1. HABERLER

  2. HABER

  3. DÜNYA

  4. "Çocuklarım Okula Gitsin İstiyorum"
"Çocuklarım Okula Gitsin İstiyorum"

"Çocuklarım Okula Gitsin İstiyorum"

Türkiye, sâdece Suriye'den gelenler için değil Orta Asya ve Kafkasya'dan gelenler için de büyük bir umut kapısı. Birçoğu Türkiye'ye yasal olmayan yollarla geliyor. Ancak başta eğitim olmak üzere çeşitli haklardan yararlanmak istiyor.

A+A-

“Başımı Örtüp Sokağa Çıkamıyordum”

“Çocuklarım okula gitsin istiyorum, okuma yazma öğrensin istiyorum. İkametimiz olmadığı için çocuklarımı okula gönderemiyorum. 12 yaşındaki kızım Türkçe okuma yazmayı bilmiyor.”.

Bu cümleler Türkiye’de yaşayan Özbek bir anneye ait. Tam ismini güvenlik gerekçesiyle açıklamak istemeyen 38 yaşındaki F. Y. beş yıl önce Özbekistan’dan Türkiye’ye geldi. Ülkesini terk ediş nedenini şöyle anlatıyor:

“Özbekistan’da dinimizi yaşamamıza izin vermiyorlardı. Ben başımı örtüp sokağa çıkamıyordum. Namazımıza, Kur’ân okumamıza, çocuklarımıza Kur’ân-ı Kerîm öğretmemize yasak koymuşlardı. Türkiye’de dini yaşamanın yasak olmadığını duyduk, burada özgürlük varmış, bu yüzden geldik. Elhamdülillah burada mutluyuz.”.

F. Y’nin 12, 17 ve 18 yaşlarında üç çocuğu var. 17 ve 18 yaşlarındaki çocukları Özbekistan’da okula gidiyordu. Ancak Türkiye’ye geldiklerinde ikametleri olmadığı için eğitimlerine devam edemediler. Küçük kızı da kardeşleriyle aynı kaderi paylaştı. O da okula gidemedi. Bu yüzden İstanbul’da muhacirlerin açtığı, sâdece dinî eğitimin verildiği kurslara katılıyor. En küçük kızı 12 yaşındaki T. Y. Türkçe okuma yazma bilmiyor. Anne F. Y. çocuklarının Türkiye okullarında okumalarını, okuma yazma öğrenmelerini ve eğitim almalarını istiyor.

“Çocuklarım Okula Gidiyor Ama Resmî Değil”

Bir başka Özbek göçmen E. F. ise 35 yaşında... Dört çocuğu var. Biri 9, biri 6, ikizleri ise 3 yaşında. İki çocuğu Özbekistan’da doğdu, ikizleri Türkiye’de. O da benzer nedenlerle 2012'de geldiğini anlatıyor. İlk geldiklerinde ikamet alabilmişler. Ancak altı aylık ikamet süreci bitince yeniden alamamışlar. E. F’nin 9 ve 6 yaşlarındaki çocukları okula gidebiliyor. Ancak resmî olarak değil:

“Biz ilk geldiğimizde ikamet almıştık ama süresi geçti. Üç okul gezdik. Hiçbiri ikametimiz olmadığı için çocukları almadı. En son gittiğimiz okul müdürüne yenisini çıkaracağımızı söyledik. Okul müdürü merhamet etti, çocuğumuzu okula kabûl etti. Öğleye kadar burada muhacirlerin gittiği kurslarda Kur’ân-ı Kerîm eğitimi alıyor, öğleden sonra kendi okuluna gidiyorlar. Ama okula resmî olarak kayıtlı değiller, sâdece okula gidip geliyorlar. Resmî olarak karne ya da diploma alma şansları yok.”.

“Ülkemizde Baskı ve Zulüm Var”

E. F. birkaç kez ikamet almayı denediklerini ancak alamadıklarını söylüyor. Çocuklarının üniversite eğitimi almasını istiyor. Üstelik burada dünyaya getirdiği ikizlerinin kimlikleri yok. Özbekistan konsolosluğuna gidip kimlik alamıyor. Giderse ülkelerinden kaçtıkları için kendilerine kimlik verilmeyeceğini söylüyor. Hâlâ memleketinden akrabaları olduğu için kimliğini açık etmekten de korkuyor. E. F'nin talepleri şöyle:

“İkamet belgesi istiyoruz çünkü çocuklarımızın resmî olarak okula gitmesini istiyoruz ama alamıyoruz. Suriye’de savaş olduğu için Suriyelilere bazı haklar veriliyor. Bizim ülkemizde savaş yok ama ülkemizde baskı ve zulüm var. Bundan sonra dönersek bizi uçaktan iner inmez direkt hapse atarlar. Zâten gitmek de istemiyoruz. Bize ikamet verilmesini istiyoruz.”.

Türkiye Bir Göç Ülkesi

Türkiye özellikle Kafkasya, Orta Asya ve Doğu Türkistan’dan yoğun göç alıyor. Ekonomik nedenlerle gelenler de var ancak büyük bölümü ülkelerindeki baskı, şiddet ve dinlerini özgürce yaşayamadıkları için Türkiye'yi seçmiş... İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün 2015 yılı raporunda, Özbekistan'da dinlerini yaşamak isteyen insanların hapse atıldığı belirtiliyor. Yaklaşık 12 bin kişinin “aşırıcılık”, “anayasaya aykırı hareketler” gibi suçlardan hapse atıldığı kaydediliyor.

Eğitim tek sorunları değil. İkamet belgeleri olmadığı için hasta olduklarında hastanelere de gidemiyorlar. Sağlık hizmeti alamıyorlar. Eczanelere gidip yarım Türkçe ile dertlerini anlatmaya, eczacının verdiği ilacı kullanarak tedavi olmaya çalışıyorlar. Çalışma izinleri olmadığı için günlük ağır işlerde iş bulabiliyorlar.

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Adım Bekliyorlar

Türkistan Derneği Başkanı Burhan Kavuncu, Türkiye’de Orta Asya ve Kafkasya'dan gelen göçmenlerin sayısının 100 binden fazla olduğunu tahmin ettiklerini söylüyor. Net rakamı vermenin ise çok zor olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü büyük çoğunluğu yasa dışı yollarla geliyor. Dernek 10 bin aileyle ilgileniyor, onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Burhan Kavuncu, bu ailelerin çocuklarının eğitimi ile ilgili ciddi sorunları olduğunu söylüyor:

“Daha çok dinî sebeplerle gelenler bizimle irtibat kuruyorlar. Bu ailelerin çocukları eğitimden mahrum kalıyor. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) çok duyarsız davranıyor. Aslında İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, bu çocukların durumuna duyarlı davranmıştı. Bu ailelerin çocuklarının okullara misafir öğrenci olarak kabûl edilmesi için İstanbul’daki bütün ilçe milli eğitim müdürlüklerine yazı gönderdi. 2015-2016 öğretim yılına kadar da iki yıl boyunca bu ailelerin çocukları okullara misafir öğrenci olarak kabûl ediliyordu. Yani çocuklar resmî olarak kayıtlı değiller, karne ve diploma alamıyorlar ama en azından okula gidip eğitim alıyorlardı. Bu geçici bir çözümdü. Ama 2015-2016 öğretim yılında MEB bunu da kaldırdı. Bu çocuklar mağdur oldu. MEB’in kaldırış gerekçesi bu imkânın yasadışı oturmalara kolaylık sağlayan bir uygulama olduğu iddiasıydı. Biz Ankara’ya başvurduk ama bir cevap alamadık. Sonuçta çocuklarını okula gönderen bir aile yasadışı bir faaliyette bulunmaz hem de bu yolla bu aileler de kayıt altına alınmış olur.”.

“İade Edilenler Hapse Atılıyor”

Buhan Kavuncu, Orta Asya ve Kafkasya'dan gelen göçmenlerin geri gönderilme korkusuyla da oturma izni için başvuramadıklarını söylüyor:

“Geldikleri ülke istihbaratlarının ihbarları sonucu bu kişilere tahdit kodu konuluyor. Daha önce birkaç kişi Göç İdaresi'ne oturum uzatma için gittiğinde tahdit kodu nedeniyle ülkelerine iade edildi. İade edilenler hapse atılıyor. Bu korkuyla bazıları, oturum uzatmak için ilgili yerlere gitmeye korkuyorlar.”.

Al Jazeera, Kavuncu'nun da dile getirdiği eğitim talepleriyle ilgili görüş almak, bu konuda bir planları olup olmadığını öğrenmek için Milli Eğitim Bakanlığı'na başvurdu. Ancak sorularına bir yanıt alamadığını söylüyor.

“Baskıdan Kaçıyorlar”

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkan Yardımcısı İbrahim Ergin de, Orta Asya ve Kafkasya'nın Sovyet Rusya tarafından uzun yıllar yönetilmesi sonucu dinî ve kültürel baskı altında yaşadıklarını hatırlatıyor. SSCB’nin çöküşünün ardından da bu baskının devam ettiğini belirtiyor. Ergin, dinî gereklerini yaşayamayan ve baskı gören kişilerin Türkiye gibi ülkelere kaçtığını anlatıyor:

“Orta Asya ve Kafkasya'daki ülkelerde dinini ve kültürünü yaşamak isteyen insanlar rahatsız ediliyorlar, haksız suç isnatları ile işkence dolu hapis cezası çekiyorlar. Buralarda polis hâkim güçtür, hukuk devleti ilkesi yoktur, kaderini polis belirler, istihbarat etkindir, devlet mal varlığına el koyabilir, mülkiyet garantisi yoktur, halk korku ile yaşatılmaya mahkûm edilmiştir. Örneğin Tacikistan'da câmîye (18) ve hacca (35) gitme yaşı vardır, sakal bırakmak, kadınların başını örtmesi yasaktır, siyasî muhalifler başka ülkelere gitse bile orada öldürüyor.”.

Diğer Mülteciler de Haklardan Yararlanmak İstiyor

Türkiye, Suriye'deki savaş nedeniyle beş yıldır, Orta Asya ve Kafkasya'dan ise 20 yılı aşkın süredir göç alıyor. Yani sâdece Suriye'den gelenler için değil Orta Asya ve Kafkasya'dan gelenler için de Türkiye büyük bir umut kapısı. Suriyeliler kitlesel göçle geldikleri için Türkiye art arda onları koruyan yönetmelikler çıkardı. Ancak ülkelerindeki baskıdan kaçarak daha özgür bir hayat için diğer ülkelerden Türkiye'ye gelen mülteciler bu haklardan yararlanamıyor. Onlar da sisteme kaydolmak ve haklardan yararlanmak için gerekli düzenlemeler bekliyorlar.

Kaynak: Al Jazeera

HABERE YORUM KAT