1. HABERLER

  2. HABER

  3. Çocuklar da İşkence Mağduru
Çocuklar da İşkence Mağduru

Çocuklar da İşkence Mağduru

Uluslararası Af Örgütü Londra’da hak ihlalleri yaşanan ülkelerle ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Örgüte göre Arap dünyasında da sistematik işkence devam ediyor.

A+A-

 İnsan hakları ihlallerinin yaygın olarak Suriye, Mısır ve Irak’ta artış gösterdiğinin altı çizildi. Uluslararası Af Örgütü’ne göre Suriye’de yaşanan durum korkunç ve işkence ülke geneline yayılmış durumda. Ülkedeki durum ayaklanmanın başladığı, Mart 2011’den bu yana hayalleri bile zorlayacak bir dereceye gelmiş.

Örgüt kendilerine ulaşan haberlerde binlerce kişinin işkence sonucu cezaevlerinde hayatını kaybettiğini ve işkencelerin büyük kısmının silahlı güçler tarafından yapıldığını duyurdu.

Sistematik işkence

Uluslararası Af Örgütü, Suriye’de muhaliflere karşı uygulanan işkencenin rutin bir hal aldığını ve küçük yaştaki çocukların bile bu işkenceye maruz kaldığını vurguladı.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika sorumlusu Philip Luther Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, örgütün Suriye’deki suçları belgelendirdiğini ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ile de bu konuda ortak çalışmalar yapıldığını söyledi.

Luther’e göre, BMGK’nin Suriye dosyasını Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne havale etmesi için elinde hala bir fırsat var.

Arap İnsan Hakları Örgütü Genel Müdürü Muhammed Cemil, Roma Antlaşması'nın, işkenceyi "savaş suçu" veya "insanlığa karşı suç" kapsamında değerlendirdiğini söyledi. Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin bu suçu işleyenlere en fazla 30 yıl hapis cezası öngördüğünü ifade eden Cemil, bu cezanın işkencenin boyutuna göre ömür boyu hapis cezasına kadar çıkabileceğinin altını çizdi.

Cemil, Arap ülkelerinin işkenceyi suç kabul ettiğini, bunun ölüme sebebiyet vermesi halinde bu suçu işleyenlere idama varan cezalar verildiğini hatırlattı. Fakat buna rağmen bu ülkelerde işkencenin sistematik şekilde sürdüğünü söyleyen Cemil, örnek olarak Suriye ve Mısır’da yaşananları gösterdi.

Irak’ta ise Uluslararası Af Örgütü’nün tespitlerinin olduğunu işkence ve kötü muamelenin çok geniş bir şekilde sorgu odalarında ve hapishanelerde uygulandığını vurguladı. Cemil'e göre, ellerinde 2010-2012 yılları arasında 30 kişinin işkence sebebiyle öldüğünü ortaya koyan belgeler var.

Mısır’da olumlu hiçbir adım yok

Mısır’la ilgili olarak ise Uluslararası Af Örgütü’nün elinde 2011 yılındaki devrim sırasında güvenlik güçlerinin göstericilere karşı işkenceyi bir silah olarak kullandığı yönünde raporlar var. Bir protestocu kadının aynı yıl, ordu yönetimdeyken gözaltına alınıp, bekaret testine tabi tutulduğunu ortaya koyan rapor da mevcut.

Uluslararası Af Örgütü, Mısır’da mevcut yönetim tarafından hazırlanan “Yeni Terör Kanunu” ile ilgili olarak da uyarıda bulundu. Örgüte göre yeni kanunun cumhurbaşkanının onayından geçmesi halinde ülkede işkence ve insan hakları ihlallerinin önü açılacak ve bu ülke açısından tam bir yıkıma sebep olacak.

Philip Luther ise Mısır hükümetinin yaşanan hak ihlalleri ve sorgu merkezlerinde uygulanan işkencenin durması için kendileri ile hala ciddi bir çalışma içerisine girmekten kaçındığının altını çizdi.

Mısır’da savcıların bağımsız olduğu yönündeki iddiaları reddeden Luther, hükümetin cezaevi, karakol ve sorgu merkezlerinde uygulanan işkence ile ilgili soruşturma açmadığını söyledi.

Uluslararası Af Örgütü Genel Başkanı Salil Shetty, ülkede aralarında Al Jazeera muhabirlerinin de bulunduğu gazetecilere yönelik tutuklamaların devam ettiğini ve bunun utanç verici olduğunu ifade etti. Shetty’ye göre tutuklu gazeteciler vicdan ve ifade özgürlüğünün esiri durumundalar.

Tunus’taki durum

Suriye, Mısır ve Irak’taki kötü duruma rağmen devrimin yaşandığı bazı ülkelerde iyiye doğru bir gidiş de yok değil. Uluslararası Af Örgütü’ne göre Tunus’ta yaşanan devrimin ardından kurulan hükümet, işkencenin engellenmesi için önemli adımlar attı. Mesela bazı bölgelere yönelik işkenceyi suç kapsamına alan özel kararnameler yayınlandı. Ülkede hükümetin yeni olması bazı adımların yavaş atılmasına neden oluyor. Fakat buna rağmen Adalet Bakanlığı nezdinde bazı çalışmalar devam ediyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün son araştırmasına göre, dünya nüfusunun yaklaşık olarak yarısı gözaltındayken işkence görmekten korkuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 80’i işkencenin önlenmesi için daha katı kanunlara ihtiyaç olduğunu söyledi.

BM Sözleşmesi

Örgüt yayınladığı raporda birçok ülkeyi ikiyüzlü olmakla suçladı. Bu ülkeler, bir taraftan işkenceye karşı olduklarını açıklarken, diğer taraftan Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1984 yılında hazırlanan 'İşkence ve diğer insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya karşı sözleşme’ye imza atmıyor.

134 devletin taraf olduğu sözleşme işkenceyi uluslararası bir suç olarak tanımlayarak taraf devletleri bu suçu önlemekle ve faillerini cezalandırmakla sorumlu tutuyor. Sözleşmeye göre, işkenceyi haklı göstermek için ne istisnai koşullara başvurulabilir ne de bir işkencecinin suçu emir altında işlemiş olduğuna dair savunması haklı bulunabilir.

Sözleşme çerçevesinde oluşturulmuş olan denetleme kurumu, taraf devletlerin raporlarını inceler, onay vermiş olan devletlerin vatandaşlarının bireysel şikâyetlerini kabul eder ve değerlendirir. Ayrıca işkence uygulamasının ciddi seviyede ve sistematik olduğunu düşündüğü ülkeler hakkında soruşturma başlatabilir.

Aljazeera

HABERE YORUM KAT