1. YAZARLAR

  2. Mine Alpay Gün

  3. Çocuk ve oruç
Mine Alpay Gün

Mine Alpay Gün

Yazarın Tüm Yazıları >

Çocuk ve oruç

A+A-

Oruç en fazla çocukları etkileyen bir okul. Hangimiz en lezzetli oruçları çocukluğumuzda bırakmadık ki.

O muhayyel çağ, minik yüreklerin kelebek kanatları ile kaydettiği nice güzelliklerle parıldamakta.

Mukabele okuyan hafız hanımı dinleyen, çocuğunu yanında getirmiş genç anne ona müthiş bir eğitim vermekte.

"Ana okulu" asıl burada başlamakta.

Belki minik, elde kalem bir boyama kitabı ile uğraşmakta.

Ama kulağında ipekten ayetler:

Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver.

Benim işimi kolaylaştır

Dilimden düğümü çöz.

Sözümü iyi anlasınlar."

Küçük kalbin sahibi mektebe başlamadan, evrensel Kur'an okulundan nasiplenmekte.

Peygamberlerin kıssasını çok sevmekte kızım, diyor anne.

Her gece yatarken çocuk kitaplarından okumaktayım.

Salih Aleyhisselamı, Nuh'u, Lut' u anlattığını.

Şimdiki anneler de akıllı.

Çocuklar da çok şanslı.

Uzun yaz Ramazan'ında patates çuvalını sırtlayıp sakat kalan annelerin iş bitirmek için emdikleri süt, yeni nesillerin burnundan gelmemekte.

Ya da elli beşindeki kayınvalidenin, yanında seksenlik annesi ile nasıl böyle yaşıt gibi durduğunu, tutmayan dizlerini göstererek açıklamakta:

"Yeni gelindim. Tarlada orakla ekin biçiyoruz. Böyle de değil, çok acımasız sıcaklar.

Güneş tepemizde. Akşam sanki bir asırlık yoldan çıkıp gelemezdi. Serap görürdük, su sesi duyar, sağımıza solumuza bakardık. Turuncu buharlar çıkardı başımızdan. Her yan toz ve keskin sıcaktı. Şimdi makineler yapmakta insanların işini."

Bir başkası: "çocukları mukabeleye, teravihe götürmek mi, kendimiz gidemezdik ki, onları nasıl götürelim. Şimdiki anneler de, çocukları da şanslı.

Ramazan demek, ağır işlerle yarışmak demekti.

Kucağında bebeğini sallayan gelin, fatiha ile ninni söylemenin keyfini çıkartıyor.

Sahurlara mutlaka küçük kızını uyandırdığını.

O huşu renkli atmosferden manevi gıdalandırdığını.

Üç yaşında baleye, folklora gidiyorsa çocuklar, camiye de gitmeli deyip, teravihlere götürdüğünü.

Hatta bazen işi gücü bırakıp, bulaşıkları yemeği unutup, onun manevi eğitimi için sabah namazları Eyyub Sultan'a gittiklerini anlatmakta.

Hakka suresi okunurken, anne nasıl iyi bir nesil yetiştirebilirim, onun derdinde.

Eskiden yaşlılar hacca giderdi.

Şimdi çoluk çocuk, bebek, ergen; aileler çocukları ile birlikte hacca gitmekteler.

Bu en anlamlı yeri, ziyaret etmekteler.

Akşam teravihde baktım da, şuurlu anneler çocuklarını getirmişler, onlarda bir bahçe gibi koşturmaktalar camide.

Belki yaşlılar biraz başları ağrıdığından, selamlar selamlamaz "susturun şu çocukları"diye bağırmaktalar.

Oysa o çocuklar orada ders görmekteler.

Meleklerle köşe kapmaca oynamaktalar.

Cebrail aleyhisselam uzanmış, onlara cennetten nar koparmakta.

MİLLİ GAZETE

YAZIYA YORUM KAT