1. YAZARLAR

  2. Cemile Bayraktar

  3. Çıplaklık kadınları özgürleştirmez, esir eder!
Cemile Bayraktar

Cemile Bayraktar

Yazarın Tüm Yazıları >

Çıplaklık kadınları özgürleştirmez, esir eder!

A+A-

 

FEMEN, Ukrayna’da feminist temeller üzerine kurulmuş, özellikle seks turizmine tepki veren, Ukraynalı kadınların mevcut imajından rahatsız olan -sıkı durun- bu kadınların kültürel ve manevi değerlerine önem veren aktivist bir grup. Buraya kadar bir sorun yok ama gelin görün ki tüm bu saliklerle yola çıkan FEMEN’in eylemleri “çıplak kadınlardan” müteşekkil. Vücutlarının belden yukarısını tamamen soyarak eylemlerde bulunuyorlar. Bundan maksadın “dikkat çekmek” olduğu söyleniyor oysa burada tam manasıyla karşı oldukları çirkin realiteleri canlı tutacak bir durum mevcut. Tam olarak bu ne perhiz durumu…

femen_ciplaklik-beni-ozgurlestirmez.jpg

Feminist değilim, Müslüman bir kadın olarak eşitliğe değil adalete inanıyorum zira eşitlik her koşulda adalet yaratmaz ancak adalet her koşulda adalet yaratır. Eşitlik bir sorun çözme yöntemi değil salt modern bir kurgudur oysa adalet “hakkı sahibine teslim etmesi sıfatınca” sorun çözücüdür. Feminizme tümden karşı da durmuyorum, feminizm bir sonuçtur ve o sonuçları ortadan kaldırmadan feminizme tü kaka diyemeyiz diye düşünüyorum.

Geçtiğimiz günlerde Tunuslu bir kadın olan Amina, bedeninin üst kısmını tamamen açmış, dudağında kırmızı ruj, elinde dumanı tüten bir sigara ve göğüsleri üzerine Arapça harflerle “Kahrolsun ahlak kurallarınız” yazılmış bir şekildeki fotoğrafını sosyal ağlarda paylaştı. Kendisine FEMEN’den ve feministlerden büyük destek geldi. Öyle ya Müslüman ülkelerdeki örtülü kadınlar kurtarılmayı bekleyen esirler; Batılı laik ülkelerdeki kadınlar kurtarılmış kadınlardı! Amina’nın bu tavrı (kurtarılmayı bekleyen kadın imajı) tam olarak bu işgal bahanesine çanak tutacak cinsten bir tavır.

Aklınıza birçok soru gelebilir, mesela “Çıplaklık pornografik midir?” Çıplaklık her durumda pornografik olmayabilir ama çıplaklığı estetize edip, ruj ve sigara gibi materyaller ile şuh bir hale sokarsanız evet pornografik bir hal alır. Peki, seks işçiliğine karşı kadınları savunanlar, bedenini pazarlayan bu tavrı hangi dinamiklerle savunabiliyor?

Tunuslu Amina’nın durumunu, FEMEN’in ona verdiği desteği ve FEMEN’in “Üstsüz cihad çağrısını” –ki tam manasıyla bir sapkınlık örneği- basın-medya servis ediyor. Yıllarca Müslüman kadınlar Tunus’ta totaliter laik bir zulmün esiri olarak yaşadı, konuyla ilgili bir haber okuduk mu? Hayır! Oysa Amina günlerdir servis ediliyor… Seküler ahlak -ki ahlâkı var mıdır tartışılabilir- için örtünme hakkı kadın hakkı değilken örtünmeme hakkı kadın hakkıdır. Yıldız Ramazanoğlu,Bağdat Fragmanı ve İşgal Kadınları kitaplarında derinlemesine bir şekilde Batı’nın, Doğu’yu işgali bahanesinde “kurtarılmayı bekleyen kadınları nasıl kullandıklarını” konu ediniyor. Batı; Afganistan, Mali, Irak gibi ülkelere girerken, Batılı basın kurtarılmayı bekleyen kadınlardan bahsediyordu. (Fransa, Mali’ye girmeden 3 gün önce BM: “Malili kadınların geleceğinden endişe ediyoruz.”) Oysa şimdi o kadınların bir kısmı tecavüz mağduru, bir kısmı tecavüz bebeklerinin annesi, bir kısmı dul, bir kısmı yetim, bir kısmı ise yaşamıyor. Şimdi aynı tutum Tunus’ta İslamcı Gannuşi yönetimine karşı servis ediliyor.

