Cıvata da atar, meme de yapar

17.06.2009 15:05

Ümit Kıvanç

Galiba televizyonu öyle birdenbire açmamak lâzım. Spikerin sesi direkman TRT izlenimi uyandırıyordu, en azından söylediğinde ciddidir diye düşünmek için sebep vardı. Şunu deyiverdi, pat diye: “Silahlı Kuvvetler’in hukuka bağlılığının altı çizildi.”

Lokmam boğazıma takıldı, bir elim su bardağında öbürü şişede, kalakaldım mı öyle...

12 Eylül’ün sıkıyönetimli günlerinde “halkı telaş ve heyecana sürükleyecek” haberler yasaklanmıştı. O zaman zart zurt etmiştik. Bir bildikleri varmış. Yine yasaklanması sanırım en doğrusu olacak. Zira meselâ o an için televizyonu açmak dışında en küçük bir suç işlememiş bir naçiz köşeyazarı, yemek masası başında feci şekilde can verecekti; anlatıyorum işte birinci ağızdan.

Ne demek ya ordunun hukuka bağlılığının altının çizilmesi? Ne olacak şimdi? Ağlayıp dövünmemeli mi şimdi bu yüce millet?

Açtım, birkaç sağduyulu dostuma danıştım. Hepsi telaş ve heyecana sürüklendi. Aşağı yukarı aynı tepkileri gösterdiler. Önce, “Yok canım, olur mu öyle şey?” veya “Çizilir mi hiç yahu, kim çizebilir?” gibi soru cümleleriyle konuya ısınmaya çalıştılar. Fakat yemin billah az önce TRT’den duyduğumu tekrarlayınca, sesleri koyulaştı, zannederim derin endişe ve teessür duygularına kapıldılar, arada kısa boşluklar bırakarak, “Yaa, demek çizilmiş...” dediler.

Tabiî afetle pekâlâ karşılaştırılabilecek bu olağanüstü halde, elbette sadece sağduyuya bağlılıklarından değil aynı zamanda sorun çözücü kişiliklerinden de kimsenin şüphe duyamayacağı tipleri seçmiştim aramak için. Kısa sürede “peki, ne olacak şimdi?” moduna sıçradılar. Biri, “Canım, toparlarlar,” dedi kısa yoldan. “Önce astar, sonra pasta cilayla hallolur o. Çizik mizik kalmaz.” Bir başkası, o kadar kolay hallolmayacağı görüşündeydi. “Hayır, üstü çizilse çaresi var da, altı çizilmiş, o kötü,” dedi. İtiraf edeyim ki teknik bilgim yeni başlayanlar düzeyinde olmasına rağmen ben de bu ayrıntıya takılmıştım. Çünkü altı çizilmişti. Valla ilk anda ben de dedim içimden (lokmayı zar zor yuttuktan sonra), üstü çizilse sorun değildi ama altı çizilmiş, kötü, dedim.

Yana yakıla aradığım ahbaplardan biri, hem sağduyulu hem bilgili ve pratik hem de tedbirli olduğundan, bir yandan benimle konuşurken bir yandan şöyle bir zaplayıverdi ve sözkonusu cümlenin aslında Genelkurmay’ın günde iki baskı yapan açıklamasında geçtiğini belirledi. Fakat bu sadece teessürümü artırmaya yaradı.

Tamam, hiçbir şeyimiz düzgün değil ama sonuçta biz de bu ülkede yaşıyoruz. Ben artık ordusunun hukuka bağlılığının altı çizilmiş bir ülkenin vatandaşıyım. Telefondaki ahbabımın dediği gibi, üstü çizilse aldırmazdım. Kaç defa çizildi, gördük, bir şey olmuyor. Fakat bu defaki..? Yani zor tabiî... Çok zor.

Ayrıca, çizildiyse niye açıklıyorsunuz? Devlet sırrı diye bir şey var. Bu olmayacaksa ne olacak devlet sırrı?

Hakikaten bu çizik nasıl bir şey acaba? Gece tinerci çocuklar falan da yapmış olabilir. Sanırım genelkurmay askerî savcılığı bu meseleyi de şıp diye aydınlatacaktır. Gerçi belgenin orada hazırlanmadığına dair izlenim edinmişler fakat şüphesiz gerçekler kriminal inceleme sonucunda ortaya çıkacaktır. Şahsen, memleketimizin ezcümle gerçeklerinin kriminal inceleme neticesinde ortaya çıkması taraftarıyım. Zaten bizim gerçeklerimiz başka türlü çıkmaz. Fakat bunun için önce belgenin askerî savcılığın eline geçmesi gerekir. Şunu oraya buraya kim yolluyorsa bir kopya da savcılığa verse baştan; olmaz mı?

Hayır, askerî savcılık da haklı. Günlükler de orada yapılmamıştı. Aktütün belgeleri de sahteydi. İl il, kasaba kasaba yediden yetmişe fişlemeler de, zinhar, iftiraydı. Batı Çalışma Grubu, başkentteki bir üniversitenin kurduğu sertifika programının adıydı. Cumhuriyet Çalışma Grubu, cumhuriyet kuracak başka ülkelere yardım amacıyla dışişleri bakanlığının açtığı bir kurstu. JİTEM yoktu, hiç olmamıştı, yurdumun üstünde tüten en son ocak sönene kadar olmayacaktı. İntihar eden albay kahramandı. O da o ocak sönmedikçe kahraman kalacaktı. Toprak altından çıkanlar düpedüz boruydu. Arazi herkese açıktı. Bir tek iyi çocukları esirgeme kurumu başkanı çıkıp “geceyarısı internet muhtırasını ben yazdım” dedi; buna da niyeyse pek çoğumuz inanmıyor.

Valla pasta cila filan yetmeyebilir. Kriminal inceleme sonucunda ortaya çıkarabildiğim gerçek bu. Lâkin tabiî önce belgenin elime ulaşması lâzım.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim