1. YAZARLAR

  2. Yasemin Çongar

  3. Çok failli cinayet
Yasemin Çongar

Yasemin Çongar

Yazarın Tüm Yazıları >

Çok failli cinayet

A+A-

Kurtuluş Tayiz, 2 ekimde bizim gazetede çok önemli bir yazı yazdı... Bölgenin nabzını iyi tutan bir gazeteci olarak, 14 yaşındaki Ceylan’ın öldürülmesi ardından devletin izlediği tavrı eleştirdi; bu tavrın Kürt diyarında nasıl algılandığını ve nelere yol açabileceğini anlattı:

“Ceylan küçük ama ölümünün bölgede yarattığı etki büyük. Ceylan’ın öldürülmesinden daha çok bu ölüme karşı gösterilen kayıtsızlık bölgede tepki uyandırıyor, halkı öfkelendiriyor. Devletle Kürtler arasındaki mesafe gittikçe açılıyor, tamiri imkânsız bir uçuruma dönüşüyor. Sakın küçümsemeyin; 12 yaşındaki Uğur Kaymaz 2004’te Mardin Kızıltepe’deki evlerinin önünde babasıyla birlikte öldürüldüğünde Güneydoğu’da 1999’dan sonra beş yıl boyunca susan silahlar tekrar konuşmaya başlamıştı. Kaymaz cinayeti, 2004’ten sonra örgütün yeniden başlattığı savaşın en ‘ikna edici’ argümanlarından biriydi.”


Kurtuluş’un bu satırları yazmasının üzerinden altı, Ceylan’ın öldürülmesinin üzerinden tam on gün geçti. Ve bu süre zarfında devlet, kayıtsız tutumunu değiştirmedi.

On gündür, Ankara’yı temsilen hiçbir yetkili Ceylan’ın acılı ailesini aramadı; başsağlığı dilemedi; “merak etmeyin kızınızı kimin öldürdüğünü bulacağız” demedi. İlk günlerde derin bir sessizliğe gömülen basının, “Ceylan niye öldü, onu kim öldürdü” diye sormaya başlaması da, Ankara’nın üç maymun misali, görmez, duymaz, konuşmaz tavrını bozmadı. Genelkurmay’ın “Havan topu atılmadı” açıklaması kimseyi tatmin etmedi; “öyleyse ne” sorusu kara bir bulut gibi havada asılı kaldı.

Küçük kızın havada dağılan vücudunun parçalarını otlardan, ağaçlardan toplayıp otopsi için karakola bizzat taşıyan ailesinin şüphesi doğru mu? Ceylan uçaksavar mermisiyle mi vuruldu? Bugünkü manşetimizde fotoğrafını gördüğünüz Tapantepe Taburu’ndaki uçaksavar mı kilitlendi Ceylan’ın üzerine? Tetiği kim, niye çekti?


Bu sorular, Genelkurmay’ın da, hükümetin de umurunda olmadı. Cevap bekleyen ailenin feryadını Genelkurmay da, hükümet de duymadı.

Tam aksine, bir taburla iki karakolun çevrelediği olay mahalline “güvenli değil” diye savcısını göndermeyen ve Ceylan’ın otopsisini ehil olmayan kişilere karakolun nizamiyesinde yaptıran devlet, sanki olayı unutturmak istermiş gibi davrandı.

Ankara bununla da yetinmedi. Bu kayıtsızlığın, bölge halkında yaratacağı öfkeyi tartamadı ya da daha kötüsü, tartmasına rağmen umursamadı ya da en kötüsü, tartarak kışkırtmaya devam etti, ediyor. Devlet içindeki birileri, adeta bölgede savaşın yeniden kızışmasını istercesine, Kurtuluş’un deyişiyle, “Kürtlerle devlet arasında tamiri imkânsız bir uçurum” oluşmasına çalışırcasına hareket ediyor ve hükümet de ne yazık ki bu durumu hâlâ seyrediyor.


Son olarak, taziye dilemesi gereken aileden hesap soran bir devlet var karşımızda. Güneydoğu temsilcimiz Faruk Balıkçı’nın bugünkü haberinde okuyacaksınız... Kız kardeşinin can verdiği yerde çukur açılmamasından, bacaklarının değil karnının, göğsünün parçalanmasından yola çıkarak “Ceylan’ı mayın öldürmedi” diyen ağabey Rıfat Önkol, bu ifadesi nedeniyle sorguya çekiliyor:

“Mayın olmadığını nereden biliyorsunuz, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde eğitim mi gördünüz?”


Soruyu soran kim? Olay mahalline “güvenli değil” diye gitmeyen, kendisi yerine imamı gönderen Lice Savcısı Mustafa Kamil Çolak. Yani, olayı haber alır almaz, parça parça olmuş vücuduna dokunulmaması talimatını verip derhal Ceylan’ın öldürüldüğü yere gitmesi gerekirken, Şenlik Köyü muhtarına “cenazeyi karakola getirin” buyruğunu veren Savcı. Yolu, Ceylan’ın can verdiği mezraya ancak olayın üzerinden üç gün geçtikten sonra düşen Savcı. “Bu küçük kızı kim öldürdü” sorusu, Taraf’ın konuyu her gün manşete taşıması sayesinde gür bir sesle sorulmaya başlanmamış olsa, bugün Ceylan dosyasını çoktan kapatmış olacağı izlenimi veren bir devlet memuru.

DTP Grupbaşkanvekili Selahattin Demirtaş, Ceylan’la ilgili soruşturmada delilleri kararttığı gerekçesiyle, Lice Savcısı Çolak hakkında dün yaptığı suç duyurusunda, “Ceylan Önkol’un ölümü karşısında suskun kalanlar, görevini ihmal edenler, suçu örtbas edenler, delilleri karartanlar hep birlikte cinayetin failleridir” diyordu.
Demirtaş haklı; hükümet, bu feryada kulak vermeli artık.

Daha önce de yazdık. Başta Ahmet Altan olmak üzere Taraf’tan ve etraftan birçok gazeteci, Ceylan’ın ölümünü engelleyemeyen hükümeti, “bari Ceylan’ın ölüsüne sahip çıkın” diye uyarmaya çalıştı. Nafile... Ne oldu? Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Arınç, İçişleri Bakanı Atalay... Nerdesiniz? Ankara’yı, “Kürt çocuklarının ölümü karşısında sessiz kalıp ailelerinin feryadı karşısında kükreyen” bir başkent olmaktan kurtarmak için daha ne bekliyorsunuz?

Ceylan Önkol’un, bölgede ikinci bir Uğur Kaymaz vakası gibi görüldüğünü yazdı Kurtuluş Tayiz. Hadi onu okumadınız diyelim, bölgeyi hiç mi okuyamıyorsunuz? Ceylan olayının “faili meçhul” değil, “çok failli bir cinayet” olarak algılanmaya başladığını anlamıyor musunuz gerçekten?

TARAF

YAZIYA YORUM KAT