Fundamentalizm diye bir kavram var, oldukça iş görür bir kavram, Müslümanların “korkulası varlıklar” olduğu iddiasını canlı tutmak için kullanılan, aslında “aşırıcılık” gibi bir manası olan, Hıristiyanlık, Yahudilik için ve hatta Arakan’da katliam yapan Budistler -tüm Budistler değil elbet, katliama destek olanlar- için bile kullanılabilir ancak fundamentalizm İslam ile birlikte anılıyor ve ona yapıştırılmaya çalışılıyor. S. Sayyid, Fundamentalizm Korkusu kitabında, bir takım Batılı yazarların fundamentalizmi İslam ile birlikte anmakla yetinmediklerinden, İslam dünyasından radikal gruplarla birlikte andıklarından ve fundamentalizmin “kadının bedenini kontrol altına almaya çalışan” bir proje olarak tanımladıklarından bahsediyor. Hatta Sahgal, Yuval-Davis gibi isimlerin fundamentalizmi bir şekilde feminizmin ilerleyişine tepki olarak yorumladıklarından bahsediyor.

Soyunarak eylem yapmak, pornografik, konunun temasını cinsellikle örten, altında başka sosyo-psikolojik nedenler yatan sorunlu bir tutumdur. Dolayısı ile pornografik nüvelerle kadını aynı çizgiye sokan kadınlar, bence hiç kadın hakkı diye ağlamasın, zira hakkını ararken kullandığı yöntem hatalı, bu yöntem karşı olduğu “kadının cinsel obje gibi gören” zihniyetin gözüne ziyafet çeken türden. Göğüslerine “kahrolsun ahlak kurallarınız” yazan Tunuslu Amina – ki kendisi bende bir Fadime Şahin imajı oluşturdu- modern dünyada kadının kendini kendi eliyle pespaye etmesinin ve feminizmin çıkmazının, hatalı yöntemlerinin son örneği… Yarı çıplak eylem yapmak “Ben kadın, cinsel obje, et yığınından başka bir şey değilim” demektir, fikri örtmektir, böyleleri Müslüman kadınlardan önce kendi zihnilerini kurtarsınlar.

Müslüman kadınların, FEMEN’in “Üstsüz Cihad Çağrısı”na cevaben açılan Facebook grubuna “Muslim Women Against FEMEN” (FEMEN’e Karşı Müslüman Kadınlar), “Çıplaklık bizi özgürleştiremez” mektubuna ve eylemlerine şuradan ulaşabilirsiniz: http://www.dipnot.tv/ciplaklik-bizi-ozgurlestirmez-musluman-kadinlardan-femene-mektup/

Bir grup Müslüman kadının da dediği gibi: “Biz Müslüman kadınlar olarak sizin sömürgeci ve ırkçı “kadınları özgürleştirme” saçmalıklarınızdan bıktık… Kurtarılmaya ihtiyacımız yok. Zira çıplaklık özgürlük değildir.”Aynen öyle, önce kendiniz kurtarın, isterseniz biz sizi de…

Öte yandan Tunus’ta bazılarının Amina’nın kırbaçlanmasını ve bazılarının da Amina’nın recm edilmesini teklif ettiği haberleri geçiyor. Elbette bu durumda Amina’nın kırbaçlanması yahut recm edilmesi gibi bir durumun da karşısındayız. Modern vahşete sevimli görünmek için değil elbet şer-i hukuka göre böyle bir had uygulamanın mümkün olmaması nedeniyle. Nitekim Kuran-ı Kerim’de “recm ayeti” diye bir ayet yoktur.

DERİN DÜŞÜNCE

 

YAZIYA YORUM KAT