sahipleri için ayırıyorum ve sonrasında yerine ulaştırıyoruz. Tabii, böyle bir müdahale olmasa o eşya parçalanacak.

Neler çıkıyor çöpten, şaşırtıyor mu sizi çıkanlar?
Buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, kütüphane… Çok çeşitli eşya çıkıyor çöpten.

Peki neden bunlar çöpe gitmeden yerine ulaştırılamıyor? Pek çok dernek var Suriyelilere yardım eden. Onlar neden böyle bir organizasyon yapmıyorlar? Ya da eşyasını değiştirmek isteyen neden bunu bir derneğe bağışlamıyor; telefon edip benim şöyle bir eşyam var, demiyor da çöpe atıyor?
Bilemiyorum sebebini. İnsanlar moda değişince eşyalarını değiştiriyorlar. Bizim dışarıya, çöpe konduktan sonra haberimiz oluyor.

Ve hepsinden haberiniz olmuyor. Mesela büyükşehir belediyesinin birimlerine telefon edip, “Ben yarın ya da iki gün sonra buzdolabımı, çamaşır makinemi dışarı koyacağım” diye haber vereceğimiz bir birim olsa nasıl olur?
Aslında böyle bir şey olsa çok güzel olur. Malzemeler atılmaz, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilir. Mesela benim kaldığım dönemde Suriye, Türkiye’nin 30-40 sene gerisindeydi. Bizim için çöp olan şeyler, onlar için çok lüks olabiliyor. Hele savaş şartlarında…

Sizi çöpte görüp de en çok şaşırtan eşya nedir, diye sorsam ne gelir aklınıza?
Mesela bir keresinde bir torba altın çıkmıştı. Toplanan çöpü önce garaja döküyor, sonra tahliye ediyorduk. Bir kişi geldi. “Ben altınlarımı kaybettim, siyah bir torbanın içerisindeydi, çocuklar çöpe atmışlar” dedi. Arkadaşlar aradılar, buldular ve sahibine verdiler.
Çok helalmiş demek ki… Başka neler var böyle, altın haricinde?
Her gün altın çıkmıyor ama insanların çöpe attığı birçok malzeme bir başkası için çok değerli olabiliyor.

Diyelim ki size haber vermediler ya da geç haber verdiler ve bir çekyat çöpe yüklendi. Oradan kurtarabiliyor musunuz?
Ondan sonra yapabileceğimiz bir şey yok. İnerken zaten kırılıyor. Arabadan inmeden müdahale edilmesi gerekiyor. Arkadaşlar duyarlı olduğu ve benim ilgilendiğimi bildikleri için hemen haber veriyorlar. Kâğıthane Belediyesi Temizlik İşleri’ndeki 550 personelden geliyor bu haberler.

Peki Kâğıthane’de böyle bir şeyden bahsedebiliyorsak, diğer ilçeler ve Türkiye geneli için neden böyle bir şeyden bahsedemiyoruz; bu iş, gönüllülük işi mi?
Tabii ki gönüllülük ve duyarlılık meselesi. Peygamberimiz (sav), “Kendin için istediğini, mümin kardeşin için de istemedikçe tam olarak iman etmiş olamazsın” diyor. Aslında devlet resmî kimliği olan Suriyelilere çeşitli kanallarla yardım ediyor. Ama yakınları şehit olmuş, kimliğini alamadan kaçak yollarla gelenler var. Resmî olarak hiçbir şey talep edemiyor bu insanlar. Benim hedefim bu insanlara ulaşmak. Benim ilgilendiğim böyle 25 aile var şimdilik. Benim ancak buna gücüm yetiyor. Eğer aileden biri iş sahibi olursa o aileye yardım etmeyi kesip, yeni gelen ailelere veriyoruz.

Eşya meselesini çöpten hallediyoruz, demiştiniz…
Evet. Çekyat, halı, vitrin, yatak… Bunlar çoğu zaman sağlam oluyor. Vermeden önce temizliyoruz tabii. Buzdolabı, çamaşır makinesi çıktığı zaman seviniyorum. Çağlayan’da bir yere gittik geçenlerde. Altı ay olmuş İstanbul’a geleli, yirmi nüfus bir arada yaşıyorlar ve evde sadece bir kişi çalışıyor. Evlerinde bir halı bile yoktu. Hemen buzdolabı, çamaşır makinesi; biraz da nakit para yardımı götürdük.

Sizin telefon numaranızı koyabilir miyiz röportajın sonunda? İnsanlar haberdar olsunlar.
Çok iyi olur, tabii ki… Çöpe gitmeden müdahale etmiş oluruz. Kâğıthane dışında bir bölgedeyse nakliye gönderip aldırabiliriz. Belediye araçlarını Kâğıthane dışına gönderemiyoruz çünkü.

Sadece ev eşyasıyla mı ilgilisiniz? Çöpe atılan kılık kıyafetlerle de ilgileniyor musunuz?
Sadece eşya değil, kılık kıyafet de atılıyor çöpe. Pantolon, kazak, ceket, kadın elbiseleri olabiliyor. Çok sayıda eşya çıkıyor.

Maltepe’de kullanılmayan elbise ve ayakkabıların atılabileceği bir kutu koymuşlar ama yönergeleri yetersiz. Eşyayı kutunun neresine atacağınızı anlayamıyorsunuz.
Bilemiyorum, bizde henüz öyle bir şey yok. Belediyedeki arkadaşlar bazen benim evime getiriyorlar o tür eşyaları, ben doğrudan evden dağıtım yapıyorum. Bir de Suriye’den gelen her insan ihtiyaç sahibi değil. Gerçekten ihtiyacı olup da isteyemeyenler var. Ben daha ziyade onlarla ilgilenmeye çalışıyorum. Bir gün hiç unutmuyorum, ben belediyenin önündeyim, çöp garajının orada. Bir aile içeri doğru bakıyor.
Çöp garajı nasıl bir yer?
Çöp garajı dediğim çöp arabalarının akşamleyin geldiği, çöplerin ve kâğıtların toplandığı yer. Çöpler oraya boşaltılıyor, sonra tekrar yüklenip götürülüyor. Baktım, uzun uzun içeri bakıyorlar. Ellili yaşlarda. Ben o sıralar güvenlik sorumlusu olarak çalışıyorum. “Yatak var mı?” diye sordu. Evde yatacak yatağının olmadığını söylemedi, “Yatak var mı?” diye sordu. Müdüriyeti aradım sordum, bir tane yatak bulduk, verdik. O kadar sevindi ki anlatamam. Sonra adresini aldım, evine gittim, gerçekten evinde hiç eşyası yoktu. Daha sonra buzdolabı ve çamaşır makinesi de ayarladık. Tesadüfen çöpe gelmiş ve eşya arıyor…

Siz uzun bir süre Suriye’de yaşadınız. Orada çöpe dair gözlemleriniz nasıldı?
Ben kullanılan bir şeyin hiç çöpe atıldığını görmedim. Bizim okuduğumuz okul olan Fethü’l-İslam’ın yanı çöplüktü mesela. Okula girdiğimizde burnumuzu tıkardık. Ama eşya atılmaz çöpe. Hiçbir şekilde atılmaz. Eski, kullanılmayan şeyler bile ikinci el eşya satan kişilere verilir. Bir sandalye mesela kırıldığında tamir edilir, tekrar kırılırsa yeniden tamir edilir, hiç kullanılamaz hâle geldiğinde atılır. Türkiye’de bazı şeyler hiç tamire gitmiyor. Hemen çöpe atılıyor. Eşimin çocukken kullanmış olduğu kanepeyi, biz evlendikten sonra da kullanmaya devam ettik mesela.

Bu kıssadan çıkaracağımız hisse: Lüks israftır. Ama Suriye’ye dair kafamızı karıştıran haberler de oluyor. Geçenlerde Hürriyet gazetesi Lazkiye’de kadınlar ve erkeklerin plaj görüntülerini vermişti. Hayat orada nasıl devam ediyor? Sadece Halep mi bombalanıyor?
Bir tarafta hayatlarından koparılmış, burada çöpten çıkardığımız eşyalara ihtiyacı olan Suriyeliler var, diğer tarafta Şam’da lüks içinde yaşayanlar var herhâlde…

 

Not: Tolga Dalel iletişim: 0534 833 09 40

 

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim